Galiba hiç aşık olmadım. Ya da benin duygular minimum seviyede. Anlatılanlara şahit olunca kendini şanslı sayıyorum. Aslolan sevgi ve saygı bence. Tahammül sınırları içerisinde tabi.
aşkla kale kapısı yıkılırmış, inandım.
Kale kapısı!..
gel de, kale kapısı üzerine konmuş sinek faaliyetleriyle, Fatih’in torunları olduklarını söyleyenlerin durumunu seyret.
aşk, ışıktır...
aşk, vermek, karşılıksız vermek, karşılığında kendini kaybetmek ve bu kaybetmekte tarifsiz olan benini bulmaktır...
aşkı bilmek lazım; bilmek başka, bildiğini sandığını bilmek başka!...
ben ne oldugunu bilmiyorum. gercekten. sadece devre dısı olan mantıgımı biliyorum.
o kadar sacmalamısımdır ki ask icin hayatımda.
intihar denemem de oldu.
akıl hastanesine de kapatıldım.
yemeden icmeden de aylarca kesildim.
birkac yıl depresyona girip sadece uyudum da.
hala ne oldugunu cozemedim.
hemfikir oldugum tek olay su:
bir sözuyle bahtiyar
bir sozuyle ihtiyar oluyorsun.
çok genç bi kızken bir kaç kez aşık olmuşumdur. Gerçi ondan da pek emin değilim. Belki aşk değildi. Ama ölmeden önce, şöyle sırılsıklam aşık olmak istiyorum.
Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi olan bir duygudur. Hayranlık ile karıştırılmaması gerekir, bir insana karşı hayranlık beslersen bu daha kolaydır ancak aşk dediğin zaman ya yaşar ya ölürsün.
beraber aynı dili konuşabildiğin bir insan olunca üremeden başka şeylerde yapabiliyorsun, sana sürekli üremek siteyenler denk geldiyse senin adına üzgünüm.
Sev dedim de sevmedi
Bana boyun eğmedi
Ölüyorum dedim de
Bir öpücük vermedi
Sararmışım solmuşum
Ben güzele vurulmuşum
Kuş dili bilmezken
Şimdi bülbül olmuşum
Her daim hayal ederim
Belki bi gün sevgilin olurum
Aşkımda inat ederim
istemesem de senin olurum
Böyle teessüf ederim.