tekrar tekrar yaşasanız da asla alışamıyacağınız duygudur.ayrılık bir hayattan silinmektir uzaktaki olmaktır..gözünüzü açtığınızda yine aynı şehirde olmayı istemektir.gittiğiniz her yeri gördüğünüz her yüzü birilerine benzetme çabasıdır.yabancı bir şehrin sokaklarında yürürken ilkokul arkadaşına rastlayamamaktır...
Her maddi ve manevi şeyin sonunda bir şekilde ayrılık olur. Bu yüzden herşey yeri ve zamanında yaşanırken değer bilmek gerek, sonrada iş işten geçince kafayı duvarlara vururken " keşke lan! " dememek gerek..
kalbinden sanki başka bir kalbin acımasızca koparılması gibi. o yüzden yaşayamıyorum denir ya zaten. hele bir de deli gibi iki tarafta birbirni seviyorsa ve sebebi ilişkiyi yürütemedikleir için ayrılıksa o daha da koyuyor insana. kendini salak gibi hissediyorsun. hata neydi, sevgimiz mi yetmedi, ya da gerçekten sevmedik mi? sorularını soruyor insan. gün geçtikçe unuttuğunu sanıyorsun, geziyorsun gülüyorsun eğleniyorsunç birden odanda ona aitbir şey ile karşılaşıyorsun. niye atmamışım ki ben bunu diyorsun. aniden boğazında bir düğüm saplanıyor yutkunamıyorsun. boğulacak gibi oluyorsun. eski yaşanılan hatıralar gerçekten eskimiş deyip hayvan gibi anıra anıra ağlamaya başlıyorsun. eline ne geçerse etrafa dağıyorsun. saatlerce bağıra bağıra lanetler okuya okuya haykırıyorsun. neden? neden yaptın? neden bitti? hiç mi sevmedin be hayvan herif? niye aldattın ki ne vardı sanki benden farklı o kızda? diyerek ağlaya ağlaya saçma sapan sorular sorarsın kendine. ve düşünürsünde acaba oda özlüyor mu? senin onu özlediğin gibi o da seni köpekler gibi özlüyor mu? pişman mıdır acaba yaptıklarından? diye diye arasa da seni seviyorum diyerek haykırsan deli gibi. her şeyi unuttum nolur gel desem diye düşünürsün. sen arayamazsın cesaretin yok. açmazsa telefonu daha da kötü olursun. o yolunu seçmiştir. seni yalnızlığa sürüklemiştir. sense aslında mutlu olduğunu sanıp her şeyi içinde biriktirmişsindir. içindekileri kusmak istersen ne varsa unutmak ona dair ne varsa unutmak istersin.
ayrılık çok acıdır ve acıtır. yüreğin kor ateşler gibi yanarken o sana sarılamıyor diye de donarsın. işte böyle bir şey!!! **
kimse dememişti bu kadar zor olacağını. insan yaşayınca anlıyormuş ne olduğunu. aslında her zaman bir "veda" değildir ayrılıklar. bazen güzel şeylerin de başlangıdır. bir son olmak zorunda değil ayrılık. çünkü insanlar fiziksel olarak birbirinden ayrı olsalar da kalpleri birbirine bağlı olduğu sürece sanki hiç ayrılmamış gibidirler. çünkü bilirler ki bir gün mutlaka kesişecek yolları. fiziksel hasretleri sona erecek. o yüzden önemli olan kalben bağlı olmaktır. ve şu da unutulmamalıdır ki sayılı gün çabuk geçer hesabı sona erecek her şey gibi ayrılık da.
onu her hatıradığında,gözlerin doluyorsa...
adı söylendiğinde,uzaklara dalıp onu düşünüyorsan...
yaşadığınız anılar aklına geliyorsa,
hala seviyorsundur ve ayrılık denen o acı şeyi bütün hücrelerinde yaşıyorsun demektir...
buna alışmak diye bişey yoktur zaten artık o yoktur ve yanlız kalmışsınızdır aklınızdan birsürü soru geçer ve geçen dakilarınızı saatlerinizi gülümseyerek hatırlarsınız ama kalbinizi sarmıs o acı midenize sonra tüm vucudunuza yayılır bi kaçgün bişey yiyemezsiniz bile kıpkırmızı gözlerle bakarsınız onun resmine unutamazsınız t-shirtü ile uyursunuz onun kokusunu alabilmek için ama artık hiç bişey avutmaz sizi konusmak istersiniz ama beceremezsiniz bir türlü gittikçe kötüleşirsiniz onun yokluğu her geçen gün daha çok acıtır bedeninizi, ruhunuzu , kalbinizi ama yapıcak başka bişey kalmadığında devam edersiniz hayata başka çareniz yoktur kalbinizin bi kısmı hala onun için çarpar bazı geceler aklınıza gelir ağlarsınız ilk günkü gibi iç çeke çeke ama o gitmiştir... En kötüsüde onun başkasına aşkım sevgilim bebeğim ÖmRÜm diyicek olmasıdır... (bkz: umut)
ayrılık.. tarifi imkansızdır ya bazı acıların, evlat acısı gibi hani o acının da tarifi yok derler ya belki ona denktir. çok acıtır yüreği derin bir yara bırakır.. sen ise o yaranın kabuk tutmasını istemezsin. bir yıl geçer üstünden tam bugün bir yıldır. yaran halen ilk günkü sıcaklığıyla sabittir.. hiç ayrılmamış gibi avutur insan kendini, aynalara her bakışında onu görür gözlerinin en derinliklerinde.. ve düşünürsün dersin ki hiç mi kalbi beni sormadı.. peki ne cevap verdi.. ayrılık gelmişse bedene ne acıdır ki o yaranın kabuk bağlamasını istiyene...
