bazen inadına ertelenen, adeta ölmüş bir hastayı şoklayarak hayata döndürmeye çabalamak ,ve bunu o ceset kokana çürüyene kadar devam ettirmek ve bununda çare olmadığını anlamak suretiyle oluşan durum. uzunca bir süre ölmüş olanın dirilebilme ihtimaline sarılarak ertelersiniz.
trt 1 kanalında devam eden fethullah gülen'in canlandırıldığı rivayet edilen bir dizi. Bazı akp belediyeleri billboardlarına ve elektrik direklerine kadar dizi başlamadan afişlerini yapıştırarak reklamını yapmıştır. Her zamanki aynı senaryo gereği yine çeçen mücahitler gominik ruslara karşı savaşmakta ve akıllarınca ant-i gomünizm pompalanmaktadır. Yemişim sizi de dizinizi de.
kaçınılmaz son. insanın tükürük bezlerini bir anda kurutan ve dil hakimiyetini kaybettiren doğanın değişmez kanunu. et tırnaktan ayrılır mı demeyin ayrılır. toprağın altında bile olsa.
kendi gelmeden önce bangır bangır ayak sesleri gelen olaydır.
6. hissin çok gelişmiş olmasına, muhteşem bi önseziye sahip olmaya falan gerek yoktur. genellikle feci şekilde hissedilir ve hissedildiği oranda da görmezden gelinir.
ama ayrılığın geleceğini bilmek veya hissetmek, olayın gercekleştiği zaman ki acının azalması gibi bi sonuç doğurmaz. nihayetinde acı aynı acı, kırıklık aynı kırıklıktır. elinizde sadece "biliyodum mınakoyım" kalır ki bu da sizin için pek yararlı olabilecek bi veri değildir o esnada. belki kabullenme aşamasını daha rahat atlatmayı ve ardından "koyver gitsin" moduna girmeyi kolaylaştırır ama yüreğin üstündeki yükü azaltmaz..
bekleme aşaması genellikle olayın gerçekleşme aşamasından daha sancılıdır. muhteşem tedirginlik duygusu ile heran kalbe indirilcek darbeyi beklemek bünyeyi yorar, yıpratır. halbuki bi gelse o darbe, belki de o kadar acımıyacaktır..
nihayetinde öldürmez bi müddet süründürür; birileri "öpiyim geçsin" demese de geçer, "geçer" diyenlerin götüne konmak istense de gecer, ama zor geçer evet..
aslında tek bi bakınızla bile anlatırdık istediğimizi
(bkz: yarraklara gelmek)
zuhal olcay'ın iyisin'le tanınan 1996 çıkışlı oyuncu albümünün 2 numerolu ve en güzel şarkısı. müzik onno tunç'a aittir, mevta olmadan önceki son eserlerinden... sözleri şu biçim:
bir gürültü yüreğimde
uyandırdı birdenbire
hazırlanmış gidiyordun
sordum bugün günlerden ne
cevabını biliyordum, gözlerimi yumdum
hayal ettim söylemedin
ödünç olsun kal istedim
duymamıştın tekrar ettim
sordum bugün günlerden ne
bugün günlerden ayrılık yıllardan hüzün,
her güneş gün olmuyor uzaksa yüzün
zamansız yağmurlarla ıslanır gözün
bugün günlerden ayrılık bizim değil gün...
her gece her gündüz her saat her dakika ölüp ölüp dirilme zamanıdır. ayrılık böyle bir şeydir. değer verirsin seversin, sevilirsin ama zamanı gelir aldığın değerlerin hiç mi hiç anlamı kalmaz. sebepsiz yere ilişki soğur nedensiz yeredir. bazıları bahane üretmekte bile zorlandığı gibi ota boka ayrılırlar neden değer verdiği o zaman sorgulanması lazımdır. neden ayrıldığı elde somut veya soyut delil olmalıdır. ama bulamaz. ondan boktan bir konu boktan bir sebepten ayrılınır. burada sebep sadece kelime anlamında geçer. ortada daha öncede dediğim gibi sebep yoktur ki? gözün artık hiç bir şey görmez sadece içilmiş sigaralara ve boş şişelere gözün takılır. gece onu düşünerek uyursun uyumaya çalışırsın dua edersin belki rüyamda görürsün diye. görmeye çalışırsın. kendini zorlarsın. yine kalkarsın yatağından. o soğuk karanlık odandan. bakarsın camdan dışarıya ay ın vurduğu o sokağa bakarsın. komidinin üstündeki telefona bakarsın belki belki diye çalmıştır ama ben duymamışım diye geçici bir vucutta endorfin salgılarsın. ama o yoktur ayrılmıştır. ayrılık gelmiştir.
