Çok seviyorum bu kadını. 80 yaşına geldi ama benden daha dinamik. Yaşamayı çok seviyor. Yüksek sesle konuşması ve her zaman bildiğini okuması dışında bir kusuru yok. Bir de şey herkese,her şeye karışır.
insanları bezdirir biraz. E 80 yaşında. Olur, normal. Değişemez ki!
yamalı bi şalvarı vardı, bi de yün yeleği. bi sürü varlıklı evladı olmasına rağmen,
öyle öldü gitti kadıncağız.
çocukluğumdan birkaç anısı var sadece.
beraber eşeğe binip bahçeye giderken eşeğin bizi sırtından attığını hatırlıyorum hayal meyal. anneanemle yerde debeleniyorduk en son.
bir de ben ağaca tırmanmıştım, anneannemi görüş alanımdan çıktığı için korkup bas bas bağırmıştım.
çüğdürüyom isminin çocuğu gelecem bekle diye bağırdı o da.
sonra anneme çüğdürmek ne diye sormuştum.
anılar anılar... toprağı bol olsun. severdim çakır gözlü ihtiyarı.
şu anda da anneannemin evinde, çocuk odasında oturmuş bu tanımı giriyorum. (bkz: ehehehe) lan yanlış anlaşılmasın şimdi. hani bu boş odaların ismi çocuk odası oluyor ya o yüzden çocuk odası dedim. yoksa 12 yaşında değiliz amk.
Almanya'ya gitme hakkı vardı, resmi davet almıştı yaşı nedeniyle. geçmişte bir süre Almanya'da da ikamet ettiği için. masrafları karşılanacak, konaklama için yer dahi gösterilecekti.
gitmek istedi ama kimse götürmek istemedi.
ben dedim birlikte gidelim, ben götürürüm. ben de istiyordum hatta. birlikte hevesleniyorduk.
peki ne oldu?
benim işim yoğundu, lisansüstü eğitimim yoğundu. demeye kalmadan anneannem rahatsızlandı. bu ara lisansüstü kazanmama da ne kadar çok sevinmiştin.
sözlük kimsenin umrunda değil.
annem ve birkaç kişi dışında herkes olağan hayatında.
bana de kime anlatayım, kimle dertleşeyim.
aklıma geliyor geliyor her boş anımda.
sırf düşünmemek için erken iş başı yapmak istedim.
nasıl anlatayım daha.
anneannem artık çok yaşlandı, aklı artık iyi değil. yemek yapmayı bırak, ısıtmayı unuttu ısıtamıyor bile.
ben de anneanneme ve anne tarafıma daha yakın oldum çocukluğum boyunca. babaannem tek yaşıyor ama aşırı cimri yahu.
Sahip olunan en güzel bağlardan biri. Benimkisi dünyanın en neşeli anneannesiydi bana göre. Gülmekten yemek yiyemezdik. Annem çalıştığı için zamanımın çoğu onunla geçerdi.
Kaybedeli 12 yıl oluyor. En ufak bir rahatsızlığı yoktu, Sapasağlamdı. indiği izmit-hereke otobüsü kendisinin geçmesini bekleyemeden üstünden geçip oracıkta can verdi.
12 yıl önce kaybettim, çok iyi niyetli ve saf bir hatundu rahmetli. Yaşamının son 6 senesini alzheimer Son iki yılını da yatalak geçirmişti. Hiç birimizi hatırlamazdı son yıllarında. 2007’nin Ağustos sonunda dedemi kaybettiğimizde gözlerinden sessizce yaşlar süzüldü. Belki de 55 yıllık hayat arkadaşının gidişini hissetmişti. Çok sürmedi 3 ay sonrasında onu da defnettik ahbap çavuşunun yanına.
Ayaklarını uzatarak namaz kılarken durduğu yönün yanlış olduğu söylendiğinde ayaklarının yamuk durduğunu ve bir şekilde kıbleyi denk getireceğini söyleyen kadın.
içime anamdan babamdan daha çok işlemiş insan.
onla ilgili ne görürsem mutluluğum artıyor.
