belki biraz bencilce gelebilir ama gerçekten hayatını etkileyecek meseleler dışında ''önce ben'' felsefesiyle yaşamak çok daha kolay. ölüm kalım meselesi olmayan şeyler için kimsenin zihninde habersizce cirit atmasına gerek yok. niye kendi filminin başrolünü figürana teslim edesin ki?
az kendini gazla, harç bitti yapı paydos de, hadi eyvallah.
ecdadımızın dilini unuttular, bir haftada öğrenirsiniz diye hamaset kasmaya gerek yok. şu devirde osmanlıca bildiğin nostaljik hobi ya da akademik bir branştan ibaret. 1 haftada öğrenilen en büyük vizyon olsa olsa mezar taşı okumak falan olur. realistlik önemlidir.
bi gıdım açıklama yazılsaydı da işin aslını öğrenseydi diğer yazarlar da dediğim başlık. okuyorum sabahtan beri, sosyal medya platformlarına e-devlet üzerinden giriş yapılacakmış.
bu 15 yaş altı olanlara sosyal medya yasağı falan değil, temiz toplum yalanıyla herkesin ifade özgürlüğüne parmak sallamak. sosyal medya yüzünden mi çocuklar sapıtıyormuş? eee, farklı browserlardan ulaşılabilen türlü türlü içeriklere ne olacak? oraları nasıl kontrol altına alacaksın?
internetin komple fişini çekmeden çok boş işler bunlar. aktif kaç sözlük var mesela? hadi 4 diyelim. ata hepsinin başına 3er tane vardiyalı çalışacak adam, siyasi ya da sapıksal başlıkları kontrol etsin, e-devlet üzerinden giriş yaptığın için şak diye bazılarının avucunun içindesin. sıkıyorsa sert sert eleştir bakalım bundan sonra.
fragmanda garth ennis için sadece creator of the boys diyor ama bunun sebebi the boys'un daha geniş kitleye ulaşmış olmasıdır. ben okumadım ama crossed da garth ennis'e ait ve çok vahşi bir çizgi roman olarak biliniyor. tek bilgim bu. kesin kezo yosun biliyordur da neys... filmin yönetmeni rob jabbaz. (bkz: the sadness) kuuus.
hikaye kısaca şöyle: dünyada bir salgın patlak veriyor ama virüsü kapanlar zombiye falan dönüşmüyor, akıllarını kaybetmiyorlar. sadece içlerindeki tüm ahlak, vicdan ve acıma duygusu yok oluyor. yani filmde kopmuş zombikolar değil, bilerek korkunç şeyler yapan insanlar var. hikaye de hayatta kalmaya çalışan insanların mücadelesini anlatıyor. benzer örnekleri var mı var ama fragman çok havalı ya:
google'ın belirttiğine göre, sputnik 1'in fırlatılması ve dış uzay antlaşması'nın tarihsel önemi maksatlı 4-10 ekim tarihleri arasında gerçekleşen etkinlik.
keşke kutlama için yeryüzündeki bazı gereksizlerin kıçına roket sok ayy takılsa da öyle kutlansa dedirten...
bu film tutmaz, en başta onu söylemek lazım ama yabancı influencer tayfasının filmi izleyip çok etkilenmiş gibi yapması ve benim başıma gelir mi acaba tribiyle etkileşim kasmaya çalışacak olması çok muhtemel. konusu kısaca şöyle: bir influencer kezorella, işinin arka planını belgesel haline getirmek için kopenhag'a gidiyor ve orada maskeli bir sapık tarafından avlanmaya çalışılıyor. psikolojik korku-gerilim işte...
filmin sonunda, canlı yayında öldürülürse falan etkili olabilir. tabii böyle şeylere karşıyız, hikaye açısından bakıyorum ben. fragman koymayacağım, canım istemedi.
feriştah odasındayken telefonuna bir mesaj geldi. ekranı açıp videoyu izlemeye başladı. çete binasındaki kamera kayıtlarından simbiyot'un hareketini ilk başta tam algılayamadı. ancak görüntüyü tekrar incelediğinde, yaratığın sinek as'ı öldürdüğü odanın kapı altından sızdığını fark edip şoka girdi. as'ın böyle bir dönüşüm geçireceği aklının ucundan bile geçmemişti!
