ilk olarak taksim meydanı'nda açılan türkiye'nin seçim tarihi konulu sergide gördüğüm, uzun uğraşlar sonucu bulduğum bir seçim propaganda afişine sahip olan başbakan. özelliği demokrat parti ile başlayan amerikancı ülke politikası ve meşhur sam amca'nın progpaganda afişine olan benzerlik. şahsi fikrime göre yakın geçmişimizle ilgili önemli bir anektod.
1940'lı yılların türkiyesi'nden bihaber olanların kendisini diktatör olmakla eleştirdiği siyasetçidir. yapılan bazı şeyleri kimse tasvip etmiyor evet ama 1940'ların tek partisinden idam edilen hiç kimse olmadı o tarihlerde. cumhuriyetin istibdat dönemini yaşatan milli şef dönemi aktır paktır ama dp dönemi kakadır. resmi tarih dışında kitap okumayan cahil kitle böyle güdülüyor işte...
yaptigi yanlislar yok mu? var ama sen apo gibi bir teror orgutunun liderini asamiyorsan, koskoca turkiye cumhuriyeti'nin basbakani'ni asmayacaktin. e zaman farkli idi diyenlere soyluyorum bu ordunun zihniyeti degismez sadece o zaman buyuk seften alinan son derece buyuk bir guven vardi. inonu her ne kadar ben engellemeye calistim derse desin zerra kadar inanmiyorum. asilmalarinin bir suclusu da inonudur.
hayatını trajik bir biçimde kaybetmiş eski başbakan. hakkında onlarca efsane olan eski politikacı. ben ise altdaki paragrafta efsanelerden değil gerçeklerden bahsedeceğim.
otuzlu yılların başında atatürk tarafından keşfedilip milletvekili yapılmıştır. 1945 yılında toprak reformuna muhalefet ettiği ve bir nevi sivil muhtıra (bkz: dörtlü takrir) vererek artık çok partili rejime geçilmesini istediği için fuat köprülü ve refik koraltan ile birlikte chp den ihraç edilmiştir. Celal Bayar ise istifa ederek bu üçlüye katılmıştır. Bu dörtlü 1946 yılında demokrat parti yi kurmuştur. Demokrat Parti 1946 yılında yapılan ve baskın seçim olduğu hatta hile karıştırıldığı açık oy gizli tasnif iddia edilen seçimlerde başarısız olmuş ama meclise girmeyi başarmıştır. 1950 yılında yapılan gizli oy açık tasnif usulu ile yapılan seçimlerde ise büyük başarı kazanarak iktidar olan Demokrat Parti iktidarında Celal Bayar cumhurbaşkanı Menderes ise başbakan olmuştur. ismet inönü ve CHP bu sonuca şaşırsalarda bu durumu kabullenmişler ve siyasi mücadeleyi seçmişlerdir. Başka seçenekleri var mıydı sanki diyenlere şunu söyliyeyim, Ordu üzerinde büyük etkisi olan ismet inönü isteseydi orduya darbe yaptırıp iktidarı bırakmayabilirdi. Buraya kadar herşey çok güzel tam bir demokrasi hikayesi. demokrasi isteyip ayaklanan dört milletvekili parti kurup iktidara geliyorlar. başlarında da atatürk ün son zamanlarında inönü ye tercih ettiği celal bayar var. başbakan ise istiklal madalyası sahibi menderes. buraya kadar herşey çok güzel bence. devamını diğer entry de yazacağım.
çok partili düzenin ilk başbakanı. atatürk ün taktirlerini kazanıp milletvekili olan menders 1945 yılına kadar mecliste sivrilememiştir. bu zaman zarfında üniversite (Hukuk Fakültesi) bitirmiş ve pasif görevlerde bulunmuştur. 1945 yılında ikinci dünya savaşının bitmesi ile birlikte demokrasiye geçmek isteyen ismet inönü, seçimlerden önce savaş yıllarındaki zorluklardan bunalan halkın sevgisini kazanmak için toprak reformu yapmak istemiştir. işte bu esnada Menderes ve arkadaşlarından muhalefet görmüştür. Bu muhalefet çok partili düzene geçilmesini kendiliğinden sağlamıştır.
Menderes geniş toprakları olan bir milletvekili idi. ama sanılanın aksine topraklarını kaybetmemek için değil tamamen liberal görüşleri nedeni ile bu tasarıya karşı çıkmıştı. Küçük toprakların miras yoluyla daha da küçüleceğine inanıyordu. Ona göre traktörü olan modern şekillerde yürütülen şirketleşmiş büyük çiftlikler ekonomiye daha büyük katkı sağlardı. Kendi topraklarını kaybetmemek için mücadele etseydi, kendisi okurken ve savaşırken köylülerin işgal ettiği topraklarının peşine düşerdi. devamı diğer entry de.
10 yıl başbakanlık yapıp asılarak hayatını kaybeden eski politikacı. Menderes iktidara geldiğinde ilk icraatlarından biri ezanı tekrar arapça yapmak oldu. Bunu celal bayar ın muhalefetine rağmen yaptı. chp li bazı milletvekillerinden de destek gördü. Sonra kore savaşı başladı. menderes ülke topraklarını traktörlerle donatmak ,barajlar yapmak istiyordu.
