ayrılık

entry1161 ↓ galeri26
    251.
  1. 252.
  2. danışıklı dövüş gibi gelir uzaktan bakana ama bir fincandır ki ismi üstüne kazılı dönüp alamadığım, bir ağaçtır ki adımın gitgide büyüdüğü yıllardır göremediğim.
    çocukluğumdur ki bana ayrılığı söyletir.
    en çok kendimi terkettim
    en çok kendimden vazgeçtim..
    2 ...
  3. 253.
  4. 254.
  5. acı verici olaydır kendisi can acıtır; ama zaman bunu da düzeltir.
    1 ...
  6. 255.
  7. "gittiginden beri bana kalan tek sey sessizlik oldu, ilk once cok kızdım sana habersiz gidisine, sonra kendime sovdum gitmene izin verdigim icin, yokluguna alısmaya calısırken, herkese bir gun gelen benim hayatımdan 10 yıl aldı sikayet etmedim, acıtarak gecen gunlerin ardından gozlerim artık aglayamaz oldu, sen gittin giderken sonsuzlugu aldın bana bıraktıgın ise sensizlikti.."
    (bkz: sevgilinin olmesi)
    2 ...
  8. 256.
  9. ölüm olsaydı ayrılık olmasaydı..
    1 ...
  10. 257.
  11. --spoiler--
    ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
    yürüyorum sanki senin yanında
    sesin uzaklaşır herbir adımda
    ayak izim kalmadan gidiyorum
    --spoiler--
    2 ...
  12. 258.
  13. --spoiler--
    açılmış sarmaşık gülleri
    kokularıyla baygın
    en görkemli saatinde yıldız alacasının
    gizli bir yılan gibi yuvalanmış
    içimde keder
    uzak bir telefonda ağlayan
    yağmurlu genç kadın

    rüzgâr
    uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
    mor kıvılcımlar geçiyor
    dağınık yalnızlığımdan
    onu çok arıyorum onu çok arıyorum
    heryerinde vücudumun
    ağır yanık sızıları
    bir yerlere yıldırım düşüyorum
    ayrılığımızı hissettiğim an
    demirler eriyor hırsımdan

    ay ışığına batmış
    karabiber ağaçları
    gümüş tozu
    gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş
    tedirgin gülümser
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
    hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte
    herşey onunla ilgili

    telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    gittikçe genişleyen
    yakılmış ot kokusu
    yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
    yansımalar tutmuş bütün sâhili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili

    yalnızlık
    hızla alçalan bulutlar
    karanlık bir ağırlık
    hava ağır toprak ağır yaprak ağır
    su tozları yağıyor üstümüze
    özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
    eflatuna çalar puslu lacivert
    bir sis kuşattı ormanı
    karanlık çöktü denize
    yalnızlık
    çakmak taşı gibi sert
    elmas gibi keskin
    ne yanına dönsen bir yerin kesilir
    fena kan kaybedersin
    kapını bir çalan olmadı mı hele
    elini bir tutan
    bilekleri bembeyaz kuğu boynu
    parmakları uzun ve ince
    sımsıcak bakışları suç ortağı
    kaçamak gülüşleri gizlice
    yalnızların en büyük sorunu
    tek başına özgürlük ne işe yarayacak
    bir türlü çözemedikleri bu
    ölü bir gezegenin
    soğuk tenhalığına
    benzemesin diye
    özgürlük mutlaka paylaşılacak
    suç ortağı bir sevgiliyle

    sanmıştık ki ikimiz
    yeryüzünde ancak
    birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki
    tek kişilik bir yalnızlığa bile
    rahatça sığarız
    hiç yanılmamışız
    her an düşüp düşüp
    kristal bir bardak gibi
    tuz parça kırılsak da
    hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
    hâlâ kıpkızıl gülümseyen
    -sanki ateşten bir tebessüm-
    zehir zemberek aşkımız

    attila ilhan *
    --spoiler--

    ustanın dediği gibi sevdaya dahil olan nesnedir.
    1 ...
  14. 259.
  15. Ayrılık; "sizin ona verdiğiniz anlamla varken yok olmuyor mu?"
    ilhan irem
    2 ...
  16. 260.
  17. sevgilisinin doğum gününü unutan erkeğin aklına gelen en kolay sıvışma yolu.. (bir arkadaşın başından geçen olaydır)
    1 ...
  18. 261.
  19. insanların birbirlerini tanımaları için en iyi zaman ayrılmalarına yakın zamandır.
    5 ...
  20. 262.
  21. gözyaşından hemen önce gelir.
    1 ...
  22. 263.
  23. Tam gögsünüzün ortasinda bir yeriniz aciyacak...

