aşk milyonlarca tonluk bir kütlenin bir nokta üzerinde denge de durabilmesi gerçeğine dayanmaktadır, aşk sıfırın hiçliği ile birin varlığı arasındaki anlam kargaşasıdır, aşk insan paydasında buluşturandır, aşk somutluktan soyutluğa giden lanet bir yoldur, aşk ironinin daniskasıdır, aşk belki de önemsiz bir göz yanılgısıdır bilmiyorum ancak emin olduğum bir şey varsa o da 29 harf ile açıklamaya çalışan benim gibi ahmaklar sayseinde gizemini her zaman koruyacağı gerçeğidir.
düşünebilmektir aşk.sürekli, sadece tek kişiyi düşünebilmektir.hiçbir şey yokken ortada ağlamaktır aşk.hep aynı rüyayı görmektir aşk, kendinden geçmektir.sürekli sarhoş olmaktır aşk, hiç içmeden sarhoş olmayı başarabilmek.tek bir kez görmüş olsa bile insanın birini yıllarca arayabilmesidir aşk, bulucam demesidir.hiçbir şey istememktir aşk, bir kez daha görsem yeter bana diyebilmektir.kendinden vazgeçip başkası için nefes almak, başkası için yaşamaktır aşk.
aşk, hayata yolunu şaşırtan virajlar sürüsüdür. başınızı döndürür, alıp götürür, en kötüsü de zamanı öldürür...tek kazaç hazdır, alıp saklayamazsınız, kendinize aşılar ve hayaliyle yaşarsınız...
aşk nedensiz sevmek değilmiş. seversin sevgine karşılık alırsan aşk olur ama seversin ve sana neden seviyosun diye sorulduğunda çünkü o da beni seviyo diyemiyosan yaşadığın şey sadece acıdır.sonuç olarak aşk birbirini seven iki kişi varsa vardır.
iki kişi arasında kalabilmesi gereken yoksa yıkıcı hale gelen gelen seydir.çünkü her ne kadar iki kişiyi yaklastırıyosa bakiliği için o iki kişinin digerlerinden ayrılması , uzaklasması gerekmektedir biraz.
bıraktığın yerdemiyim hala bilmiyorum
biryerlerde seninleyken
ben içimde kayboluyorum
sen beni ısıtamıyorken
ben durmadan eriyorum
hergün batımında
hayalsiz ve sensiz sönüyorum
adımları dinliyor
aşıkları izliyorum
kendimi sana katıyor
bir an olsun unutuyorum
sonra çaresizliğime dönüyor
kendime şunu soruyorum
bıraktığın yerdemiyim hala
bilmiyorum..
yokluğunda insanın canı sıkılır,
varlığında ise canını acıtır,
ayrıca sessizliğin bile eğlenceli olduğu anların sebebidir
otobüsün penceresine kafayı yaslarken, sebepsiz gülme ya da ağlama sebebidir
okulu yolunu uzatmanızın nedenidir
heyecandır
ses titemesidir
empatinin hakkını vermektir...
aşk güzel şeydir...
Aşk bir tutku durumudur. Aşk aslında patolojik bir duygu durumudur. Aşk'ın organizmadaki varlığı ile eş zamanlı içinde bulunduğu organizmayı yok etmeye, maşuğuna kenetlenip aşığın kendisini unutmasına sebep olan bir patalojidir. Yaşanası bir patalojidir. Ama maşuğun aşktan kaybedilmesi riski vardır. Siz yinede bening bir şekilde sevin, maling aşklardan kurtuluş zor.
tebessüm etmektir; edebilmektir. bir başkasının göz bebeğinin ta içine bakarak kendini ve aslında onla bütünleştiğin için sarmaşık misali sarılmış ruhları görebilmeyi umut etmektir. hani hep diyoruz ya umut hiç tükenmesin diye, umudu onda var etmeye çalışmaktır aşk. paylaşmak, paylaşabilmek, paylaşabilmeyi arzu etmek; görünce heyecanlanmak, eli ayağına dolanmak... ve tüm bu deyimlerin içerisinde kendini kaybetmek biraz da. mantık mı, onu aramaya hiç gelmeyin; bu diyara uğramadı henüz derler. ölçmekten ve biçmekten uzak, sınırlar, olmalılar veya olmamalılar uğradığında o diyara aşk çekilirmiş aradan usulca; öyle diyorlar bilenler, edenler.