ilişkide uzatmaları oynadın ve düdük çalmıştır. zaman ayrılık vaktidir. çekip gitmiştir elin boşta kalmıştır. göğsünde uyuyan kişi yoktur. sadece gözlerinden akan gözyaşları vardır o dökülüyordur göğsüne. başka bir şey değildir. gözün hiç bir şey görmüyordur. hayattan soğumuşsundur. ayrılmışsındır çünkü. kırmızı kart yiyen oyuncu gibi koridorda duvarı yumruklayan oyuncu gibi olmuşsundur. aldığın ilaçlar bile ters etki gösterirler. çünkü ayrılmışsındır. geri dönüşü olmayan ayrılıktır. elinde kalan sadece bir kaç resimdir ona ait onlara bakarak resimin içine girer o anı yaşarsın. terk edilmişsindir. yapışık ilişkiler gibi bir ayrılıp bir barışma biçimi gibi değil sadece ayrılmışsındır. yalnızlığına bile küfür etmezsin. lanet okumazsın. sadece onun olmasını istersin. sadece o ve ben diye düşündüğün içindir. zamanında kurduğunuz hayaller içindir. ama hiç biri gerçekleşmeyen hayaller dalarsın. uyumak istersin öyle bir uykuya dalmak istersin ki yıllarca hiç kalkmamak gibi kalktığımda sadece yanında onu görmek istediğin an kalkmak istersin. ama artık o yoktur ayrılmışsındır. ortada sebep yokken. sırf bahaneler üzerine. komplo teorileri üretmeye başlarsın. sebepsiz yere ayrılık olursa kurarsın kafandaki milyonlarla kurtların arasında. kemirirler. kalbine doğru iner o kurtlar. dışarı çıkıcakmış eline alıcakmış gibi hissedersin kalbini o saçma pesimist düşüncelerin arasında. ayrılmışsındır. son tren kalkmıştır. biletler kesilmiştir. isstasyonda kimse kalmamıştır senden başka. gözünü kapatırsın kendini birden milyonlarca insanın içinde bulursun. herkes sana acıyormuş gibi duyguya kapılırsın gözün onu arıyordur ama o çoktan gitmiştir. oarada izleyenler arasında bile yoktur. çünkü senden ayrılmıştır o yoktur.
Yanında nefes almaya başlarken nasıl bilirdim ki yokluğun içimi yakar. Nasıl düşünürdüm ki sensiz yaşam var.
Ayrılık iki insanın bir birinden uzaklaşması demekse, neden senden uzaklaştıkça sana olan aşkım artıyor ?? Madem ayrılık gerçekse, neden hala sıcaklığın ellerimde.. ve ben neden senden kaçmak isterken sana doğru koşuyorum..
yaşanan güzeL günlerin ardından insanın elinde kalan tek şeydir. iki kişi başladığınız bir işe bir kişi devam etmek ve yanınıza kalan tek şeyin bu olduğunu görmektir. canınızı yakar, üzülürsünüz .hayat devam eder yanınızda ayrılığın verdiği acı hüzün vb. duygularla birlikte...
sevgili olarak* ilk buluştuğunuz yerde karşılaştıysanız,henüz 2 ay önce tam o noktada birbirinize sıkı sıkı sarıldığınız halde şimdi "öpsem mi,elini mi sıksam,hiç bişey yapsamam?" sorularını 2 adımda aklınızdan geçirdiyseniz,göz göze geldiğinizde her zamanki gibi* onun gözlerinde derin bişeyler ve dudaklarında muzip bi sırıtış gördüyseniz,aranızda abuk subuk bi muhabbet geçtiyse ve 2 adım sonra ne dediğinizi kestiremiyorsanız,10 adım sonra ondan "hep de karşılaşıyoruz,hiç değişmemişsin" gibi bi mesaj almışsanız ayrılığı anlayamazsınız.he ne zaman anlarsınız? sözü edilen kişi tasvirlere uyuyosa hiç bir zaman!
