Aşk bir tutku durumudur. Aşk aslında patolojik bir duygu durumudur. Aşk'ın organizmadaki varlığı ile eş zamanlı içinde bulunduğu organizmayı yok etmeye, maşuğuna kenetlenip aşığın kendisini unutmasına sebep olan bir patalojidir. Yaşanası bir patalojidir. Ama maşuğun aşktan kaybedilmesi riski vardır. Siz yinede bening bir şekilde sevin, maling aşklardan kurtuluş zor.
tebessüm etmektir; edebilmektir. bir başkasının göz bebeğinin ta içine bakarak kendini ve aslında onla bütünleştiğin için sarmaşık misali sarılmış ruhları görebilmeyi umut etmektir. hani hep diyoruz ya umut hiç tükenmesin diye, umudu onda var etmeye çalışmaktır aşk. paylaşmak, paylaşabilmek, paylaşabilmeyi arzu etmek; görünce heyecanlanmak, eli ayağına dolanmak... ve tüm bu deyimlerin içerisinde kendini kaybetmek biraz da. mantık mı, onu aramaya hiç gelmeyin; bu diyara uğramadı henüz derler. ölçmekten ve biçmekten uzak, sınırlar, olmalılar veya olmamalılar uğradığında o diyara aşk çekilirmiş aradan usulca; öyle diyorlar bilenler, edenler.
ve dahası, küçük bir çocuk gibi düşe kalka yol almak imiş aşk; bastığı yeri görmeden önüne bakmadan biraz da koşan yürüyen bir çocuk misali ayağı takılıp takılıp düşmek. sonra ağlayarak kalkmak, ama acıyı bir an için unutarak ve aynı acıyı çekeceğini bilerek tekrar oyuna kaldığın yerden devam etmek...
iLk insanLarın ortaya çıktığı günden beri var oLan asiL bir duygudur kısaca a$k. Duygu oLduğu konusunda herkesin hem fikir oLmasına kar$ın, içeriği hakkında çok deği$ik görü$Ler atıLmı$tır ortaya. Çok büyük dü$ünürLer, yazarLar, $airLer konu$mu$tur, yazmı$tır bu duygu üzerine. Ancak benim gibi, sizLer gibi sıradan insanLar da konu$ur bu duygu hakkında. Kimi sevgi diye adLandırır a$kı, kimi ho$Lantı, kimi de sapLantı. Kimi dağLarı deLer a$kı için, kimi çöLLere dü$er. Kimi bütün bir gece boyunca yağmur aLtında bekLer, kimi camın önünde kamp kurar. En güçLü diktatörden güçLüdür a$k. Peki bir o kadar da kötü müdür?.. O kısmıyLa pek iLgiLenmiyorum açıkçası. ÖnceLikLe ünLü dü$ünürLerin, yazarLarın, $airLerin vesaireLerin söyLedikLerine bakaLım a$kLa aLakaLı oLarak;
A$k iLe nefret arasındaki fark $a$ıLacak kadar küçüktür. Bernard Shaw
Bu sonuncusu vesaireLer kısmına cuk oturdu. Neyse... Demek istediğim herkesin a$kı kendine göre tarif ettiğidir. Herkes ya$adıkLarına, dü$ündükLerine, kar$ısındakine bağLı kaLarak tarif eder a$kı. Benim tarifim de tam bu noktayı vurguLuyor asLında. GazLar girdiği kabın $ekLini aLma kabiLiyetine sahipLer biLdiğiniz gibi. En hafifi de HeLyum gazı. insanın beynine girdiğinde çok çabuk kapLar oradaki bo$Luğu bu a$k denen nane. Girdikten sonra kendine göre ya$arsın a$kını. Beyninin o böLgesi neyi emrediyorsa onu yaparsın. (maaLesef ki o böLgeye mantık buLa$mamı$.) KaLp faLan değiL yani. Hem sadece bir et parçası kendisi. düzenLi düzensiz kan pompaLayan bir et parçası. Ne yapabiLir ki? Herkes kendine göre ya$ar a$kı. Ahmet amcayLa, Osman eni$tenin a$k anLayı$ı aynı mıdır? değiLdir gayet tabii. Niye değiLdir? BeyinLerinde bu i$ için ayırdıkLarı böLgenin boyutLarı ve ayrıntıLarı farkLıdır. a$k girer içeri HeLyum misaLi, aLır kendine ayrıLan böLgenin $ekLini. Sen yoksan a$k da yok zaten. Doğada kendi haLinde bir duygu oLarak buLunur. Ama içeri girince a$k adını aLır. sen $ekiLLendirirsin onu. Sana aittir. asLında adı a$k oLarak da kaLmamaLıdır. a$kgiLLerden biLmemne de diyebiLirsin. sana kalmı$ orası. VeLhasıL uzun Lafın kısası; bunun tarifi yoktur karde$im. BakLavanın bir tarifi vardır. Her yerde küçük farkLarLa aynıdır. ama A$K asLa aynı değiLdir. günümüzde biLinen bir tarifi de yoktur.
