Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Sevdiğinden çok uzak bir şehirde olduğunda dahi onunla olmaktır. Bir sokak başından heybetiyle yürüdüğünü, tüm özlemișligiyle kemiklerini kirarcasına sarıldığını hayal etmektir. Bi vakit sonra onun olduğu şehre gittiginde uzaktan onu görüp mal gibi mutlu olmaktır. Otobüste metroda parfümünü duyumsadiginda öküz gibi etrafa bakmaktır. Belki o koku kadar yakınında olabilir o dakika ama değildir, sümüklunun biri sıkmıştır. Daha ne diyeyim sözlük adamın haberi bile yok, habersiz sevmektir işte.
En somut tanımı takriben 3 yıl süren bir çeşit hormon patlaması ve bu hormonların ele geçirdiği insancıkların kendini kaybedip saçmalaması durumu saygı,güven bunlar daha gerçekçi.
nedir hocam bu aşk?
kalbin içmeden yıkılmış sarhoşluğu;beyni düşünmekten noksan bırakması nedir hocam.
karşı cinse dokunmadan sevmek midir aşk?
uzaktan uzağa hayranlık duymak mıdır aşk?
e şu zamanda hokkabazlık cambazlık yapan yurdum insanının dokunma amacı güderek yaptıkları iş de mi aşk ?
kadının erkeği ,erkeğin kadını birer sex objesi olarak görmesi mi aşk?
yoksa benim gibi geri kafalıların ,paçozların uzaktan dokunmadan,heyecanı yüzünden diş telleri kırılacak duruma gelmesi midir aşk? bir derviş misali allah aşkını aramak mıdır aşk?
kitap gibi sevmek midir aşk ?
kitap gibi insanı bulabilmek midir aşk?
yahu hocam nedir bu aşk ?
gözümden acizliğimden akan yaş mıdır aşk? bu yaşama hevesimin kırılmışlığı mıdır aşk ?
ben bunları ayırt edemeyecek kadar cahilim sanırım...kitap sultanının cahil veziri kitap adam.
•••kitaplara konu olabilecek aşkları bulabilmek ümidiyle•••
" Aşk insanın birbirini vazgeçilmez tutkusuyla istemesidir. Aşk, yasa dışıdır, gizlidir. Şiir de aşk gibi, meşru şiir yaşamaz.
Mutluluğun şiiri olmaz. Mutluluğun aşkı da olmaz. Olsa da adını başka türlü koyalım, mutluluk diyelim, karı-kocalık diyelim, dostluk diyelim. Ama aşk demeyelim.
Evlenince aşk mutlaka biter. Çünkü aşk, yanlı, ilkel bir duygudur. Sanki aşkta bir savaş hali vardır. Masallara bakın, ‘Gerdeğe girdiler ve evlendiler’ denir ve biter. Biter, çünkü aşkın anlatılacak şeyi kalmaz artık. Toplumun önüne biz beraberiz diye çıkmak, ister evlilik olsun, ister beraber yaşamak olsun, hiç fark etmez, aşk ölür.
Bir de aşkta rekabet vardır. Çoğunca rekabetten doğar aşk. Her an elinden kaçırabilecek gibiysen ona tutkun büyür. O sadece seninse, onun için de, senin için de, özellikle erkek için, aşk yavanlaşır. Evlilik ise toplumsal, kutsal bir kurumdur. Ve her kutsal kurumda olduğu gibi yalanları çok fazla. Başka dengeler yoksa, aşk bitince cinsellik de kalmaz…Bazen aşkın yansımaları kalsa bile, cinsellik biter."
Bir zamanlar çok uzak bir köyde Rada diye bir kız yaşarmış, Rada'nın köyüne bir gün bir kumpanya gelmiş. Bütün ahali merakla köy meydanında toplanmış kumpanyayı izlemek için. Sonra meydanın girişinde koskocaman bir kutu belirivermiş. On atın anca çektiği dev bir kutu. Kutu açılır açılmaz rengarenk ışıklar saçılmış içinden, küçük adamlar çıkmış, kanatlı kızlar, dans etmeye başlamışlar. Derken içinden bir adam çıkmış. iplerin üzerinde gezinmiş, ateşler yutmuş, aslanlara hükmetmiş. Gece bitip kutu kapandığında herkes evlerine dağılmış. Rada hariç. Büyülendiği o adamı beklemiş Rada, adam gelmiş. Önce ürkmüş, korkmuş geri çekilmiş. Korkma benden demiş adam,korkma. Gel benimle. Gün ağırmadan yollara çıkacağız, seni hiç bilmediğin diyarlara götüreceğim. Rada hiç tereddüt etmeden kabul etmiş. Girmiş adamla kutuya. Girer girmez şaşkına dönmüş, dışarıda gördüğü o rengarenk hayattan eser yok. Hayvanlar kafeslerinde ağlıyorlar, o küçük adamların her biri sarhoş olup bi köşeye sızıp kalmışlar, kızlar kanatlarını çıkarmışlar her biri birer yaşlı cadıya dönüşmüşler. Rada kaçmak istemiş, çıkmak istemiş kutudan ama çıkamamış. Adam bir çift kanat vermiş Rada'ya. Gitsin kurtarsın kendini diye. Ama Rada gidememiş. Her gitmek istediğinde kanatları o kutunun duvarlarına çarpa çarpa kırılmış. Çünkü o duvar aslında Radanın aşkından ibaretmiş.
insanı en derinden etkileyen bu duyguyu insan yönetemez ve kontrol edilemeyen bu duygu insana asla yapmam dediği herşeyi yaşatır, dünyada her insanın gerçek anlamda yaşama şansı asla olmaz.
duyguların en şiddetlisi ve etkisi altına en yoğun şekilde alan 'aşk' tahribi telafi edilemez etkiler bırakabilir.