Çok farklı duyguları barındıran bir olgudur aslında... O kadar farklıdır ki tezatlık bile denilebilir bazen bu duygulara, bazen dünyanın en en en en güzel duygusudur bazen ise nefret ettirir her şeyden yine de ne olursa olsun en mutlu eden duygudur insanı. Her şeye daha farklı bakarsın daha bi güzel görünür her şey daha mutlu olursun görmezsin hiçbir şeyi kör olursun ne yazıktır ki karşındakinin de nasıl biri olduğunu fark edemezsin... Kutsaldır aslında o kadar özel ve güzeldir ki bir de iki taraflıysa cennettir bu dünya sana eşindir senin, dokunduğun da yanında olduğun da korkmazsın hiçbir şeyden dudakların dudaklarına değdiğinde gözlerin kapandığın da öyle bir huzur verir ki insana anlatamazsın zaman dursun bir ömür boyu öyle kalmak istersin. Bir de diğer yüzü vardır... Acı verir insana sevdiğin yanında olmadığında canın yanar bunu hissedersin içinde kalbin sızlar... Başını yastığa koyduğun da aklından çıkmaz duvarlar üstüne gelir boğulursun kalkarsın uyuyamazsın gözlerinden iki damla yaş gelir zaman böyle gelip gecer... Ama kesin bir şey vardır ki karşılıklı da olsa olmasa da her daim aklındadır * istersin ki ona bir şey olmasın o hep mutlu olsun...
Bir de bana sorarsanız Aşk nedir diye ; * Fatih'tir derim. *
aşk bir başkasının hayatına dahil olma, ayak uydurma istediğidir. karşı taraf sizi ne kadar dahil etmek istemezse o kadar dahil olmak istersiniz, o kadar aşık olursunuz. yok karşı taraf sizi kabul ederse aşkın ulaşılmazlığı zamanla kaybolur. ama hala o hayatta varlığınızı sürdürmek istiyorsanız sizinki aşktan çıkıp sevgi halini almıştır. *
an itibarı ile, sri lanka'da toplanan çay yaprakları gibidir.
lezzetli olması için aradan zaman geçmesi, deminin iyi olması, ayrıca iyi demlemeyi bilmek gerekir.
an itibarı ile istanbul'da yağan yaz yağmuru gibidir.
aşk, hayatın tıpkı sıcak haziran günleri gibi insanı boğduğu anlarda, tıpkı yaz yağmuru gibi ansızın gelir, size ferahlık yaşatır ve aynı yaz yağmuru gibi bir anda biterek hayatınızı eskisinden de boğucu hale getirir.
bireyin bencilliğidir. aşk seni mutlu eder. sende aşkı bir yerde cisimleştirilmelisin ama. aşk sadece bir bireye aittir. diğeri sadece nesnedir. oraya bakınca aşkı gördüğünü sanarsın. aşkı oradan oraya aktarabilirsin. nesne değişir aşk kalır. başka bireye aşık modunda saplanıp kalmak cinsel ya da zihinsel çekim içerir.
-ben bir yirmi yıl bekledim, gerekirse bi yirmi yıl daha bekleyeceğim...
canım ailem dizisindeki melahat'in, samim'in bi başkasından çocuğu olması ihtimaline karşı verdiği tepkidir. sabretmeyi bilmektir yani. ama bu sabır günümüzde çok az insanda vardır, o ayrı.
düşünebilme kabiliyetini kaybetmiş, kalp ritimlerinin arttığı ve aklından çıkmayan insanın etrafında pervane olarak onun istediği gibi yaşayan, zavallı erkeğin kapıldığı bi çeşit hastalıktır.
Etkilendiği şeyden bahsetmeden etkisinden bahsederdi. acılarından aldıkları dersleri gençlerle paylaşan büyükler geldi aklıma. Öğütler, anılar dolanır hep dillerinde ya o da öyleydi bu akşam. Beni çok mu sevmişti neydi anlayamıyordum; ama yalnız değildim, o da beni sevip sevmediğini anlayamıyordu. Hiç bahsetmedi ve bahsetmediği tek kişi bendim, belki de üzerimdeki etkisinin diğerlerinden fazla olması ve onun hakkındaki kanılarımın sebebi bundandı: benden bahsetmeyişinden.
Üzülür, çok üzülür ve hayata karşı direncimin çok yüksek olması gerektiğini söyler ve bunu söylerken de annem gibidir: "hep yanında olacağım ve sen ne zaman düşecek olsan kollarımda bulacaksın kendini, savunmasız olduğunda ve yalnız kaldığında, hayata dair bilmediklerinle savaşman gerektiğinde ben olacağım yanında, hep var olacağım; sadece senin için!". "Hiç sıkılmaz mısın annem olmaktan?", "hiç sıkılmayacak mısın?" demeye yeltenirim bazen; ama gözlerindeki kararlılık bu sorunun aklımdan geçmesinin dahi ne kadar saçma olduğunu anlatır bana ve "ben hiçbir zaman değerini bilemedim senin" derim kendi kendime onca insanın arayıp da bulamadığısın sonuna kadar bağlı ve giderken başkasına ait olacaksın bense hiç sesimi çıkaramayacağım; çünkü zamanında tüm haklarımı elimin tersiyle itmiş olacağım; ama üzülmeyeceğim de emin ol; çünkü ben de sevdim seni hem de sonuna kadar. zorunda değiliz, yaşayıp tüketmeye.
Gözlerindeki "hayata karşı olabildiğine güçlü dur" kararlılığına sebep neydi? Neydi seni bu kadar güce zorlayan? Hiç bilemedim, "üzdülerse seni söyle" diyemedim. Suskunluğunu gülüşünde saklayan küçük kız, sen bildin: ben hep seni sevdim.