rüştü, ferrari, sivok, rıdvan, ekrem, quaresma, nihat, nobre, bobo. bu 9 futbolcu sakatken sahaya takım çıkartıp hem galatasaray'a, hem bursa'ya, hem de cska'ya çakmıştır.
2. ilk 11'i ile, son şampiyonu yenmiş, bir hafta önce derbi kazanmış, avrupa'da da deplasmanda aldığı galibiyet ile gurubundan çıkmayı garantilemiş takımdır. sakatlıklar düzeldiği takdirde durdurulması zordur.
onca sakatına rağmen, doğru dürüst bir forveti bile sahada yokken, önce galatasaray ı, ardından, avrupa liginde cska yı, iki gün sonrada tüm ayak oyunlarına rağmen bursaspor u paketleyen, tek aşkımız. büyük takım olmak böyle birşeydir işte. ayrıca kayseiye pazartesi mça oynatıp, beşiktaş ı iki günde bir sahaya çıkartan federasyona da saygılarımı sunuyorum burdan.
onca eksiğine rağmen çok zor bi dönemeçten geçmeyi başaran takım.
ilk önce galatasaray maçı ile zirveye tutunmuştur. sonra uefa'da maçlarını 2011'e taşımıştır. son olarak bursaspor maçı ile de zirveye pençesini atmıştır ki (#10050026) diye de söylemiştik.
kalan iki maçtan da alnının akıyla çıkabilirse güzel günler yakındır inşallah. zira devre arasından sonra sakatlıktan çıkan quaresma, bobo, sivok, ekrem dağ, rıdvan şimşek; ve transfer edilen manuel fernandes ve belki de hugo almedia ile bu takım*taş gibi olur.
son 21 günde 6 kritik maça çıkacağına dair yapılan istatistiklerden yüzünün akı ile çıktı galatasaray, sofya ve bursaspor'u mağlup edince ve gruptan çıkmasına mütevellit wien maçının önemi kalmayınca sadece es-es ve antep maçlarında alacağı en az 4 puan ile kara kartal 2 nci yarıya çok rahat girecektir.
1902 sonbaharında beşiktaş serencebey mahallesi'nde, o zamanın medine muhafızı olan osman paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. başta osman paşa'nın oğulları mehmet şamil ve hüseyin bereket ile mahellenin gençlerinden ahmet fetgeri, mehmet ali fetgeri, nazımnazif, cemil feti ve şevket beylerin aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. o sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. abdülhamit'in adamları serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. hatta saray çevresinden şeyhzade abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. ünlü boksör ve güreşçi kenan bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı.
1903 mart'ında ise özel bir izinle bereket jimnastik kulübü kuruldu. 1908'de meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra edirne'de bulunan fuat balkan ve mazhar kazancı, hareket ordusu ile i̇stanbul'a geldi. siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan fuat balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan mazhar kazancı, serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. fuat balkan, ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve bereket jimnastik kulübü'nün adı beşiktaş osmanlı jimnastik kulübü olarak değiştirildi. böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. fuat bey'in arkadaşları refik ve şerafettin beyler de iyi birer eskrimciydi.
bu arada beyoğlu mutasarrıfı muhittin bey'in teşvikiyle beşiktaş osmanlı jimnastik kulübü, 13 ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk türk spor kulübü oldu. semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. kulübün merkezi de ihlamur'dan akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.
ülkemizde futbolun kanayan yarası olan tribün şiddetinin aktörü olan bütün gereksiz çapulcular bjk' dedir. adamların stadında 17 yaşındaki genç öldürülür, bursa maçından önce bursasporlunun karaciğeri parçalanır. bıçaklar havalarda uçuşur, deplasmana gelseler stadı yakıp yıkalar. olum sizin futbol anlayışınız sırf kavga mı?
hem yol ortasında adam bıçaklayan hem de cezasını alınca "ipne vederasyoğğnn, haggımız yiyolla adileğrrr" kavlinden ağlayıp zırlayan bir taraftar kitlesine sahip kulüp.
simao sabrosa'yı getirirse en önemli sorunu olan kanat sorununu halledecek olan takım. ayrıca almeida ve fernandes de var.
şöyle bir 11 oluşturmamız muhtemel:
cenk-hilbert-toraman-sivok-ismail-ernst-fernandes-guti-quaresma-simao-almeida.
8 yabancı oldu ama çok da fifi.
dışarda kalanlar mı?
rüştü, ersan, nihat, bobo, nobre,necip, üzülmez, ekrem, onur, aurelio, holosko, ali...
şu yazdığım ikinci takım da ilk 4'e oynar herhalde.
işin bir de diğer boyutu var tabi; ekonomi.
bu para nereden geliyor? dönüşü ne olacak? zaten boktan olan parasal durumumuzu ne yapacak?
bunları sormak benim taraftar olarak görevim. mesela fernandes gereksiz geliyor bana. gönder fink-ferrari-zapo'yu, al almeida ile simao'yu. şahane iş olabilir. fernandes ekstra. hiç gerek yok.
bu transferlerden sonra alınacak 3 kötü sonuç ile schuster'i kurban etme ihtimali de yüksek.
bilemiyorum. içim rahat değil.
fenerbahçe taraftarı bursa maçında birbirini bıçaklar ceza almaz. beşiktaş taraftarı stad dışında kavga eder 2 maç ceza alır. işte böyle kollanan bir takım.
e, elde var zaten ricardo quaresma. etti mi sana 4 portekizli? ki bu adamlar dördü de milli takım forması giyiyor.
artık elele kolkola giderler milli maçlar için ülkelerine.