bugün sirkeci şubesinde yarım saat bekletip, üstüne üstlük ılık kola vermiş yer. menümü yerken, yan masamdaki biri burger king müşteri servisine şikayet telefonu açmıştı.
saçma sapan bir call center muhabbetleri var. şubeyi arıyorum sipariş için merkezi arayın diyorlar. merkezi arıyorum, arkadaşlarımla bile en fazla 1dk konuşan beni 3dk konuşuturuyorlar bir sipariş için, bir de üstüne şubede 15liraya yediğim menüyü pakette geçerli değil diye 30 liraya geçiriyorlar. tam iki katı. 5lira fazla olsa eyvallah da bu ne amk.
taşşak geçen burger firması.. tamam burgerler lezzetli olabilir ama lezzette bitmiyormuş herşey. müşteriye hizmette önemli, öğrenmeleri lazım bu arkadaşların...
telefon sipariş hattında verilen siparişe 30 dk da oraya gelecek diyorlar. 50 dk geçmiş ne gelen var ne giden. yok yani istanbul un sapa mekanı da değil ki cevizlibağ.
bundan sonra ne yerim ne yediririm arkadaş.
köfteleri illere göre kalite bazında değişim gösteriyor zannımca.
zira dün aydın forumda yediğim köfte bozuk değilse ne etindendi merak ediyorum.
ne yedirdiniz ulan bana emperyalist ipneler?
içimden bir ses, sen ülkenin lahmacun gibi bir fastfood nimeti dururken amerikan mamasına gidiyorsan müstehak sana diyor.
haklı mı ne?
yediğinizde sizi doyuran tek şeyin kola olduğunu anladığınız, gittikçe bağımlısı olduğunuz ve bir süre sonra tiksinmeye başladığınız kapitalist fast food zinciri.
yine de bir big king fena değil.
Müşteriye olan hizmetin yerlerde olduğu fast food zinciri. Menüleri o kadar da kötü olmamasına rağmen çalışanların aşırı yavaş olması ve genelde milkshake makinesinin bozuk olması nedeniyle artık yakınından bile geçmeyi düşünmüyorum. Üstelik makine bozuk olmasına rağmen sırf satış yapabilmek için milkshake diye vanilyalı dondurma verdiler. içebilmek için pipetin ırzına geçtim. Patates kızartmaları ayrı bir felaket, genelde soğuk ve buruşmuş oluyorlar bazılarının yanmış olması da cabası. Hadi patates ve hamburgeri de geçtim limonlu ice-tea istediğim halde ısrarla şeftalili vermelerini anlayamıyorum, acaba limonlu isteyene şeftalili vermezlerse dövüyorlar mı çalışanları? mc her geçen gün kendini geliştirirken burger'in son iki yıl içinde nasıl bu hale geldiğini anlayamıyorum, önceleri canım hamburger çektiğinde ilk tercihim olurken artık mc'ye gitmeyi tercih ediyorum, en azından bozuk olmayan bir milkshake makinesine sahipler.
ankara 7. cadde'deki şubesi benim ve arkadaşımın gönüllerini fethetmiştir. gece saatlerinde gittik ve mükemmel bi iyi niyet ile karşılaştık. karşılık beklemeden yapılan iyilikler bütünüydü. allah razı olsun.
beğenmiyorsan yemezsin olur biter amk. ayrıca bu işle uğraşan biri olarak söylemek isterim ki burger ve mc.donalds gibi zincirler dışarda yiyebileceğiniz en sağlıklı ve hijyene uygun şeyler. bunu rahat rahat söylemek mümkün.
siz burger'dan şikayet etmeye yer arıyorsunuz belli ki ama ben size ünlü bir pizzacıyla ilgili 2-3 cümle ederim, yemin ediyorum bir daha bırak pizzayı dışarda da bir şey yemezsiniz.
anneler derler derler, içimizden ''he la hee'' falan deriz ama gerçekten de en iyi yemek evde pişen yemektir.
sıkça yemek yediğim fast food zinciridir. lakin ortalama her üç siparişim den birinde tepsinin eksik hazırlanması yüzünden son zamanlarda çalışanlarına sert çıkışmak durumunda kalıyorum. ya tuz ya pipet ne bilim soslar, ketçap hani soğan halkasını falan geçiyorum. fark edip ben söylüyorum ama yeter artık. abicim terasa çıkıyoruz ya oturuyorsun aa bir şey eksik hadi aşağı in al gel. hayır anlamıyorum sen günde en az yüz kere hazırladığın tepsiyi nasıl eksik hazırlıyorsun.
edit: belirtmeden geçeceğimin entryi okuyunca kendimi olmadığım biriymiş gibi hissettim. tamam birader bize emekçiyiz. lise yıllarımdan beri çalışıyorum. komilik, garsonluk, face to face, badana boya vs. ama beni gerçekten en sonunda çileden çıkartmış olaydır bu.
1954 yılında james mclamore ve david edgerton tarafından kurulan, dünyanın üçüncü büyük fast-food lokantalar zinciridir. türkiyede ilk burger king restoranı 7 mart 1995'te istanbul etilerde açılmıştır.