    Evinizin sizi içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu farkedeceksiniz...

    Sokaga firlayacaksiniz... Sokaklar da dar gelecek...

    Tipki vücudunuzun yüreginize dar geldigi gibi...

    Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne piril piril gökyüzü..

    Kendinizi tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
    küçüleceksiniz...

    Birileri size bir seyler anlatacak durmadan...

    "Önemli olan saglik."

    "Yasamak güzel."

    "Bosver, her sey unutulur."

    Siz hiçbirini duymayacaksiniz...

    Gözyaslarinizdan etrafi göremez hale geleceksiniz.

    O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek

    isteyecek kadar çok seveceksiniz...

    Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz...

    ''Ölüme çare bulundu'' ya da ''Yarin kiyamet kopacakmis'' deseler basinizi

    kaldirip ''Ne dedin?'' diye sormayacaksiniz...

    Yalniz kalmak isteyeceksiniz...

    Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak... Ikisi de yetmeyecek.

    Geçmisi düsüneceksiniz... Neredeyse dakika dakika, Ama kötüleri atlayarak!

    Onunla geçtiginiz yerlerden geçmek isteyeceksiniz, Gittiginiz yerlere gitmek...

    Bu size hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksiniz.

    Biri size içinizdeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksiniz...

    Aslinda kurtulmak istediginiz halde, o aciyi yasamak için direneceksiniz.

    Hayatinizin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksiniz...

    Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz...

    Herkesi ona benzetip, Kimseyi onun yerine koyamayacaksiniz...

    Hiçbir sey oyalamayacak sizi, Ilaçlara siginacaksiniz...

    Birkaç saat kafanizi bulandiran ama asla onu unutturmayan...

    Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...

    Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...

    Bogaziniz dügümlenecek, dinleyemeyeceksiniz...

    Uyumak zor, uyanmak kolay olacak, Sabahi iple çekeceksiniz...

    Bazen de ''Hiç günes dogmasa'' diyeceksiniz.

    Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler...

    Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz...

    Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çikana sarilmak

    isteyeceksiniz, Nafile...

    Düsüncesi bile tahammül edilmez gelecek...

    Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasini istediginiz...

    Her siçrayarak uyandiginizda onun adini söylediginizi fark edeceksiniz...

    Telefonun çalmasini bekleyeceksiniz...

    Aramayacagini bile bile...

    Her çaldiginda yüreginiz agziniza gelecek...

    Aglamakli konusacaksiniz arayanlarla...

    Yüreginiz burkulacak...

    Caniniz yanacak..

    Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz.

    Hayata dair hiçbir sey yapmak gelmeyecek içinizden...

    Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutusacaksiniz...

    Defalarca aradigi günlerin kiymetini bilmediginiz için kendinizden nefret
    edeceksiniz..

    Yasadiginiz sehri terk etmek isteyeceksiniz...

    Onunla hiçbir aninizin olmadigi bir yerlere gidip yerlesmek...

    Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karsilasma umudu...

    Bu umut sizi gitmekten alikoyacak...

    Gel gitler içinde yasayacaksiniz... Buna yasamak denirse...
    5 ...
  24. 264.
  25. yaşanmadan tam anlamıyla anlaşılmaz dediğim kavram. Hüzün kovan kuşu gelmiş ,gecenin yanağına konuvermiş, ay tenli aşık şarkıma karşılık vermiş. Düş sokağı sakinlerinin , içinde bu cümleleri barındıran şarkısını dinlerken, sizi arayıp 'ben ayrılmak istemiyorum' dediğinde, ağlayarak hüzün kovan kuşum geldi dersiniz. Hıçkırıklarınız boğazınıza dizilir o an. Yeniden dönüşü düş gibidir, fakat kırıklar tamir olmazsa, bu kez yaşar'ın 'sakın sen kuşlara uyma' şarkısını tek başınıza dinlersiniz günlerce. Ama ya o , ya siz kuşlara özenmiştir bir kere. Sonra da yol, iz silinir gider ,dönülmez geriye.
    3 ...
  26. 265.
  27. --spoiler--
    hep aynı hikaye
    gönlüm düşünce aşka
    her ayrılık aynı
    yanlız kişiler başka
    --spoiler--
    4 ...
  28. 266.
  29. birşeylerden uzaklaşmak, vazgeçmek, farklı zaman ve yer dilimlerinde varolmaktır ayrılık.
    1 ...
  30. 267.
  31. insanın tüylerini diken diken yapıyor, söylemesi bile kötü...
    adına binlerce milyonlarca şiirler,hikayeler,şarkılar,filmler yapılmış bir kavram ayrılık. insanları bu denli üstüne çekmesinin sebebi insanlara sadece acı verip, can yakması mıdır?
    çeşit çeşit ad verilse de sonuçta hepsi ayrılık, hepsi acı, hepsi yalnızlık değil midir?neden insanlar bir şeyi ellerinden kaybettikten sonra kıymetini anlarlar? neden hiçbir şeyi kaybetmeyecek gözle bakar sonra kaybedince yıkılınır? *
    yanımızdayken sevgi sözcükleri duyduğumuz insanı ebediyen yanımızda olacakmış gibi hissederiz. yanlışı yaptığımız tek şey, kaybetmeyi düşünmememizden kaynaklanıyor. hep bizimle olacaklar, hiç gitmeyecek gibi düşünmemizden dolayı bu kadar kötü geliyor insana ayrılık.bir kabullenebilsek aslında belki bu kadar koymaz adını bile anmak.

