hayatının donmasıdır. buzları çözülünce * kaldığın yerden devam edersin hayatına. değişmişsindir, belki eksilmişsindir. ama başladığın yere mutlaka dönersin. ilk haline... **
ask iki kişiliktir; karşılıksız olunca onun adı saplantı olur. aşk birgün biter sevgiye ya da nefrete dönüşür ama karsılık bulunamayınca; kişinin içine saplanır bu duygu ve o talihsizin ömür boyu içinde kalır...
"..aşk böyledir. aşk çıkarsızdır, aşk plansızdır, aşk kudretlidir, aşk yenilemez, engellenemez, söküp atılamaz çünkü aşk vardır. planlı, çıkarlı olamaz aşk! ... vardır aşk; vardır ama biter, bir gün tükenir, sıkılır, çekip gider; kimsenin gücü yetmez onu durdurmaya, tutmaya, çünkü parayla alınamayan tek şeydir o!" *
ask; Bazen saçlarina ak düsene kadar arayip da bulamadigin en güzel hayal, en büyük armagan, en büyük düs, bazen de bolca bulup insafsizca harcadigin, laçkalasmis, anlami kaybolmus, bir yokolus bir düsüs.
Bir kimsenin âşık olması için, uzun bir zaman geçmesi ya da bu kimsenin uzun uzun düşünüp bir seçiş yapması gerekli değildir. Gerekli olan, o ilk bakışta, her iki tarafın da bir uygunluk ve yakınlık duyması, ya da günlük hayatta kanın ısınması dediğimiz şeyin gerçekleşmesidir. Yıldızların özel bir etkisi, insanın böyle bir duyguya kapılmasına yol açar. Nitekim sevilen kimsenin bir rakip ya da ölüm yüzünden kaybedilmesi de âşık için bütün öteki acıları aşan sınırsız bir acının duyulmasına yol açar. Çünkü bu acıyı bir birey olarak değil, ölümsüz özü bakımından, yani özel hizmetine çağrıldığı tür ruhu bakımından duyduğu için acı, sınırsız bir nitelik kazanır.
hiç anlamadığım boklardan bi tanesi. ne tespit ettiysem yanlış çıktı ulan bi tanesi bile tutmaz mı be arkadaş.
edit: konu hakkında önceden yazmış olduğum entyleri dikkate almayınız aslı budur iç iç kudur. ay uydu gibi sanki.
çıkış yolu bir türlü bulunamayan labirent. çok bilinmeyenli denklem. görülen en karışık, uykuları can havliyle bölen rüya.
ilk darbesini göze indirip kör eden, uğruna herşeyi hiç düşünmeden feda edebileceğiniz kadar kölesi yapan, zaman zaman en güzel anları yaşatan, çoğu zaman can yakan duygu. yaralıyor, kanatıyor ama vazgeçilmiyor. bin defa tövbe ettirip yine de yemin bozduruyor.
öyle ki bir süre sonra acı hissetmiyor insan. hissizleşiyor. kanamaya da alışıyor istenmediği zaman gözardı edilmeye de. köleleri iyi niyetlerine karşılık müebbetle cezalandırılırken egosu tavana vuruyor. ama ne yaparsan yap yine de vazgeçilmiyor.
alıp götürendir. uykusuzluk yapıp bolca entry girmeye sebep olur. özletir. elin telefona gider bir kaç saniye sesini duyayım diye ama kıyamazsın uyandırmaya. araya yollarda girsede her gün daha da artan duygudur karşıdakine hissedilen. yaşatır, umutlandırır. gece vakti çöken hüznü bir nebzede olsa alır götürür, gülümsetir. bazen öldürür, hemde yaşarken.