ikisinin de, aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca, ikisinin zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü. yarısını adem sırtlandı, aşkın yarısı havva'ya kaldı.
öyle sert düştüler ki dünyaya, bu fenaya, ademin dizlerinin bağı çözüldü, ciğerleri yandı. nutku tutuldu. üçüncü defa, bildiği kelimelerin hepsini önce unuttu. sonra bir kısmını hatırladıysa da o bir kısmını kıyamete değin unuttu.
aşk? daha yollarda sakin durmamıştı bir türlü. kabına sığmamıştı. bir yarısı yollarda kayboldu. getirebildikleri ancak öbür yarısıydı.
Yaşamı farklı bir noktadan izlemektir. Tanıdığın, sevdiğin insanların yaşamının bir anda önemsiz olması, kendi yaşamının dengesinin ansızın bozulması, basit bir gülücüğün, bir yüz ifadesinin peşinden öylesine koşmak gibi bir şeydir. Hep schopenhauer'ın söylediklerine inanmak isteyip her seferinde yanılmana yol açan kavramdır. Lise yıllarında pantolonunu çıkarırken düşünceye dalman ve annenin bunu fark etmesiyle sonuçlanan olaylar zincirinin başlangıcıdır. * Üniversitede ondan önceki yaşamını açıkça unutmaktır. Nerede yaşadığını özel zevklerinin neler olduğunu... Ve yıllar geçse de bir gün istanbul sokaklarında onunla karşılaşacağını tuhaf bir şekilde hissetmektir. Onun yıllar önce giydiği monta benzer bir montla geçen bir kızı ona benzetmektir. Her seferinde bir garip çarpıntıya tutulmak gibidir. Yaş ilerledikçe romantik komedilerden zevk almaya neden olan sözcüktür. Böyle de lanet olası bir şeydir aynı zamanda. **
cenneti ve cehennemi aynı anda yaşamaktır.
sonuçta kavuşmak varsa hep cennette kalırsın, yok ayrılık varsa cehenneme düşersin.
aşık olunan kişiyi unutmak yoktur. sadece acılar biraz diner o kadar.
kalpte bir çizik olarak kalır hep.
aşk denen bir kavrama inanmamamdan olsa gerek beseri askların mecazdan öteye gitmeyeceğini düşünmüşümdür hep. aşkın gercek olduğunu varsayarsak aşk ile ben duygusu arasında bir karadelik varsayalım. eğer buradan gecmeyi göze alabiliyorsan aska ulasmıs olursun ki bunu yapmakta yürek ister..
Bir şey var aramızda, senin bakışından belli, benim yanan yüzümden.
Dalıveriyoruz arada bir ikimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki.
Gülüşerek başlıyoruz söze. Birşey var aramızda.
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek.
Fakat ne kadar saklasak nafile. Birşey var aramızda.
Senin gözlerinde ışıldıyor, benim dilimin ucunda...
aşk...
--spoiler--
aşk yolunca aşık ten,maşuk ise candır.tenin hükmü de ancak şekil kadardır.özün şekle kılıf olması ayıptır.dışın içe tercih edilmesi günahtır.hani ya kabuk,tohumu korumak için vardır.ama asıl mana, tohumun özünde saklıdır.o yüzden bu yolda sevilenin sırrı ,her zaman gizli olmasında ve kalp ülkesinde yaşayıp orada anlaşılmasında.sevenin sırrı ise hep dışarlarda dolanıp öze perdedar olmasında, öze hayran olmasında, özü aramasında.yani sevene dülen heğ aşikar olmak, sevilene düşen hep gizem kalmak.yani ten dediğiniz gözle görünür, isteseniz de silinmez.ama can dediğiniz kalple görülür, öyle ulu ortalarda görünmez.
--spoiler--
acısı mübah sayılır kimilerince.
olması bir dert olmaması bir dert.
yasak olunca daha cazip gelendir kimi zaman.
bekleyenini bekletmeyi seven, kolay olunca bırakıp gidendir aşk.
artık çocukların dilinde bir bilmece...
ne zaman geldiği ya da nereye gittiği mechul...
aranır coğunlukla ama asla kendini belli etmeden yerleşendir...
kusurdur ya da kusursuzluk...
--kitaptan alıntı-- şeriat der ki: "seninki senin, benimki benim." tarikat der ki: "seninki senin, benimki de senin." marifet der ki: "ne benimki var ne seninki." hakikat der ki: "ne sen varsın, ne ben."
...
ah minel aşk! Aşk'tan önce aşk'tan sonra... aşk yeryüzündeki en eski, en dirençli gelenektir. Aşık dışlanır ama dışlayamaz. Aşık incinir ama karıncayı bile incitemez. Aşık olunca anlarsın. yüreğin bir kadife keseye dönüşür, içinde sırma bir yumak; sen bu yufka gönülle kimselere kıyamazsın. yaşayan ve yaşamış aşıkların kervanına katılırsın. korkma! aşkta yok olunca zahiri tarifler, zihinlerdeki kategoriler buhar olur uçar. o noktadan itibaren "ben" diye bir şey kalmaz. tüm benliğin olur koca bir sıfır. orada ne şeriat kalır, ne tarikat, ne marifet. sadece ve sadece hakikat...
--kitaptan alıntı--
bir tek senin görebileceğin bir yerden
sana gülümsüyorum...
onların duydukları kahkahalarım değil
aşkı tarif gerekirse sana
anlatayım
aşk ne biliyor musun
benim sana yaşadığım,
senin durmadan üstüne bastığın...