ben seni affettim.
sadece hayal ettigim dost degilmissin.
ben cok baska seyler ummustum. sen benim en iyi arkadasım olacaktın.
iki kakara iki mucmuc devam ederiz herkes gibi.
sıkıntı yok.
bana dunyadaki en zor seylerden biri gibi gelen.
belki artik nefret duymuyorsun, intikam istemiyorsun, evrene serbest birakiyorsun, sana bir problem yaratmiyor artik.
ama o kadar.
kirilan bardak yapistirilsa da su geciriyor, bi daha o bardaktan kana kana su icemiyorsun.
ufak tefek hatalar olur. ama birbirinize buyuk hatalar yapmamaya calisin.
kin, ofke, intikam planları, negatif hırs gibi nice seyi dusunelim.
bunları hayatına dahil ettiginde seni zehirlemeye baslıyor.
o toz pembe pamuk kalbin yavas yavas kararmaya baslıyor.
ama affedip evrene saldıgında sen pamuk kalbini toz pembe muhafaza ediyorsun.
simone de beauvvoir der ki "ilahi adalet var. ben simdiye kadar kimseden intikam almadım. evrene saldım. evren benden daha yaratıcı."
ben de hep simoncugumun kafasında oldum.
negatif butun duygular benim melek kalbimi kirletir.
mumkun oldugunca bukonuda kendimi kontrol etmeye, uzak kalmaya calısıyorum.
ihanetin boyutuna göre değişir.
Örneğin ben konuşurken sözümü kesip başka konu açanı, hoşlandığımı bile bile o kadına bakanı, düzgün bir açıklama yapmadan benden uzaklaşanı asla affetmedim, affetmem de.
Saygısızlık asla affedilemez.
insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biridir. Çünkü eğer affetmezseniz, aklınıza her geldiğinde vücudunuza o duyguyu tekrar tekrar yaşatırsınız. O anın ve insanın esiri olmuşsunuzdur demektir.
Erdem deniyor, özgürleşme deniyor, iki günlük dünya deniyor. Anlıyorum, affetmek noktasına gelene kadar olan bitenden insanın bir çıkış yolu aramasını makul buluyorum. Yine de mümkün olduğunu sanmıyorum. Affetmiyorum, unutmuyorum da. Kendime de başkalarına da hatırlatmıyorum sadece. Yük de etmiyorum. Koydum bir kenara duruyor. Taşımıyorum ama atmıyorum da. Bir gün geri dönecek olursam gideceğim yolda bana engel olsun diye duruyor.
uygulamaya geçirmek için herhangi bir rütbe veya statüye sahip olmanızı gerektirmeyen eylem.
affetmek, insani bir davranıştır. tıpkı açlık gibi. nasıl ki montaigne'in dediği gibi "bir kral ile bir dilenci aynı iştah ile acıkıyor" ise, bir kral ile bir dilenci de aynı duyguyla affedebilir. sadece insan olmanız yeterlidir yani; yargıç, komutan, savcı olmanıza gerek yok. herkes kendi vicdanında bu statüye sahip değil midir zaten?
statüye önem verenler, onun için her şeyi yapanlardır.
bana gelince, ben affedemiyorum. kin tutuyorum. hem de çok fazla. ve intikam için uygun bir zamanı bekliyorum. kimileri bunun sebebini akrep burcu olmama bağlıyor, olabilir. ama affedince, yapılan yanlışın yapan kişinin yanına kar kalacağını düşünüyorum. bir de aynı yanlışı yeniden yapma ihtimalini düşününce... affetmek mantıklı değil.
tılsıma inanıyorum. o tılsım bir kere bozuldu mu eskisi gibi olmuyor asla. tılsım, önemli.
En önemlisi de kendini affedebilmek bence. Son birkaç aydır kendime hak etmediğim çok şey yaşattım. Kafam dank ettikten sonra çok üzüldüm ağladım kendime kızdım. Çünkü etrafımdaki herkes beni uyarmıştı. Ama ben benim hayatım bu riski göze alabilirim dedim. Çünkü kendimi başkalarına göre daha kolay affediyorum. Eğer yaşamam gerekenleri yaşamasaydım gözümde kalırdı ve etrafımdakileri bu kadar kolay affedemezdim. Şu an affettim kendimi sonuçta güzel şeyler olacağını düşünmüştüm. Canım sağolsun. hata benim hatamdı affetmek de bana düştü.
Ruhu özgürleştirsen,rahatlatan eylem.Kalbimi kıran,bana hakaretler savuran bir kişiye öfkeliydim.Sonra onu affettim,özgür bıraktım ve rüyamda barışmış olarak gördüm.Kendimi daha iyi hissettim.Affetmemek zihinsel bir yüktür,salıverin gitsin.Geçmişle yaşanmaz.Önümüze bakalım.