Her insan aynı şekilde aşık olmuyor hatta hayatının her döneminde ayrı ayrı duygusal Yönelimlere sahip oluyor. Mesela hayatın başında ergenlik çağına yeni giren bir genç ile Cem Yılmaz'ın ifadesi ile elvisin binayı terk ettiği bir erkek aşk olgusunu farklı değerlendiriyor.
tamamen soyut, insanın uydurduğu, açıklanamayan bi kavram.
herkes farklı niteliyor. bi ara aşık oldum dedim sonra olmamışım yaa dedim.
sonra dedim ki; o ne ki ya, ne işe yarıyo ki?
Aşk yaşamakmış, aşk ölmekmiş.
Aşk hamlaşmakmış, aşk pişmekmiş.
Aşk cennetmiş, aşk cehennemiş.
Aşk kör eder, aşk aydınlatır.
Aşk zehirdir, aşk ilaçtır.
Velhasıl kelam dostlar aşk ve sevgi her şeydir. Sadece onun bizi nasıl kullandığına göre şekilleniriz.
Aşk insanın güzele ulaşma çabası onu elde etme hırsımı yoksa olmayan bir hülyaya kendini kaptırması ve kendi yarattığı ve hissettiğini düşündüğü duygulara kendini inandırmasımı ya da sadece bir hormon değişikliği mi
Bunu hiçbir zaman bile iyicez galiba aşk kapımızı çalana kadar.
aşk kapısız ve penceresiz bir hapisane olabilir; insan girmekte serbesttir, ama ne uğruna? şafakla özgürlükde gelebilir dehşetde. insanın sırtında deli gömleği varsa akıl neye yarar söyle bana?
Ezikliktir. Aşk diye bi şey yoktur. Sadece hiçbir şeyi elde edememiş insanların bi insanı hayata tutunmak için dal ilan ettigi bir duygu durumdur. Insanlar dal değildir. Aşk adı altında insanların yakasına yapışmaktan vazgeçin.
Orospu çocukları ısrarla yıldırsa da tanrıdır aşk.
Cennetini bir gün illa ki verecek. Eziyetlere rağmen inanmaktan vazgeçmeyenleri ödüllendirecek. Gölgesinde dinlendirecek, Yaraları iyileştirecek, Doğa anayla bütünleştirecek. Göreceğiz...
Aşk arayanlar kendilerini eksik hissederken, aşıklar bir bütünlük hissiyle dolu olurlar.
bu niçin böyledir?
Platon'un Symposion isimli diyaloğunda Aristofanes insanların her zaman bildiğimiz gibi olmadıklarını söylediği bir yaratılış mitinde bu durumun nedenini açıklıyor. (ciddiyete alınmayacak saçmalık bence)
"insanlar yüzleri dışa dönük iki gövdeden oluşan küresel canlılardı. Her birinin tek kafası, zıt taraflara bakan iki yüzü, dört ayağı, dört kolu, dört eli vardı. O zamanlar üç cinsiyet vardı, iki değil.
ilki iki erkek vücudunun bir araya gelmesinden oluşanlar güneşin çocukları, ikincisi iki kadın vücudunun bir araya gelmesinden oluşanlar dünyanın çocukları ve üçüncüsü her ikisinden de birer tane olanlarsa ayın çocuklarıydı. Bu garip yaratıklar ileri ya da geri yürüyebiliyorlar ya da taklalar atarak giden akrobatlar gibi oldukça hızlı bir şekilde ilerleyebiliyorlardı. Fakat hadlerini aşarak muhafızlarla dövüşmek üzere Olimposa tırmanmaya çalıştılar. Bu Zeusu hiç memnun etmemişti, ceza olarak her birini ikiye böldü. O günden beridir, insanlar diğer yarılarına özlem duyuyorlar. Erkek vücuttan ayrılan erkek yarım eş cinsel erkeğe, kadın vücuttan ayrılan kadınlar lezbiyenlere, her birinden birer tane olandan ayrılanlarsa heteroseksuel oldular. Bu parça canlılar kayıp yarılarını bulduklarında, bir daha asla onları kaybetmek istemezler. Büyük bir sevinçle bir araya gelip, bir bütün olurlar.."