öfkeden deliye dönerek telefonu duvara fırlattı ve odadaki eşyaları tekmelemeye başladı. sonra bir anda durdu, derin bir nefes aldı ve sakinleşti...
bu denli tehlikeli bir varlıkla baş edebilecek kişi hemen aklına gelmişti. o kişi tabii ki queen ravenna'ydı! araları pek iyi olmasa da ravenna, scarlet witch'ten bile beter bir cadıydı ve dünyanın en büyük kristal mağarası olan naica'nın o boğucu derinliklerinde yaşıyordu. hiç vakit kaybetmeden eşyalarını toplayıp geri dönmeye karar verdi. acilen ravenna'yla iletişime geçmeliydi.
lobiden ayrılırken telefonuna düşen yeni bildirimle duraksadı. sinek as'ın, kartelin ana binasındaki tüm çete üyelerini paramparça ettiği görüntüleri görünce hem korktu hem de sinirden deliye döndü!
otelden çıkacağı sırada, o aceleyle bir kadınla çarpıştı. yüz yüze geldiklerinde ise kadının gina olduğunu fark etti. gina birkaç adım geriye çekilerek dehşetengiz bakışlarla feriştah'ın yüzüne baktı ve mıknatıs diye bağırdı. feriştah bir an afalladı, onu nasıl tanınmıştı? kahretsin ki feriştah aceleyle otelden ayrılırken kılık değiştirmeyi unutmuştu! ancak hiç vakit kaybetmemesi gerekiyordu. kızlarla mücadele etmemek için valizini bırakarak kaçmaya başladı…
mıknatıs, sinek as için planım hazır. ekibime dahil olacak yazarla çoktan iletişime geçtim bile. simbiyot dediğin nedir? taş çatlasın 2 bölüm daha dayanabilir. arkadaşınızı sağlam kollayın!
çok eskidenmiş sanırım facebook infosuna "bilmem ne sözlük yazarı" diye yazıp kendince forslanmak. herkes bulunduğu ortamın sağladıklarını, yönetim el atmadığı sürece istediği şekilde kullanmakta özgür. kaldı ki burada birkaç kişi hariç hiç cahil insan yok. sadece hayat motivasyonlarımız farklı hepsi bu. birini okumadan pas geçmek ya da direkt engellemek temiz hava sahası yaratır. çok kurcalamamak lazım.
yürüyüşe çıktım, köşeyi döndüm eşek arısı saldırısına uğradım. gerzek sanki 10 yıldır aradığı husumetlisini bulmuş gibi bi ataklar. kurtulacağım diye sergilediğim hareketler yüzünden kesin görenler yazık bu kimin çocuğuysa demiştir. sonra atm'ye uğradım, arkama bir dingil yanaştı. buyurun işlemi beraber yapalım isterseniz dedim, mal mal suratıma bakıyor döla mal. at gibi çifte atmak istiyorsun. sosyal mesafe, aptal. oradan markete uğradım birkaç şey aldım, kasada poşete koyduğum şey kesmiş poşeti. poşeti kaldırınca yandan yere düştü aldıklarım. eve girdim bir kahve yapayım dedim fişi takıyorum sigorta atıp duruyor. kusucam, yeter öf.
scarlett bu kadar ivme kazanmışken dandik bir exorcist klonunda oynayacağını hiç düşünmüyorum. hikaye ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan türden değilmiş zaten. fragmanını izleyip sürprizi kaçırmayacağım. arkada mike flanagan var, kötü olamaz, olmamalı.