Pilav günü kavramına yeni bir yorum kazandıran kişidir.
- Yarın işin var mı?
- Var, bizim okulun pilav günü var ona gideceğim anne.
- Herkes evden pilav mı götürüyor?, ben yaparım size 1 tencere arkadaşlarınla yersiniz
- Yok okulda yapılıyor zaten, gerek yok götürmeye.
- Ne gerek var oğlum birsürü para vereceksiniz, ben yapayım sen götür, yemezseniz geri getir.( kişi kendini elinde pilav tenceresiyle okula girerken hayal eder )
- Parayla değil
- Kim yapıyor pilavı ? (şimdiye kadar hiç aklıma gelmedi bu soru)
- Okulda yapıyorlar işte.
- Kim yapıyor, nasıl yapıyor belli değil. Bak ben sana ne diyorum ben yapayım, sen götür , yemezseniz yine geri getir ne zararı var size.
Şapkalar konuşmaz anne
Paltolar susar
Ev büyür küçük devin içinde
Kocaman bir ele ihtiyaç duyar elim
Sarılamadığım günlere elem duyarak yaşamak
Bu sinsi sin içinde boğarım kendimi
Dışarı çıkmak isyanını da yanıma alarak
Koşarak çıkarım dışarı
Sokakta arkadaşlarla tanışırım yeniden
Bazen bankta oturmuş bir göl kenarı düşlerim
Ölüm beni hani bu bankta bulmuş düşüncesi kaplarken
Geçimi kolay değil koca şehrin
O yüzden kaldırımdaki ayak sesleri kendi gölgelerine bile baskmakta tedirgin
Yüzler gergin, düşünceli, bir o kadar da suskun
Hâlet-i ruhiye Farsça'dan gelip konmuş engin asrın medeniyetine
Daha demin sana benzeyen bir kadın geçti gözlerimden
Paltolu, şapkalı ama yoksun
Yoksun da olsa
Yoksun da olsan
Şapkalar konuşmaz anne
Paltolar susar...
oğuz atay ne güzel açıklamış; yemek koyulurken, "bu kadar yeter" dedikten sonra mutlaka bir kaşık daha yemek koyan kişiye "anne" denir.
canınız yansa, canı yanandır. uzakta bile olsanız, başınıza bir şey gelse hemen sizi arar, hisseder velhasıl kelam. bu hayatta karşılıksız sevgi diye bir şey vardır ya, onun kanıtıdır anne.
bazen yedi sekiz gün aramazsınız, o da sizi aramaz ya, aradığınızda der ki size;
inat ettim sen arayıncaya kadar aramayacağım diye, o zaman işte üzülürsünüz, durmadan beni düşünen bir insan var, benim onu aramamı bekleyen bir insan var. kendinize kızarsınız, üzülürsünüz. o ise gülümsemesiyle hemen değiştirir konuyu, içine atar onu unutmuşluğunuzu. o durumda bile sizin üzülmenizi istemez.
dünyanın en güzel varlıklarından biridir anne, kişisel konuşmak gerekirse, benim için en güzel varlıktır.
şu an ağlıyorum ve gözümün önünde sen varsın annem. Bu satırları okuyorsan ve ben bu gece öldüysem bil ki, seni herkesten ve herşeyden daha çok seviyorum.
en kutsal varlığım olan annem...
geçirdiği kötü senelerin acısını kızından çıkaran benim bir tanecik annem.
çocuklarını canından çok seven, ama kendi ruh sağlığına bile özen göstermediği için bir tanecik kızınınkini hiç önemsemeyen melek annem.
sırf onu işlerimiz yüzünden boşladık diye ilgilenebilelim diye türlü türlü hastalıkların onu bulduğunu düşünen her şeyim annem.
beni safi kavga etmek için doğurduğunu söylemekten çekinmeyen, gençliğinde yapamadığı şeyleri benim başarmış olmam sebebiyle benden nefret ettiğini belli etmekten de çekinmeyen.
herşeyine eyvallah çektiğim, bir kez olsun üstüne gitmediğim, panik atağını, manik depresifliğini beraber atlatacağımıza söz verdiğim, tavizler üstüne tavizler verdiğim uğruna ölünecek tek kadın.
ama yordun beni anne. iş yerinde yazdığım şu satırları insanlardan gizleyerek yazmama sebep oldun anne.
en büyük arzumun kendi başıma bir hayat kurmak olduğunu farkettirdin nur annem.
ama olsun.
ben bu dünyada en çok seni seviyorum.
sen belkide şu hastalığını henüz tam atlatamamış kızının ağzına sıçarak hayatta bundan daha kötü ne olabilir dedirtmemeyi öğretiyorsun bana. sen öğreticisin annem.
asla okuyamayacağını bildiğimden bu kadar rahat yazıyorum.
asla anlatamayacağımı bildiğimden bunları yazıyorum belki de.
sen bana en çok benzeyensin. fiziksel olarak babamın kopyası olsam da ben hala senin gençliğine benzetilmekten onur duyuyorum.
ama.
ama...
asla senin gibi bir anne olmayacağım. olmamalıyım. çocuklarımı bu hissiyatla yetiştirmemeliyim.
onların arkasında dağlar gibi bir annesi olduğunu, ne şekilde olursa olsun her daim yanında ve arkasında olacağımı hissettirerek büyütmeliyim.
büyüdüklerinde ise, şartlar ne olursa olsun, ruh ve beden sağlığım ne durumda olursa olsun, hırsımı onlardan çıkarmamalıyım.
allah sana uzun ömür versin annem. eksikliğini hissettirmesin. ama bana da muhtaç etmesin. bu günlerimi hatırlayıp seni incitmekten, beşer şaşar demekten çok korkuyorum.
seni seven uzun kızın ilk.
her ne kadar anne de olsa kendine ait bir hayatı olan bir bireydir, anne kesinlikle tüm varlığı çocuğa; aile her zor durumda kaldığında tüm kullanım hakkı aile bireylerine ait; ezilmesi sömürülmesi gereken bir varlık değildir. herkesin canı kendine yetiyor malesef, rahminde yedi-sekize kadar cenine kadar yer olsa da bir kadın malesef ki tek kişilik kendine kadar yaşayabiliyor en fazla.
...Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum...
Yaninizdayken her soyledigine hee dersiniz. Gitme ihtimaliyle yuz yuze kaldiginizda ise ayaklarina kapanip gitme diye yalvarirsiniz. Iste anne budur. Varliginda cok bilinmez aslinda degeri oysa ki yoklugu en kotu gunleri getirir aslinda. Anneler melektir. Her seye ragmen kabul eder yavrularini. Annelerin tarifi imkansizdir.