Şapkalar konuşmaz anne
Paltolar susar
Ev büyür küçük devin içinde
Kocaman bir ele ihtiyaç duyar elim
Sarılamadığım günlere elem duyarak yaşamak
Bu sinsi sin içinde boğarım kendimi
Dışarı çıkmak isyanını da yanıma alarak
Koşarak çıkarım dışarı
Sokakta arkadaşlarla tanışırım yeniden
Bazen bankta oturmuş bir göl kenarı düşlerim
Ölüm beni hani bu bankta bulmuş düşüncesi kaplarken
Geçimi kolay değil koca şehrin
O yüzden kaldırımdaki ayak sesleri kendi gölgelerine bile baskmakta tedirgin
Yüzler gergin, düşünceli, bir o kadar da suskun
Hâlet-i ruhiye Farsça'dan gelip konmuş engin asrın medeniyetine
Daha demin sana benzeyen bir kadın geçti gözlerimden
Paltolu, şapkalı ama yoksun
Yoksun da olsa
Yoksun da olsan
Şapkalar konuşmaz anne
Paltolar susar...