    ayrılık beraberinde yalnızlığı da getirir. beraber olduğun insanlar bir bir uzaklaşmaya başlayınca, bir odaya tıkılıp derin derin düşüncelere dalıp, en hareketli müzikte bile oturup ağlayabiliyorsan, sesine ses bulamıyorsan ayrılığı ve ayrılığın yalnızlığını yaşıyorsun demektir. o an anlarsın o ana kadar polyanna misali kendi kendırmışsındır. her şey üst üste gelip bir film sahnesi izliyormuş hissine kapıldığında, ağlayıp da sesinin kimsenin duymadığını,başını koyacak bir omuz,yaşını silecek bir el olmadığını hissettiğinde anlarsın yalnız olduğunu, polyannanın bile artık işe yaramadığını. gün ve gün her sahnede olgunlaşır, sesine karşılığı sadece duvardan gelen sesten alırsın.

    o kadar çok ayrılıklar yaşadım ki bana öğrettiği sadece iki cümle... yaşanan onca acılardan sadece iki cümle... "hiçbir şeyi çok sevme" ve "çok değer verme". çünkü ne olursa olsun her şey öyle ya da böyle elinden kayıp gidiyor bir şekilde. artık öyle bir an geliyor ki insanlara "seni seviyorum" demeye korkuyorken buluyorsunuz kendinizi. bilirsin gene gidip yalnız kalacağını.
    tüm ayrılıklar acıyla birlikte yalnız kalmayı, yalnız karar verip düşünmeyi, tek başına ağlamayı öğrettir. ve bunların hepsinin toplamı, daha olgun insan olmayı öğrettir. olgunlaştıkça, yaşadıkça hayata tutunur, acıyla harmanlanırsın.
    kimi zaman ise tek çözümdür. sen başını alıp çekip gidersin... *
    2 ...
  32. 268.
  33. barış manço güzel söyler en güzel o söyler özledik barış abi (bkz: barış manço)
    1 ...
  34. 269.
  35. an itibariyla baslamis dizidir, oyuncu kadrosuyla iyi bir dizi olacak sinyali veriyor.
    1 ...
  36. 270.
  37. ey acılara tat veren güzellik,
    yüreğimize hoşgeldin.
    geldin de;
    çiçekli dallara döndürdün öfkemizi.
    biz ki; bildikten sonra sevmeyi.
    ister dolu yağsın ömrümüze, ister kar.
    bütün ayrılıklar sonbahar renginde olsa,
    ne çıkar.
    1 ...
  38. 271.
  39. kavuşmanın kavuşma olabilmesi için gerekli durum; burdaki ortam ve zaman kavuşmanın şiddetini belirler.
    1 ...
  40. 272.
  41. bünyesinde birinin adını yazsam diğerinin küseceği kadar çok ünlü oyuncu barındıran trt dizisi. Ahmet özhan'ı ayrı tutuyorum ki çok uzun zamandır bir dizide görmüyordum kendisini.

    --spoiler--

    ismi frengiz olan bir azeri kızı var ki koca diziden aklımda kalan tek şey de bu. o meşhur azeri şarkısını dizinin başından sonuna kadar dinledik bu azeri şarkıcı sayesinde. ermenistan'da, iran'da, azerbaycan'da... herkes türkçe konuşuyor bir de.
    --spoiler--
    1 ...
  42. 273.
  43. her ayrılık, en kolayı bile, özlemin yolunu açar. hiç iyi değildir.
    (bkz: tüm özlemlere karşı direnmeliyiz)
    1 ...
  44. 274.
  45. uzun bir aradan sonra tekrar hatırlanmaması gereken acı.

    bir de şarkısı vardır ki, sormayın gitsin...

    1 ...
  46. 275.
  47. ortak bir nokta kalmadığına kanaat getirildiğinde ivedilikle uygulanması gereken..
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük