Mesele yaş değil çünkü. insan yaşına yakışır bir üslup ve davranış sergilediğinde kimse dönüp “40 yaşında adamsın, yaptığın harekete bak” deme ihtiyacı hissetmez zaten.
Son günlerde yazarların birbirine olan sataşmalarının sonucu, kırk yaşında adamsın, ya da kırk yaşında kadınsın diye başlayıp kırıcı cümlelerle biten ithamlar gözlemekteyim.
Üstüne üstlük kırk yaşında mı sandınız beni tabi ki değilim, ya da kırk olsam böyle mi olurdum gibi savunmalara da şahit oldum...
Bakın arkadaşlar!
Kırk yaşında olmak suçmuş gibi bir izlenim yaratılıyor.
Büyük oyunu görelim ve Bu oyuna gelmeyelim.
Kravat siparişi veriyorum. Renk tercihimi sordu, yakut rengine yakın olsun dedim. Dedi ki, yani ne renk, nasıl bir renk??
Ya güzelim sen daha yakut ne renk, zümrüt ne renk bilmiyorsun. Lütfen beni meşgul etme.
Ülkemin muasır medeniyet seviyesine ulaşmasını, türk bilim sanat ve ekonomisinin Avrupa seviyesine ulaşmasını istiyorum. Rica ediyorum siz de destek olun. Hep arkandayız, arkandayız, biraz da önüme geçin derdi Orhan Kural.
Komşulardan biri kapısını açınca karşısında pittbull türü köpek görüp evinden çıkamamış. Yaşlı kadın. Sonra birileri almış çıkarmış. Karşı komşudan şüphelendim. Çocuk var serseri, evine gelen arkadaşları da öyle. Başımıza en ufak bir şey gelirse mahvederim onları. iyi ki ben görmedim.
Komik olmadığı gibi iğrenç bir fikraydi. Camda eskisini getir yenisini götür yazıyormuş, adam da karisini getirmiş. Gülen çok oldu ama iğrençti.
insan birkaç yıl kullandığı eşya ile bile bağ kuruyor ve ayrılırken hüzünleniyor. Çünkü hatıralar da gidiyor. Bir insana, ve aileye yapılabilecek en kötü espriydi.