ve dahası, küçük bir çocuk gibi düşe kalka yol almak imiş aşk; bastığı yeri görmeden önüne bakmadan biraz da koşan yürüyen bir çocuk misali ayağı takılıp takılıp düşmek. sonra ağlayarak kalkmak, ama acıyı bir an için unutarak ve aynı acıyı çekeceğini bilerek tekrar oyuna kaldığın yerden devam etmek...
iLk insanLarın ortaya çıktığı günden beri var oLan asiL bir duygudur kısaca a$k. Duygu oLduğu konusunda herkesin hem fikir oLmasına kar$ın, içeriği hakkında çok deği$ik görü$Ler atıLmı$tır ortaya. Çok büyük dü$ünürLer, yazarLar, $airLer konu$mu$tur, yazmı$tır bu duygu üzerine. Ancak benim gibi, sizLer gibi sıradan insanLar da konu$ur bu duygu hakkında. Kimi sevgi diye adLandırır a$kı, kimi ho$Lantı, kimi de sapLantı. Kimi dağLarı deLer a$kı için, kimi çöLLere dü$er. Kimi bütün bir gece boyunca yağmur aLtında bekLer, kimi camın önünde kamp kurar. En güçLü diktatörden güçLüdür a$k. Peki bir o kadar da kötü müdür?.. O kısmıyLa pek iLgiLenmiyorum açıkçası. ÖnceLikLe ünLü dü$ünürLerin, yazarLarın, $airLerin vesaireLerin söyLedikLerine bakaLım a$kLa aLakaLı oLarak;
A$k iLe nefret arasındaki fark $a$ıLacak kadar küçüktür. Bernard Shaw
Bu sonuncusu vesaireLer kısmına cuk oturdu. Neyse... Demek istediğim herkesin a$kı kendine göre tarif ettiğidir. Herkes ya$adıkLarına, dü$ündükLerine, kar$ısındakine bağLı kaLarak tarif eder a$kı. Benim tarifim de tam bu noktayı vurguLuyor asLında. GazLar girdiği kabın $ekLini aLma kabiLiyetine sahipLer biLdiğiniz gibi. En hafifi de HeLyum gazı. insanın beynine girdiğinde çok çabuk kapLar oradaki bo$Luğu bu a$k denen nane. Girdikten sonra kendine göre ya$arsın a$kını. Beyninin o böLgesi neyi emrediyorsa onu yaparsın. (maaLesef ki o böLgeye mantık buLa$mamı$.) KaLp faLan değiL yani. Hem sadece bir et parçası kendisi. düzenLi düzensiz kan pompaLayan bir et parçası. Ne yapabiLir ki? Herkes kendine göre ya$ar a$kı. Ahmet amcayLa, Osman eni$tenin a$k anLayı$ı aynı mıdır? değiLdir gayet tabii. Niye değiLdir? BeyinLerinde bu i$ için ayırdıkLarı böLgenin boyutLarı ve ayrıntıLarı farkLıdır. a$k girer içeri HeLyum misaLi, aLır kendine ayrıLan böLgenin $ekLini. Sen yoksan a$k da yok zaten. Doğada kendi haLinde bir duygu oLarak buLunur. Ama içeri girince a$k adını aLır. sen $ekiLLendirirsin onu. Sana aittir. asLında adı a$k oLarak da kaLmamaLıdır. a$kgiLLerden biLmemne de diyebiLirsin. sana kalmı$ orası. VeLhasıL uzun Lafın kısası; bunun tarifi yoktur karde$im. BakLavanın bir tarifi vardır. Her yerde küçük farkLarLa aynıdır. ama A$K asLa aynı değiLdir. günümüzde biLinen bir tarifi de yoktur.
--spoiler--
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
--spoiler--