artık demir almak günü gelmişse zamandan,
meçhule giden bir yazar kalkar bu limandan.
rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli;
günlerce göbek atarlar, gözleri fevri.
biçare gönüller! ne giden son gemidir bu!
hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
herkes yerinden memnun, kimse dönmez seferinden;
kurtuldunuz sonunda, benden ve şu çirkef sesimden.
bazılarınız kına yaksın, en yeşil renklisinden,
farklı insanlar da tanıdım, yeri en şahanesinden.
iyi sevişmek sadece bir bonus. normal hayatta uyum yoksa, yatakta geçirilen kaliteli vakit de maalesef uzun vadede yeterli gelmez. nap' çaz, 7/24 tepinecek miyiz?
çocukken ekran karşısına oturup izlemiş olan zamane ebeveynlerin, kendi çocuklarına izletmeyecekleri şeyler listesinde üst sıralarda yer alan çizgi film.
mistik, spiritüel instagram koması fizikçi kızlarımızın yeni buluşu. belki de daha önceden vardı ama ben yeni öğrendim; çok lazımdı.
efendim, bu olay aslında hızlı bir kimlik değişimiymiş. yalnız, bu sıçramadan önce bir ''kuantum sıkışması'' yaşanabilirmiş. bu sıkışmanın en büyük belirtisi de zamanın yavaşladığını ya da durduğunu hissetmemizmiş; adeta hissizleşirmişiz.
sıkışmadan kurtulmak için konfor alanımızı acilen terk etmemiz ve kafamızda düşündüğümüz şeyleri harekete geçerek bir disipline oturtmamız gerekmekteymiş. ancak bu şekilde sıçrayabilirmişiz. ha bir de, sıkışmanın kilidini açmak için yorumlara ''hazırım'' yazmak yeterliymiş.
siz de ''hazırım 777'' yazın, beraber sıçrayalım bari naapalım.
her şey tam belli değil ama hem sağdan soldan okuduklarım hem de habercilerin anlattıklarına bakınca, bu adamın durumu biraz garip bir noktaya evrilmiş. hırs aslında hiç bitmemiş, sadece şekil değiştirmiş gibi. sanki hayat ona şunu demiş: madem çocukluğundan beri doymak bilmeyen bir hırsın var, al sana milyonlarca insanın gözü önünde bir güç; buyur ünlü ol, iyi biri ol, sana istediğin her şeyi veririm ama ipin ucunu kaçırıp sapıtırsan, bedelini de önüne koyar biletini keserim.
yani adam, bir yandan insanlara yardım edip diğer yandan o eski hırslı ve bildiğini okuyan tavrını sürdürerek aslında içten içe kendini kandırmış. ''ben bu kadar insana fayda sağlıyorum, arkada ne yaptığımın ne önemi var ki'' diye düşünmüş.
sen o doyumsuz hırsını gerçekten bitirmediğin sürece, ne kadar iyilik yaparsan yap, eski zaafların bir gün gelir ve kurduğun her şeyi bizzat kendi ellerinle yıkmana sebep olur. adamın başına gelen bela da tam olarak bu; kendinden kaçmaya çalışırken, o kendi kurduğu yalanın altında ezilmesi. bence bu başkasının değil, sadece kendine kurduğun o büyük yalanın karması haluk abisi. her şeyin yalan dolan, kumpas çıkması da herkesin temennisi.
confessions on a dance floor 2 albümü çıkmış olan sanatçı. bugün dinledim, albüm non-stop. kendisiyle pek alakam olmasa da albüm, şarkı değiştirmeye hiç ihtiyaç olmayacak şekilde inşa edilmiş.
kezo, kadınlar arasında erkekler için de kullanılan bir kelimedir. kamil, keko, dırzo, hanzo, barzo, hırt, meriç ve benzerleri ise tamamen erkeklere özgü kelimelerdir.
ah ah... sizin ''kadınlar bu kelimeleri ya da kalıpları kullanmaz'' dediğiniz neleri kullanıyoruz bir bilseniz... bizim de kendimize ait, oldukça geniş bir yeraltı edebiyatımız mevcut bilesiniz.
her şeyi saçma sapan melankolik, romantik ve metaforik kılıflara sokmaya çalışmaları bu özelliklerden biridir. mesela; kuşun kanat çırpışını bile trajik aşk meşk senaryosuna ya da yıldızlararası saçmalıklara bağlayıp dünyayı kendi küçük tiyatrolarına çevirmeleri ve her cümleleriyle ''bıkın ni kıdır fırklıyım'' diye debelenip, ota boka metafor sıçmalarıdır.
bu tiplerin istanbul'da yaşayanları, realist kadınlar tarafından ''pepe le pew görünümlü cihangir kezosu'' olarak adlandırılmaktadır.
sessizlikle imtihanları oldukça ağır olan insanlardır.
sessizlik onlar için bir "yok olma, yok sayılma'' tehlikesidir. azalan ilgiyi tekrar üzerlerine çekmek ve bu hissi bastırmak için ya anlamsızca konuşmaya başlarlar ya da dikkat çekici tuhaf hareketler sergilerler; yani sessiz kalmaktansa saçmalamayı tercih ederler.
kişinin aslında tam hakim olmadığı ya da derinleşmeyi beceremediği konuyu, içi boş ama havalı sandığı süslü laflarla doldurup, edebi gevezelikle boğuşması halidir.
emin olamadığınız ya da sizi aşağı çekmeye çalışan kişilere karşı; aktif dinleme, sokratik sorgulama, aynalama ve yüzleştirme (osmanlı tokadı) tekniklerini öğrenin. bu yöntemler, karşı tarafın tutarsızlıklarını daha net fark etmenize, manipülatif davranışları ayırt etmenize ve kendinizi daha etkili ifade etmenize yardımcı olabilir.
iletişimde kurban değil, oyun kurucu olun. sonradan ''keşke bunu söyleseydim'' ya da ''oha demek ki bu yüzdenmiş'' diye debelenmeyin. sahneyi başkalarının kurup yönetmesine izin vermeyin.
kimdir, necidir, olanı biteni bilmiyorum ama sözlüğe katıldığımdan beri adını en çok sol frame'de gördüğüm yazar. takdir edilmesi gerekiyor. neden mi? belli ki manipülasyon konusunda doktora yapmış ve tüm sözlüğe bir şekilde hükmedebiliyor.
yok sayamıyorsunuz, sevenini de sevmeyenini de anında avucunun içine düşürebiliyor. alkışlıyorum.
--spoiler--
sözlükteki kadın yazar profili zaten ortada; bir elin parmaklarını geçmeyen, çoğu hayattan ümidini kesmiş tipler.
--spoiler--
sözlükteki kadınların profilini çıkaracak kadar işsiz, vizyonsuz ve muhtemelen dm kutusu bomboş kalmış bir ergen beyanı. kadınlar hayattan ümidini kesmedi, sadece seninle kesişen evrenlerden ümidini kesti, orayı karıştırıyorsun. ağzını biraz kapat da etraf daha fazla cehalet kokmasın.
erkeklerin saç tarzı konusunda vizyonunu sadece futbolculardan aldığının en büyük kanıtı olan, bazı erkeklerin de aynaya bakmadan kendine sağlam suikast düzenlediği saç modeli.
ingiltere'de ravenair isimli havacılık şirketine ait uçakla test uçuşu sırasında canı sıkılan genç bir pilot, uçağın rotasıyla gökyüzüne devasa boyutlarda ''sıkıldım'' (i'm bored) yazarak gündem yarattı.
aquafilling faciası yaşayan ve durumunun gittikçe kötüye gittiği belirtilen ünlü kişisi.
günümüz güzellik algısının yarattığı eziyetleri çeken biri de denebilir. umarım estetik endüstrisinin işe yaradığı, instagram kadınlarının yarattığı o '' sahte kusursuzluk'' algısının kurbanı olmaz. parası olan kadınların bazıları estetik, bazıları ise faceapp komasına girmiş durumda.
eiiyyyy psikoloji, eeeiiyy dismormofobi; sen nelere kadirsin yea!
ayaklarını arıyorum gözlerim kapalı
hemen önümde olmalarının verdiği his
çağırıyor yangınları
parmağımı şıklatıp
anında durduruyorum zamanı
yavaş yavaş duyuluyor
parmaklarının çıtlamaları kulaklarımda
suya değiyor ayakların
of, işte tam yanıbaşımda
suyun sesini dinliyorum gözlerim kapalı
sonunda buluyorum minnak ayaklarını
öpüyorum onları dudaklarımla
giriveriyor parmakların birden
lap diye ağzımın tam ortasına
ayaklarını arıyorum gözlerim kapalı
çok seviyorum kız onları
aman ha sakın durma
göm yüzüme o yumuşak topuklarını