--spoiler--
gözlerini kapayınca aynı kişinin resmi gelir gözlerinin önüne. gecenin sessizliğinde aynı kişinin sesi yankılanır kulaklarında. yanındaki kişi o imiş gibi sarılırsın ama onun sıcaklığını bulamazsın sonra uyku kaçar gider yerine düşünceler gelir kahırlar gelir özlemler gelir pişmanlıklar gelir günahlar gelir canın yanar kalbin hızla atar yutkunamazsın boğazında düğümlenir her şey... derken bir bakmışsın sabah olmuş. el alışkanlığıyla elin telefona gider ne arayan vardır ne soran... içine ağlarsın içine akıtırsın gözyaşlarını yeni duruma alışmaya çalışırsın tanıdığın güne hem lanet edersin hem özlem duyarsın birkaç ay öncesine dönebilmek için neler veririm dersin ama hiçbir şey veremezsin çünkü yaşadıklarının hepsi senin için çok özeldir ve güzeldir... hayatından ve aklından silip atmaya kıyamazsın... tüm bu düşüncelerle işe gidersin çalışırsın bütün gün ama hep aklındadır hep düşünmektesindir hep yutkunursun içine sonra yine akşam olur. yine aynı uykusuz geceler. yine aynı telefona takılan gözler... aynı aynı aynı hep aynı... zamanla geçer diye kendini avutursun. aslında hiçbir şeyin geçtiği yoktur sadece sen bu duruma alışırsın artık aynı uyuşturucunun vücudu esir alması gibi beynin uyuşur acı duymaz olur. narkoz etkisi yapar belli bir süreden sonra ayrılığın acısı. o süreyi doldurmaya çalışırsın işte...
gözlerinizin puslanmasıyla başlar, mükemmel bir baş ağrısıyla devam eder. mal olursunuz ilk andan itibaren. çaya şeker attığınızı göre göre tekrar şeker atmanızı engellemeyemezsiniz, bir dakikanız bir dakikanızı tutmaz. çok sinirlenmişken ağlamaya da başlayabilirsiniz. ölüm gibidir aslında, ruhunuz çekilmiştir yaşarken bedeninizden. aylar sonra tekrar camel yakma sebebidir. ama herşeye rağmen aşkınız bitmez, kalbinizin bir köşesinde yaşarsınız diyeceğim de aşk yürek olur, bedene işlemiştir vakt-i zamanında. yalan sözler gelir aklınıza "vay beee.." diyip sigaranıza asılırsınız. ayrılık hele ramazan ayında ise of of, iyice mal olursunuz mall...!
"ayrılığımızın en güzel yanı küçücük bir ihtimal bile olsa sana tekrar kavuşabileceğim." demiştin ayrılırken. inanmamıştım tabi ki, mucizelere asla inanmam. ve tahmin ettiğim gibi oldu tabi ki. ne sen geldin ne de senden bir haber. ayrılık saksıdaki çiçeklerimiz gibi büyüdü sessiz ve nedensizce durmadan.
(bkz: ezginin günlüğü- ayrılık şarkısı.)
en ağırı sevdiklerinle olandır. güldüğünü gördüğünde senin de yüzüne bir gülümseme yerleşmesini sağlayan güzel insanı bir daha göremeyecek olmandır. ölümdür.
kimi zaman mecburiyetler sebeb oluur ayrılığa. kimi zaman bi anlık öfke kimi zamansa vazgeçiş... fırtınalı bir günde çaresizce dışarda kalmak gibi. korkutur çoğu kez. ayrılık bir sancı gibidir bedeninde, dayanılamaz, acı veren ve çekmek zorunda olduğun...
bir masal kahramanıymış gibi başladığım hikayenin en acı yerde son bulması. kötü giden hayatın bir şehirde herşeyi değiştirmesiydi. yepyeni bir insan aşka korkulu bakan yüreğim bu sefer ondan korkmadı onu her şekilde yaşamaktan korkmadı ve üzerine gitti bu sefer olacağına tüm kalbiyle inanmıştı ya da inanmak istedi zaten aşk tüm bildiklerini bir anda unutmak değil miydi? unutmuştum tüm zorluklara ayrı şehirlere yaşamamıza rağmen cesaretimi toplayıp düştüm yollara . asla pişman olmadım ama aşkın acı tadını bir kez daha tattım unutmuştum belki de. şehirler ayrıldığında korktuğum oluyorda soğuk konuşmalar karışık kafalar ve aslında ikimizin de bildiğini sadece bir gece söylemiştim ben aslında sonunu biliyordum aşka nasıl cesaretle başlamışsam ayrılığada aynı cesareti göstermeliydim. bitmeli belki de diyeceğini biliyordum ne zor idamını kendin belirlemek oysa ki. beklediğm gibi de oldu herşey tüm yaşananlar yine o sözle noktalandı; belki de bitmeli . karşılıklı mutlular dilendi ve bitti. yatağınd tavana bakarken yine aynı soru ben nerde hata yaptım sanırım hata değil ama çok mu iyi niyetti benim suçum bilmem...
insanin birden bire butun her seyini alt ust eden bir olaydir.
duygularin incinir,guveninin bosaymis anlarsin...
sevgi dersin nefrete donusur...
unutamazsin bir sure kendinle basbasa kalirsin... *