ulan nasıl da güzel yağıyor kar ankara ya,
ufak ufak pamuk şekerlerini birileri koparıp koparıp bırakıyor yukarıdan kafamıza sanki..
her biri farklı, her birinin değişik bir öyküsü var sanki..
kısacık hayatlarında rüzgara inat, ağaçlara inat, insanlara inat yerle bir olmak için süzülürken kararlı bir şekilde,
her birinin ayrı bir sahibi var sanki, ölmüş, yaşayan, yaşayacak..
sanki her biri canlılar için gönderiliyor yukarıdan,
her biri nefes almış, alan ve alacaklar için...
Ankara hakkında genel birkaç basma kalıp eleştri vardır.
1-deniz yok.
2-gri şehir
3-memur şehri(takım elbiseliler şehri)
Ya oradaki insanların samimiyeti. Onlarca şehir gezdim, Ankara bir başka. Gerçek bir Ankaralı ile yarım saat sohbet ettikten sonra o sizi artık gerçek dostu "bellemiştir." Bu samimiyet var mı Allah aşkına şu denizi ile boğazı, manzarası ie övündüğünüz istanbul'da?
denizi yoktur yeeee diyerek yorumlarda bulunulmaması gerekilen şehirdir.
antalyalıyım ve liseyi istanbul' da okudum sonrasında ise üniversite için ankara' nın yolunu tuttum. kızılar,bahçeli,tunalı geziyoruz tabiki ilk günlerde ama bir alışmışlık var antalya, istanbul, izmir' i görmüş birisi olarak iki tane kalabalık cıvıl cıvıl caddeyi geçince insan bir sahil bekliyor. ama yok yine cadde yine cadde sonrasında ise bilmem ne bakanlığının binası geliyor önünüze. günler böyle geçti başta sikerler lan böyle memleket mi olur dediğim de çok oldu. şimdi ise yine bir başka deniz kenarı şehirde yaşıyorum. yine istanbul' a yine antalya'ya yine izmir' e gidiyorum geziyorum eğleniyorum ama burnumda hiçbir zaman ankara gibi tütmüyorlar. özellikle her cuma gecesi behzat ç. izlerken kokusu geliyor ankara' nın burnuma. özleniyorsun ankara ama en kısa zamanda söz yine caddelerindeyim.
kiminin çok sevdiği, kiminin sadece bir yerlere dönüşünü sevdiği şehir. ankara aslında iyidir hoştur, sevmesini bilmek lazım sadece. kimsenin gözlerini ayıramadığı baş döndürücü güzellikteki kızı sevmek gibi değil, hafif başı öne eğik masum bakışlı sevimli kızı sevmek gibi sevebilirsin ankara'yı.
ps: hele belediye başkanı bi farklı olsa sevmezsin taparsın.
eşofmanımı giyip, beremi-atkımı sarınıp göksu parkında koşmayı özlediğim şehrim, gönlümün başkenti. çok uzaktayım şimdi. ne fotoğraflarına bakmak ne de internetten park fm.ini dinlemek dindiriyor hasretini.
doğup büyüdüğüm şehir. izmir ya da istanbul belki daha güzeldir, ancak o şehirlerin samimiyetsizliği ankara'da yoktur. akran olan herkes birbirini tanır, kimse kimsenin arkasından kazık atmaya yeltenmez, korur. hatta milletin sokaktan geçerken tırstığı o mendilci çocuklar bile bir süre sonra tanır sizi, abuk sabuk herkesle muhabbet edersiniz.
ankara'nın bir istanbul kadar mekan alternatifi yoktur mesela, herkes belli yerlerdedir.
ankaranın denizi cartı curtu hikaye, kavurduğu yaz dondurduğu kış bile güzeldir. insanı güzeldir bir kere. yolda kaldığınızda istediğiniz herkes size para verir. yolda bozulan arabaya durup herkes yardım eder. araba çarpan kadının hiç bişeyi olmasa bile hastaneye yetiştirilir. kimse yolda yürürken mağdur olmuş birini görmemezlikten gelip yürümeye devam etmez. gri şehirdir ama insanlarıyla renklenir. güzeldir.
kışın kar yağdığı zaman ortalığın buz pistine döndüğü bir iki ay yerden kalmayan karı ile insanı çıldırtabilecek olan ama karın on numara yakıştığı ilimiz.
hayatımda ankara'da hiç bulunmamama rağmen, kendime benzettiğim tek şehir.
hani bazen birincilerden çok ikinciler sevinir, üçüncüler havalanır.
ankara'da öyle. o asildir. susar. istanbul gibi şımarık değildir.
izmir gibi kendini beğenmiş de değildir.
ne bileyim lan. seviyorum bu şehri. bir anlam yüklemek zorunda da değilim.