(bkz: geçiniz efendim)
sevdiğiniz hem de çok sevdiğiniz birinden ayrılma şeklindeyse gözyaşlarını zaptetmenin en zor oldugu durumdur.geceleri uyuyamadan sağa sola dönüp durmanızı sağlar bu duygu.rüyada çığlık atarsınız sesiniz duyulmaz ya, öyle garip bir histir ayrılık sonrası hissedilen...
etinizin kesilmesi kan yerine içinizden gözyaşı akmasıdır. içinizdeki tüm sözcükleriona doğru akıtamamışken sonsuza kadar susmayı tercih etmek demektir.
güneşsiz bir dünyada yaşamaya başlamaktır ayrılık.
onu görmemek için her gun okula geç gidip, geç gelmektir.
kendini hayattan soyutlamaktır, yok olmaktır, var olmak için savaşmayı reddetmektir.
bedene diyettir, akıla çılgınlıktır, kalbe kansızlıktır.
yürekte burukluktur. sessizliktir, sessiz atılan çığlıkların sebebidir.
yastığa dökülen göz yaşıdır, duvarların soğuk olmasının sebebidir.
hayatın anlamsızlığıdır.
acıdır.
ölümdür.
biteceği bilinse de, o bittiği günün ilk saniyesini düşündükçe ister istemez gülünse de daha başlamadan acısını çekmeye başladığınızdır. bilirsiniz size yıllar gibi gelecek onsuz günler aslında kısadır ve bilirsiniz ki çoğu insan için o günler göz açıp kapayana kadar çoktan akmış olacaktır ama işte ayrılık zaten budur. ayrılık o zamanı dondurup akmasına izin vermeyendir. ayrılık bunca yıl bunca şarkı bunca ruh bunca ize sebep olmuş ve çok kişinin çeşitlerini acı acı çektiği birşeydir. fakat tek düşünülmesi gereken elbet bir gün biteceğidir. bunu düşünmek için zorlamak da gerekse insanın kendisini, hatta kendi kendine gelip sözlüğe yazdığı bu yazıya bakıp buna şartlanmayı söylese de hiçbir zaman akıldan atılamayacaktır.
ve bu ayrılığın hele ki vuslatsız olanları... işte o yazılmaz. o sözün bittiği yerdir.
ayrılıkların hepsi hüzün barındırır kendi içinde. en nihayetinde alışmış olduğun bir şeyden uzaklaşmaktır ayrılık.. kimi zaman adı ölümdür ayrılığın. zordur bunu kaldırmak. giden hele de canından biriyse, canının yarısını onunla beraber toprağa gömersin. geri kalan yarınla devam etmeye çalışırsın.. hayatın anlamı değişir büsbütün. artık farklı gözle bakarsın hayata. sonra birgün birine gönül verirsin, seversin onu, sonunu hiç düşünmeden , uçsuz bucaksız seversin. günlerden birgün, akılda hiç ayrılık yokken, pat diye davetsiz misafir gelir çalar kapınızı. ve o gider.. işte bir daha anlarsın ayrılığın ne kalleş bir şey olduğunu.. canının kalan diğer yarısı da onunla birlikte gider. ve sen orada, oracıkta bitersin. kül olup uçarsın.. bilirsin onu bir daha öpemeyeceksin, ona doyasıya sarılamayacaksın, ellerini tutup gözlerine bakamayacaksın, başını omzuna yaslayıp türkü dinleyemeceksin. herşey büsbütün anlamını yitirmiştir. dost tavsiyeleri, yeni sayfa açma saçmalıkları sinirini bozar. sindiremezsin bu ayrılığı. özlemek nedir o zaman öğrenirsin, yalnızsındır tüm o kalabalığın içinde. ne yapsan dinmez o yüreğindeki acı. ayrılık insana çok sey öğretir. hayatta mücadele etme de büyük bir imtihandır. eğer direnirsen sen kazanırsın yok eğer direnemezsen yok olup gidersin...