başkenttir ve bu sıfat ona öylesine verilmemiştir. kurtuluş savaşı'nın üssüdür burası zamanında. atatürk seçmiştir burayı. savaş zamanının bütün sıkıntısını yaşamıştır. yoksulluğa, imkansızlıklara rağmen bozkırın ortasında cesaret ve umut ışığı saçmıştır anadolu insanına.
atatürk'ün ebedi yatağıdır burası. şehrin en yüksek tepesinden izler kurduğu cumhuriyeti.
yine atatürk bu şehrin planlanmasına büyük önem göstermiştir. ve eminim ki başkente yakışacak derecede güzel hayaller kurmuştur bu şehirle alakalı.
cumhuriyetin bir çok ilki burada gerçekleşmiştir. mesela ankara üniversitesi'nin temelleri atatürk sayesinde atılmıştır burada.
oysa ki şimdi hasta ruhlu zihniyetler tarafından çarpık kentleşmenin, nüfus artışının kucağına bırakılmıştır. yine aynı zihniyetin çıkarları uğruna berbat olmuştur bir çok yeri. bir takım insan müsveddeleri tarafından oyuncak edilmiştir resmen. o kadar rezillik çekmiştir ki halen belediyesinin doğru düzgün bir amblemi dahi yoktur.
şehir yönetmekten ve belediyecilikten anlamayan tipler yüzünden trafik çilesi de eklenmiştir buraya son yıllarda.
üstüne üstlük kendisini uzayda yaşıyor sanan insan sürüsü tarafından hakaretlere uğramakta ankara.
koyun çobanlarının zorbalıklarına karşı direnmeye çalışan insanları yobazlıkla yaftalanan şehirdir ankara.
"insanları ülkeyi kurtarmış sanarlar" şeklinde densiz ithamlara maruz kalan şehirdir yine ankara.
yine sırf denizi yok diye ergen sürüsünün "köy burası ya" dediği şehirdir ankara oysa ki onlar bilmezler ki bu şehirde mustafa kemal'in deniz mavisi gözleri vardır.
yalnızlığın, dostluğun, resmiliğin, sosyallliğin, denizsiliğin getirdiği olgunluğun, sert kışların getirdiği tutkulu aşkların, rock n roll un şehri ankara. bunlar burada yaşamam için en basit sebeplerden. ankara benim için yaşam tarzı. (arada 2-3 gün istanbula kaçmak iyi oluyo amk)
istanbul'da dogup buyumeme ragmen fazla fazla sevdigim sehirdir. insanini, muzik turunu,gece hayatini severim. ama bunlari seven cok az kisi kaldi sanirim.
sıcak bir şehirden geldiğimden beri hiç pencereden dışarı bakmadığım şehir.
tüm çirkinliğine rağmen bir evlat gibi kendini sevdiren şehir.
pencereden bakınca bir kez daha sevdiğim şehir.
gökgürültüsünün ardından yağmur beklerken aniden ve dağınık bir şekilde başlayan kar yağışını izlemeye doyamadığım şehir.
iki dakika içerisinde her taraf bembeyaz.
Hakkında şöyle bir şiir bulunur:
Karanlıklardan sesleniyor Ankara;
Yalnızlık nedir bilir misin diye?
Bilirim desem, sarılacak sanki,
Arda kalan ışıklarıyla.....
.....Karanlıklardan sesleniyor ANkara,
istanbulu sevdim yar olur mu diye,
Olur desem sarılacak sanki,
Uzak solgun bulutlarıyla.
soğuğu çarpar derlerdi.
öyle de oldu, haftasonu bir gece kaldım sanki karda yattım be ses gitti gırtlak pert boğuluyorum resmen, fena çarptı beni koca bozkır..kızılay simidi yedik geldik işte. bu havada gidilmezdi ama eğitim şart.