Tanım: Bir kişiyi yada bir şeyi kopamayacak, vazgeçemeyecek, uğruna fedakarlıklar yapacak kadar çok sevmek.
Bence: Acı çekmekten başka bir şey değil. Hele tek taraflıysa vay haline. Aşk; insanı ruhen rahatlatır, mutlu eder ancak bir travma sonrası aşırı hasar bırakabilir.
vücutta bir takım hormonlarınızın sizinle taşak geçmesidir.
"Aşık olan birinin beyninde feromon ve tiroksin salgısının arttığı gözlenmiş norepinefrin ve serotonin salgısının da aşık olan kişide tuhaf davranışlara sebep olduğu açıklanmıştır. Bu salgıların beyni uyaran dopamin'i arttırdığı ve dopamin beyin uyarıcısı'nın ise genelde uyuşturucu kullananlarla aynı oranda arttığı gözlenmiştir. Dopamin'in fazla uyarılması her ne kadar keyif verse de yan etkileri kaçınılmazdır. Bunlar: kalp hızının artışı, kan basıncında yükseliş, iştah kaybı, uykusuzluk, heyecanı tetiklediği gözlemlenmiştir. Kalp hızının aşırı artışı kalp krizine neden olabilir. Fakat bu kalp hızının aşırı artışı gençlerde değil de genellikle yaşlılarda ölüme neden olmaktadır. Aşk'ın yok olması var olmasından daha tehlikelidir. Bir aşkın bitişi intiharlara neden olabilir. Bunun nedeni aşkın bitmesi ile oluşan üzüntü sonucu norepinefrin salgısı artar. Norepinefrin vücuttaki sinirleri besler. Aynı zamanda kalp hızı üzerinde önemli bir etkisi vardır. Eğer bu salgı fazla artarsa aşırı sinirlenme, öfke, sebepsiz yere ağlama krizleri, kalp çarpıntısı görülebilir."
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
Ben kimseye ilgi duymuyorum. Kimse ile ilişki içerisinde hayal edemiyorum kendimi. Filmlerdeki aşkın tasviri üzerinde çok düşündüm,çok beğendiğim ve yaşamayı istediğim ilişki tipleri gördüm. Ama biriyle olma fikri bana çok yabancı, yabani, kötü, mide bulandırıcı geliyor. Hayatımda gerçekten birini sevmedim sanırım. Üstelik baba ve anne sevgisi bense eksik.
Sevemedim senden başkasını aşk yüzlü sevgili yanimdan ayrılırsam buz adamdan farksız olur benim bu aciz bedenim ruhumda adeta bir mum gibisin içimi yavaş yavaş ısıtan ve ışık veren...
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
istanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Sevdiğinden çok uzak bir şehirde olduğunda dahi onunla olmaktır. Bir sokak başından heybetiyle yürüdüğünü, tüm özlemișligiyle kemiklerini kirarcasına sarıldığını hayal etmektir. Bi vakit sonra onun olduğu şehre gittiginde uzaktan onu görüp mal gibi mutlu olmaktır. Otobüste metroda parfümünü duyumsadiginda öküz gibi etrafa bakmaktır. Belki o koku kadar yakınında olabilir o dakika ama değildir, sümüklunun biri sıkmıştır. Daha ne diyeyim sözlük adamın haberi bile yok, habersiz sevmektir işte.