şu anda bir arnavut türküsü dinliyoeum anneannemden izler var ve moralim yükseldi.anneannem bulgaristan türkü ama o yörelerin ezgisi olduğu için bu tarz söylerdi türküleri. https://youtu.be/yWKfgiJDZTI
türkü söylediğini belki benden başka kimse de duymamıştır ha.
ayrı bi severdi beni.
her tatil koşa koşa istanbul a gelir. beni kucaklar doğru izmit, e o cennete.
izmit in bi köyünde yaşardı köy de köy ama yeminle deseler ki istanbul u mu verelim sana 1970 lerdeki haliyle o köyü mü verelim.
düşünemem o köyü verin derim. o kadar işlemiş içime.
dedem ölmüş. hiç görmedim. oğulları ya askerde ya çalışmakta. o ara beni farketmiş ve tek kelimeyle yapışmış.
artık nasıl genlerim varsa bende köye, ineğe, ot kokusuna, yeşile serbestliğe hastayım. istanbulda doğmuş büyümüşüm ama içimde o köy büyümüş, benle beraber.
şimdi maalesef köylükten çıktı ama ben o çocuk beynimle gidip hala köy olarak kalabilen köşelerini buluyorum.
benden büyük olan akrabalara oraları gösteriyor, hiç bi yerde olmayan özel bitkilerini koklatıyorum. nevirleri dönüyor aaa diyorlar, evet eskiden kırlarda doluydu bu bitkiler.
ben çoğunu bunlara anlatmaya uğraşmadan görüyor, izliyor, yiyorum.
benim servetim onlar. zaten çoğu zaman anlatsamda ilgilenmiyorlar. para pul işlerine dalmışlar. umurlarında değil.
aynı evde yaşamamıza rağmen günaydın demediğim kişi. kendini beğenmiş, yemekten başka derdi olmayan, herşeye laf eden, hiç bir şeyi beğenmeyen bir tip. bir de yabancı dil öğretmeni. insanın karakteri olmayınca ne fayda.
Eskiden anlatırlardı
Bi komşuları varmış. Yatalak yaşlı bir kadın ve iki çocuğu,biri kız biri erkek.
Cocuk kiza tecavüz edermiş,yaşlı kadın hep duyarmış sesleri ama hicbir şey yapamazmış.
Anneannem de bunu bilirmiş. Kadının başına gider "Bi çocuğun diğerini s..yo" der dururmuş.
Evlat katili bi anneanneden zaten ne beklenir.
Allah belani versin anneanne.
Herkesin anneannesi kendine iyidir. Seninki de iyidir. Anneanneler kötü olmaz,olamaz. Babaanne desen hadi neyse bir derece.
Annneanne yeri hiçbir zaman doldurulamayacak kişi.
Kaybedeli 8 sene oldu. Onun son halini unutamıyorum. Bir anda kalp krizinden kaybettik. Hayatı boyunca yokluk ve izdirap çekmiş kadin kimseye muhtaç olmadan yerine yerleşti. Dedem arkasından perişan oldu.gencliginde cok dövermiş. Anneannemin ölümü değildi acı olan ,bir ömür acı çekmiş bir kadının gun yüzü görmeden olmesiydi. O gittikten sonra hic bir sey eskisi gibi olmadi.
Yakında, aramızdan ayrılacağını biliyoruz artık. Yemeyen, içmeyen, konuşmayan, usul usul Ağrılarıyla başetmeye çalışan, sevgi ve şefkat şelalesi Bilge kadınla ayrılığa hazır değiliz, asla da olmayacağız.
Hayata duruşundan, asaletinden, şahane yüreğinden, bilgeliğinden, zerre kadar bile geçmişse genlerime, kendimi dünyanın en özel insanı hissedeceğim Fikriye Sultan...
Acı çekmene, inlemelerine, feri kaçmış gözlerine bakmaya dayanamıyorum artık.
Seni dinlemekten mahrum kalmak içimi acıtıyor.
Huzurla uyumanı istiyorum artık, bencillik yaparak, " bizimle kal" demeyeceğim!
Yaşattığın herşey için teşekkür ederim anneannemmm...