öyle birşeydir ki, hep nerde olursan ol icindedir.
aşk daha cok acıtır, öyle bir acıtır ki, kendi alevlerin icinde yanar kül olursun.
bir insanın kokusunu özlemektir aşk, derin derin icine cekmek icin zamanin yetmediği,
elini tutup gözlerine bakmaktır aşk, o elin ısısına alışmaktır.
herhalde her insanın yaşayabileceği en güzel şeydir, her güzel şeyde olduğu gibi bununda bir dikeni vardır, ve o dikenin verdiği acı bir insanın dayanabileceği en büyük acıdır.
mevlana' nın şu sözlerini düşündürür bana sık sık;
" şehvetin adını aşk koydular
eğer şehvet aşk olsaydı
eşekler aşkın şahı olurdu..."
ama şehvet, tutkunun sözlüğünde masum kalırken, adalet ve sevgi sözlüğünde günahkar bir kuyunun en dibinde, mazeretleri kolunun altında çıplak ayak beklemektedir. insan olmak demek, umut etmek demektir galiba. sevebilmek ebediyen, inanabilmek sonuna kadar. yaşam bilse de bilmese de, kendi yağımızla kavrulurken; verebilmek yine de ilgi ve şefkati... esirgemeden.
aşkı; elleşme, oynaşma, kıkırdama olarak düşünenlere anlatamayacağım bi durum bu. aşk derin bi saplantı, düşsel paradiğmalara bağlı bir yoksunluk. hazsal, şehvetsel bir açlık. mecburiyet.
aşk; varlığıyda değil yokluğuyda yaşayıp, gelmeyeceğini bile bile bi umut bekleyiştir.
çaresizsin; çare o'dur.
beklersin ,
arzularsın ,
eline bişey geçmese de, kalbin acısa da, hayali bi umuttur hep minik yüreğinde...
her gece ya da sabah bu saatlerde insanın canını daha da çok yakan. kimi zaman güldürüp mutlu eden, çoğu zaman hayattan nefret ettiren. (bkz: #5327276)
Çok farklı duyguları barındıran bir olgudur aslında... O kadar farklıdır ki tezatlık bile denilebilir bazen bu duygulara, bazen dünyanın en en en en güzel duygusudur bazen ise nefret ettirir her şeyden yine de ne olursa olsun en mutlu eden duygudur insanı. Her şeye daha farklı bakarsın daha bi güzel görünür her şey daha mutlu olursun görmezsin hiçbir şeyi kör olursun ne yazıktır ki karşındakinin de nasıl biri olduğunu fark edemezsin... Kutsaldır aslında o kadar özel ve güzeldir ki bir de iki taraflıysa cennettir bu dünya sana eşindir senin, dokunduğun da yanında olduğun da korkmazsın hiçbir şeyden dudakların dudaklarına değdiğinde gözlerin kapandığın da öyle bir huzur verir ki insana anlatamazsın zaman dursun bir ömür boyu öyle kalmak istersin. Bir de diğer yüzü vardır... Acı verir insana sevdiğin yanında olmadığında canın yanar bunu hissedersin içinde kalbin sızlar... Başını yastığa koyduğun da aklından çıkmaz duvarlar üstüne gelir boğulursun kalkarsın uyuyamazsın gözlerinden iki damla yaş gelir zaman böyle gelip gecer... Ama kesin bir şey vardır ki karşılıklı da olsa olmasa da her daim aklındadır * istersin ki ona bir şey olmasın o hep mutlu olsun...
Bir de bana sorarsanız Aşk nedir diye ; * Fatih'tir derim. *
aşk bir başkasının hayatına dahil olma, ayak uydurma istediğidir. karşı taraf sizi ne kadar dahil etmek istemezse o kadar dahil olmak istersiniz, o kadar aşık olursunuz. yok karşı taraf sizi kabul ederse aşkın ulaşılmazlığı zamanla kaybolur. ama hala o hayatta varlığınızı sürdürmek istiyorsanız sizinki aşktan çıkıp sevgi halini almıştır. *
an itibarı ile, sri lanka'da toplanan çay yaprakları gibidir.
lezzetli olması için aradan zaman geçmesi, deminin iyi olması, ayrıca iyi demlemeyi bilmek gerekir.
an itibarı ile istanbul'da yağan yaz yağmuru gibidir.
aşk, hayatın tıpkı sıcak haziran günleri gibi insanı boğduğu anlarda, tıpkı yaz yağmuru gibi ansızın gelir, size ferahlık yaşatır ve aynı yaz yağmuru gibi bir anda biterek hayatınızı eskisinden de boğucu hale getirir.
bireyin bencilliğidir. aşk seni mutlu eder. sende aşkı bir yerde cisimleştirilmelisin ama. aşk sadece bir bireye aittir. diğeri sadece nesnedir. oraya bakınca aşkı gördüğünü sanarsın. aşkı oradan oraya aktarabilirsin. nesne değişir aşk kalır. başka bireye aşık modunda saplanıp kalmak cinsel ya da zihinsel çekim içerir.