güvenli ve huzurlu bir havası olan, saat gibi işleyen bir şehir.
tek ekşiği bir dağ ya da deniz gibi doğal bir güzelliği olmaması ve tabii ki kışın o inanılmaz soğuğu.
kar yağdığında, özellikle eğimi fazla olan semtlerde, köşebaşları mutlaka insanlarla doludur. Her an kaza olsada izlesek mantığındadırlar. Hatta şöyle bir diyaloğa bile şahit olmuşluğum vardır ;
-selamın aleyküm kaza oldumu?
+yok ya bekliyoz daha.
Kaza olmayınca çocukları yokuşlardan kaydırıp yolu kayganlaştırmak isteyenlermi dersiniz, karların altına poşet gizleyenlermi dersiniz. Amma ve lakin, kaza olunca da hemen yardıma koşar bu insanlar. Anlık zevk bunların ki de.
Memleketimdir. Kötü kokar. Daha az evvel yolda kaymayayım diye botumun üzerine çorap giydim. Ama öğle saatinde tunalıya gidip kestane yiyeceğim fikri bile bu şehri sevmeme yetiyor.
Bir kere tek vasıta ile neredeyse tüm semtlere ulaşabileceğiniz bir yer Ankara. Sincan'dan binersiniz 510'a. 45 dk da kızılaydasınız. Ondan sonra ver elini sıhhiye,ulus,sakarya,vs... istediğin yere yürüyerek ulaşabileceğin kadar yakındır Ankara.
Yazı kuru sıcak geçer ama nemli olmadığı için yapış yapış olmazsın. Kışın Elmadağ'a kar yağdımı Ankara'ya bir ayaz çöker. Donarsın.
Ama Elmadağ'a gidip,en tepeden naylon poşetle kaymanın tadını hiçbir şey vermez usta.Ankara'dan Elmadağ yarım saat sürer. istanbul'da yarım saatte nereden nereye gidilebilir söyler misiniz ?
istanbul'un en çok neyini seviyorum biliyor musunuz ? ANKARA'ya dönüşünü...
ankara'ya kar çok yakışıyor diye zırvalayanların o çok güzel yakışan(!) karlar kaldırımlarda buz olduğunda düşüp dötlerini kıracakları şehir. lan normal zamanda kızılay'daki o kaldırım taşları kayıyor. aha akşam karlar daha tazeydi ve buz pateni pistinden tek farkı beleş olması. dur hele bi ayaza çeksin o zaman görüşeceğiz.
hadi sözlükçüler görev başına. smiley burada yani o derece, he bu arada spor mu giyineyim topuklu falan mı giyeyim oraya giderken bilemedim nasıl bi yer bu yer lan.
ankara denince insanin aklina siyaset gelir, soguk gelir, sikicilik gelir. siyasidir, soguktur bazende sikicidir ama kendini oyle bi sevdirir ki, kendini onu sevmekten alamazsin. ayri dustugunde hemen ozletir kendini. sogugunu bile ozlersin. kisin oyle guzel kar yagar ki izlemeye doyamazsin ankarayi. ozellikle geceleri sehrin isiklariyla beyaz ortu birlesince, iceri giresin gelmez, saatlerce bos sokaklarda dolasirsin. cok iyi insanlar cikartir bazen karsina ama malum kocaman sehir, bilemez, bazende kotu niyetli insanlarla tanistirir seni. onun sucu yoktur ama. ne istanbul gibi bencildir, ne de izmir gibi de havali. kendini bilir, herkese esit davranir. ankara'da yasamayan bilemez bunlari.
denizi yok diye sevilmeyen şehirdir. bir şehrin sevilmesi için illa denize kıyısı mı olması gerekir? bir şehri sevdiren, yaşanılır kılan şey, o şehrin içinde yaşayanlar ve yaşananlardır. ankara, bu açıdan içinde yaşayanlara büyük fırsat sunan bir şehirdir. bir mekana gittiğinizde mekanın güzelliğinden ziyade orada kiminle birlikte bulunduğunuz önemlidir. varsın denizi olmasın. bozkırın ortasında bir metropol inşa etmek başarıdır. bunu kimse inkar edemez.
not: bir de 50 binlik kasaba bozması şehirden gelip ankarayı yapılacak bir şey yok burada diye sevmeyenler var. onlara diyeceğim tek şey, sen neyin kafasını yaşıyorsun olur.