öyle bir şey yaşadım ki bugün. sen salaksın çabuk unutursun diye buraya yazıyorum. günlükleri de devam ettiremiyorsun çünkü.
2 bebeğim var. biri 21 aylık biri 3 aylık. ikisi de erkek. biri 2 yaş sendromu denilen şey içerisinde diğeri yenidoğan. senin gecen gündüzün yokken, çişini bile tüm gün tutarken, yemeğini bile ayakta yerken, desteksiz çocuk büyütürken…. kalbini kırdılar bunu bil bu sefer çok fazla çok oldular.
sevgili çocuklarımın babası öyle bir aşk evliliği o kadar bana düşkünlüğünden sonra… bu denli 180 derece değişmek olmadı…
ama artık göz çekiyorum senden. artık gönlüm geçti senden.
elbet ne yapıp ettiğini bir gün anlayacaksın.
o günü bekliyorum. seni bir daha sevemeyeceğime adım gibi emin olsam da kinim geçsin isterim. anlamanı bekleyeceğim ümitle
çok değişmiş bir yazar. öyle değişmiş ki annesi görse tanımaz. kapanmış, tövbe etmiş dine yönelmiş üstelik iki tane de oğlu olmuştur. ergenlik hallerini burada görmek çok tuhaf.
desteksiz iki bebek büyütüyorum.
cinneti içime içime yaşıyorum onlara bir şey dememek için. çişimi bile tutuyorum yemeğimi ayakta hızlıca yiyorum. az önce mesela sessiz çığlık attım yeteeer diye sabah 8de mesaim başladı hala devam ediyor diye. yakında kanser olur giderim bu dünyadan. çok yaşamam.
annem abim bebekken verem olmuş stresten. bende 2 erkek.
biri 2 yaş sendromu diğeri yeni doğan.
ama gelmiyor yardıma. 5 dk mesafede oturuyor. kızım sen bir saat de olsa dinlen demiyor…
bir de görünce çok zayıflamışsın demez mi.
yine iğrenç bir gün geçirdim. hayatımın en mutlu günleri olması gerekirken o kadar zor bir bebeğim var ki. günümün nasıl geçtiğini görseler halime acır ve çok şaşırırlar.
tabi sonra hasta çocuklar geliyor aklıma. diyorum ki rabbime nankörlük etmeyeyim sağlıklı bebeklerim var.
ama bazen o kadar zor ki. mesela bugün defalarca ısırdı, defalarca saçlarımı yoldu. ( öyle bebek yolması falan değil bildiğin bir sürü ) kafama atladı defalarca. sırtıma, belime… belim tutuldu zaten. akıllı saat ve telefon görünce üstüme çıkıyor almak için kollarım o nedenle tutmuyor onun ağırlığından. devamlı çekiştirme…
oturup canımın acısına ağladım bugün kapıyı kapatıp tek başıma.
ama bebek işte anlamıyor…
sanki içine şeytan kaçmış .(
mama sandalyesinde asla oturmuyor. her şeyi yere atıyor yiyecekleri. ev işi yapmakta sorun yok aynı işi günde kaç kere yapmakta sorun var devamlı arkanızdan biri anında bozuyor ne iş yapıyorsanız o an.
katlı olan tüm kıyafetleri yere döküyor. günde aynı işi belki 30 kere yapıyorum.
canım oğlum, kabul olmuş duam benim
seni seviyorum…
21 aylıksın şu anda. ben bazen ismail’den dolayı senin miniminnacık olduğunu unutuyorum. ki bunu her ebeveyn yapıyormuş yapmayacağım demiştim. biriniz 3 biriniz 21 aylık. gün içerisinde o kadar yoruluyorum ki kağıt kalem günlük yazmak çok zor geliyor. ama peş peşe iki doğum yaptığım içim hafızamda en ufak bir şey kalmıyor.
sizinle geçen günlerimi unutmak istemediğim için buradayım…
annelik çok zormuş.
sevdiğin herkesin ama herkesin ne olduğunu anladığın an…
buna annen baban kardeşin dahil. aslında Allahın ayette de dediği gibi onların pek azı iyidir… dünya üzerinde o kadar az iyi var ki bunlar etrafımızdakiler değil bile.
geçen sene öyle bir süreçten geçtim ki herkes içimden geçti. baktım ki kimsede bir şey değilmişim aslında. kendimi yalnız kimsesiz ama hakikaten kimsesiz hissettim.
bilmem böyle düşününce hayat acımasız değil mi şimdi.
bilmem yazarken bile kalbim acıdı.
inşallah o pek azı listesine girerim. yaşadığım sürece tüm derdim bu olacak.
yani birisi bana kazık mı attı, kötü laf mi söyledi, incitti mi haksız yere bir şey mi oldu.
pek sorun değildir.
ama yanlış benim yanlışımsa, olanlar benden kaynaklıysa işte orada acayip üzülürüm..
kendime not: “Bırak insanlar sana yapsın. sen kötülüğü yapan taraf olma yeter ki.”
ne çok anlam yüklendi buna. her detayı aklımda. nasıl oluyor da buzdolabı, televizyon bile minik minik içerisine düşünülmüş ve yapılmış.
arkadaşımın evinde oynarkenki hissiyatımı bile hatırlıyorum. “canım istiyor ama anneme söylesem belki alamaz o yüzden hiç söylemiyim isteğimi” diye düşünmüştüm.
o üzülmesin diye.
hayat ne garip şey. 6 sene önceki entrylerimi okudum 6 senenin üzerine. Sanki başka birisi gibi. o kadar kafayı takmışım ki değişmeye. sahiden olmuş.
silmeseydim 15 sene öncesini de bulabilecektim fakat birilerine kızmış o hesabı silmişim.
neyse hayat çok güzel. nereden nereye yapmışsın Afferim kız sana.
Çok vahim bir durum. Uzun zamandır hiç bir şeye hevesim yok. Gezmeye, uyanmaya, uyumaya, şöyle bir çıkıp hava almaya bile hevesim yok. Bu zamanları sevemedim, kendime uyduramadım her şey saçma geliyor. 90larda kalmalıydım galiba. Ozamanlar her şey çok güzeldi. Daha basit ama mutlu yaşamlarımız vardı.
Bazıları niye tam tersi peki?? Mesela influencerlar nasıl bu kadar adapte oldu yeni düzene? Bambaşka bir dünyaları var. sanırsın analarının karnından trendyol kaydırmalı linkle çıkmışlar.
Cilt sorununa göre verilmesi gereken önerilerdir. Kuru ciltlere kesinlikle misshanın madecosside serisinin cica balmını öneriyorum. Onun haricinde missha kalamansi olabilir.
Bir yigenim var 2 yaşında, teyze ben çok büyüdüm artık bez kullanmıyorum çünkü ben büyüğüm diyip dolanıyor evde. Hayatın sırrını çözmüş gibi davrananları ben buna benzetiyorum.
Büyüdük sanıyoruz, her şeyi gördük sanıyoruz yanılıyoruz. Son nefese kadar büyümüyoruz hep öğreniyoruz be kardeş.