Bir şey söyle
Denizler tutuşturulduğunda
Dağlar yürütüldüğünde
Bir şey söyle
Yıldızlar semadan bir bir
döküldüğünde üstümüze
Bir şey söyle
Ben seni unuturum
Söyle
Yer başka gök başka olduğunda
Sallanıp çalkalandığında uçsuz
bucaksız sema
Hani biz
ateşin etrafını sarmış
pervaneler gibi olduğumuzda
Bir şey söyle
Unuturum ben seni, söyle
Kalplerde gizlenenler ortaya döküldüğü zaman
Gök yarıldığı zaman
Ne oluyor bu yere dediği zaman insan
Ve kalakaldığında yüzkarası
şiirlerim
Ve sensiz bir zaman
ve ayaklarımızın altından toprak
kayıp
Dümdüz eğildiği zaman
Bir şey söyle
Defterler açıldığında gökyüzü
sıyrılıp
alındığında
Cehennem tutuşturulduğunda cennet
yaklaştırıldığında..
Komik olmadığı gibi iğrenç bir fikraydi. Camda eskisini getir yenisini götür yazıyormuş, adam da karisini getirmiş. Gülen çok oldu ama iğrençti.
insan birkaç yıl kullandığı eşya ile bile bağ kuruyor ve ayrılırken hüzünleniyor. Çünkü hatıralar da gidiyor. Bir insana, ve aileye yapılabilecek en kötü espriydi.
Komşulardan biri kapısını açınca karşısında pittbull türü köpek görüp evinden çıkamamış. Yaşlı kadın. Sonra birileri almış çıkarmış. Karşı komşudan şüphelendim. Çocuk var serseri, evine gelen arkadaşları da öyle. Başımıza en ufak bir şey gelirse mahvederim onları. iyi ki ben görmedim.
Ülkemin muasır medeniyet seviyesine ulaşmasını, türk bilim sanat ve ekonomisinin Avrupa seviyesine ulaşmasını istiyorum. Rica ediyorum siz de destek olun. Hep arkandayız, arkandayız, biraz da önüme geçin derdi Orhan Kural.
Kravat siparişi veriyorum. Renk tercihimi sordu, yakut rengine yakın olsun dedim. Dedi ki, yani ne renk, nasıl bir renk??
Ya güzelim sen daha yakut ne renk, zümrüt ne renk bilmiyorsun. Lütfen beni meşgul etme.