Sabahleyin gökyüzünde kaybettiğim buluta binip uzak diyarlara gitsem
Avuçlarımı açıp"La ilahe illallah"dediğimde düşse damla damla ellerime zemzem
Teyzem gelse aklıma hani benim saçlarımda dolaşırken ellerin
Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç
Haliç uykusu,Huang Pu kadar sakindi kaçak göçmen Cheng Shen öyle diyor
"Hiç" yorulup dayayıp masaya kafasını uyuyor sabahçı kahvesinde(bunu hayra yor)
Karşı penceremde hayır!diyor kocaman puntolarla kırmızı yazısıyla duvarda haykırmaktan bıkmış nedense
Sense uzun cümlelerin arkasına saklanıp nasılsın diyorsun saksım içindeki ıtır;hatrı sayılır birşeyden bahsetmek gibi
Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç
Kum tepeleri adlı tablomda savrulan rüzgar yorgundu artık
Antikacıdan aldığım saat annemsi ayrıntılarda dursa ne olur(ayrılık çok uzak)
Anemi hastalığı bedeninde yokken hani
Seni neden mi sevdim belki bakışın anneme benzediği içindir
Derin bir hayal demek ki benimkisi annem dahil.....
bebek kedilerin yanında sigara içmeyen içirmeyen kadın. neden? çünkü onların ciğerleri daha sütmüşmüş, bebeciklermiş. kedi ananesi olarak hayata gözlerini yummasından dehşetle korktuğum tek kadın, gadın anam benim.
Pilav günü kavramına yeni bir yorum kazandıran kişidir.
- Yarın işin var mı?
- Var, bizim okulun pilav günü var ona gideceğim anne.
- Herkes evden pilav mı götürüyor?, ben yaparım size 1 tencere arkadaşlarınla yersiniz
- Yok okulda yapılıyor zaten, gerek yok götürmeye.
- Ne gerek var oğlum birsürü para vereceksiniz, ben yapayım sen götür, yemezseniz geri getir.( kişi kendini elinde pilav tenceresiyle okula girerken hayal eder )
- Parayla değil
- Kim yapıyor pilavı ? (şimdiye kadar hiç aklıma gelmedi bu soru)
- Okulda yapıyorlar işte.
- Kim yapıyor, nasıl yapıyor belli değil. Bak ben sana ne diyorum ben yapayım, sen götür , yemezseniz yine geri getir ne zararı var size.
Şapkalar konuşmaz anne
Paltolar susar
Ev büyür küçük devin içinde
Kocaman bir ele ihtiyaç duyar elim
Sarılamadığım günlere elem duyarak yaşamak
Bu sinsi sin içinde boğarım kendimi
Dışarı çıkmak isyanını da yanıma alarak
Koşarak çıkarım dışarı
Sokakta arkadaşlarla tanışırım yeniden
Bazen bankta oturmuş bir göl kenarı düşlerim
Ölüm beni hani bu bankta bulmuş düşüncesi kaplarken
Geçimi kolay değil koca şehrin
O yüzden kaldırımdaki ayak sesleri kendi gölgelerine bile baskmakta tedirgin
Yüzler gergin, düşünceli, bir o kadar da suskun
Hâlet-i ruhiye Farsça'dan gelip konmuş engin asrın medeniyetine
Daha demin sana benzeyen bir kadın geçti gözlerimden
Paltolu, şapkalı ama yoksun
Yoksun da olsa
Yoksun da olsan
Şapkalar konuşmaz anne
Paltolar susar...