--spoiler--
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
--spoiler--
hayatının donmasıdır. buzları çözülünce * kaldığın yerden devam edersin hayatına. değişmişsindir, belki eksilmişsindir. ama başladığın yere mutlaka dönersin. ilk haline... **
ask iki kişiliktir; karşılıksız olunca onun adı saplantı olur. aşk birgün biter sevgiye ya da nefrete dönüşür ama karsılık bulunamayınca; kişinin içine saplanır bu duygu ve o talihsizin ömür boyu içinde kalır...
"..aşk böyledir. aşk çıkarsızdır, aşk plansızdır, aşk kudretlidir, aşk yenilemez, engellenemez, söküp atılamaz çünkü aşk vardır. planlı, çıkarlı olamaz aşk! ... vardır aşk; vardır ama biter, bir gün tükenir, sıkılır, çekip gider; kimsenin gücü yetmez onu durdurmaya, tutmaya, çünkü parayla alınamayan tek şeydir o!" *
ask; Bazen saçlarina ak düsene kadar arayip da bulamadigin en güzel hayal, en büyük armagan, en büyük düs, bazen de bolca bulup insafsizca harcadigin, laçkalasmis, anlami kaybolmus, bir yokolus bir düsüs.
Bir kimsenin âşık olması için, uzun bir zaman geçmesi ya da bu kimsenin uzun uzun düşünüp bir seçiş yapması gerekli değildir. Gerekli olan, o ilk bakışta, her iki tarafın da bir uygunluk ve yakınlık duyması, ya da günlük hayatta kanın ısınması dediğimiz şeyin gerçekleşmesidir. Yıldızların özel bir etkisi, insanın böyle bir duyguya kapılmasına yol açar. Nitekim sevilen kimsenin bir rakip ya da ölüm yüzünden kaybedilmesi de âşık için bütün öteki acıları aşan sınırsız bir acının duyulmasına yol açar. Çünkü bu acıyı bir birey olarak değil, ölümsüz özü bakımından, yani özel hizmetine çağrıldığı tür ruhu bakımından duyduğu için acı, sınırsız bir nitelik kazanır.
hiç anlamadığım boklardan bi tanesi. ne tespit ettiysem yanlış çıktı ulan bi tanesi bile tutmaz mı be arkadaş.
edit: konu hakkında önceden yazmış olduğum entyleri dikkate almayınız aslı budur iç iç kudur. ay uydu gibi sanki.
çıkış yolu bir türlü bulunamayan labirent. çok bilinmeyenli denklem. görülen en karışık, uykuları can havliyle bölen rüya.
ilk darbesini göze indirip kör eden, uğruna herşeyi hiç düşünmeden feda edebileceğiniz kadar kölesi yapan, zaman zaman en güzel anları yaşatan, çoğu zaman can yakan duygu. yaralıyor, kanatıyor ama vazgeçilmiyor. bin defa tövbe ettirip yine de yemin bozduruyor.
öyle ki bir süre sonra acı hissetmiyor insan. hissizleşiyor. kanamaya da alışıyor istenmediği zaman gözardı edilmeye de. köleleri iyi niyetlerine karşılık müebbetle cezalandırılırken egosu tavana vuruyor. ama ne yaparsan yap yine de vazgeçilmiyor.