Buradan sonra kendi yorumlarıma da yer vereceğim. bu idiallerini gerçekleştirmek için para yoktu. ama bize borç vermek isteyen çoktu. amerika hibe bile yapmak istiyordu. Menderes hayatının hatasını yaparak o zamana kadar kullanılmayan kredi kartlarını kullanmaya başladı. Borç para ile Ülke traktörlerle doldu, yollar yapıldı, barajlar yapıldı. bu sayede 1954 seçimlerinde rekor kırarak tekrar iktidar oldu. bu ilk döneminde kore ye asker göndererek amerika nın taktirini kazandı. 1957 yılına kadar bu lale devri devam etti. Amerika kredi ve hibe yağdırıyordu. Ordu modernize edildi. Barboros bulvarı bile o dönemde yapıldı. ama 1957 yılında ülke borçlarını ödeyemiyecek duruma gelip iflas etti. kredi kartının limiti bitmişti. sonun başlangıçı başlamış imf ile ilk stand by yapılmıştı. ülke ekonomik ve siyasi özgürlüğünü kaybetmişti. muhalefet olan chp eleştirilerini arttırmıştı. Ordu amerika güdümüne girilmesinden rahatsızdı. Bağımsızlık benim karakterimdir diyen liderin ülkesinde amerikan üsleri açılmış, ekonomi göçmüştü. Üniversitelerde eylemler başladı, 555k o günlere rastlar. Menderes malesef başaramamıştı. Ekonomiyi batırmış ve ülkeye kargaşa hakim olmuştu. Menderes istifa etmek istiyordu ama Celal Bayar onu engelliyordu. Celal Bayar a göre üniversite olayları chp nin işiydi. Tahkikat komisyonu yasası çıkartılıp chp kapatılmaya teşebbüs edildi. ismet inönü menderes in istifa etmek istediğini duydu. istifa etmesine gerek yok seçim tarihini açıklasın ben onu destekleyeceğim dedi. Menderes bu çağrıya uyarak seçim tarihini ilan etmek istedi, Bayar bunu da engelledi. Celal Gürsel bir uyarı mektubu yazdı. Menderes malesef bunu da dikkate almadı. şaşkın vaziyetdeydi. inönü seçim tarihinin açıklanmamasından sonra, üniversitelilere harp okulu öğrencilerinin de katılmasından sonra , demokrat partinin iktidardan gitmeyeceğini, seçim yapmayacağını düşünerek belkide engeliyebileceği bir darbeye göz yumdu. Bence demokrasimiz bu darbeden çok büyük yara aldı.
zamanında "her mahallede bir milyoner olacak" demiş ve netekim(!) bu vaadi karşılıksız kalmamış kişi. şimdi türk halkının cebinde milyonları var ancaaak bir çuval kömüre de muhtaçtır, heyhat!
ahlaki yönü çok zayıfmış rahmetlinin. evli sevgilileri olmuş, üstelik bu sevgililerinin evine kocaları varken gidecek kadar cüretkarmış. sırf bunu bilmem bile onu sevmemem için yeterli. lakin asılmayı haketmemiştir.
yaşadığı dönemde; kayıtsız şartsız amerika bağımlılığını yaratıp, amerika'nın kulu ve elçisi konumuna girmemize ön ayak olmuştur.
idamıyla ise; zaten tam oturmamış demokrasi, gıyabında sona ermiştir.
ilk kez demokrat parti ismiyle bir parti kuran adnan menderes, bu sayede 1946 yılında ilk kez çok partili rejime geçişi sağlamış ve partisi tarihte bir ilk olarak arka arkaya iki kez oylarını artırarak iktidarlık koltuğuna oturmuştur.
menderes, ülkenin var olduğu koşullardan, yani devletçi içe dönük ekonomiden dışa açık liberal ekonomiye geçişin ilk ayağı olmuştur. daha önce atatürk ün izmir iktisat kongresinde de dile getirdiği bu ekonomik dönüşüm, dönemin ulusal şartlarının yatırıma elverişsizliğinden dolayı ertelenmiş ancak geleceğe dönük bir not olarak kalmıştı. daha açık bir ifadeyle bu öteleme, 1908 de ittihat ve terakkicilerin oluşturmaya çalıştıkları burjuvazinin -milli burjuvazi- 50yıl sonra hala oluşmamış olmasından kaynaklanmaktadır. elbette araya 2 büyük savaş girmiştir ve dönemin genel şartlarında savaş zengini olan karaborsacı, tefeci ve stokçuları saymazsak endüstriyel geri kalmışlık sıkıntısı ve makineleşmemiş, modernize olamamış tarımsal üretimden zengin olacak bir kitle söz konusu bile değildir. dolayısıyla menderes döneminde de baslıca problem, ekonomi olarak görmüş ve bu konunun üzerine gitmiştir.
taş taş üstünde kalmamış bir avrupa'ya hammadde ve yiyecek temin eden en önemli ülke olan türkiye bu dönemde yadsınamaz bir ekonomik kalkınma sağlamıştır.
ancak siyasi olarak döneme ve adp ye bakarsak, menderesin askeri kanadın üst düzey komutanlarıyla arasını iyi tutarak orduyu memnun edebileceğini sanmış, en büyük yanılgısı da bu olmuştur. döneminde önemli bir muhalefet yokmuş gibi görünse de asıl muhalefetin kendi partisinden olması menderesi ayrıca telaşlandırmış ve anti-demokratik girişimlerde bulunmaya itmiştir.
kısa süre sonra, avrupa nın kendisini toplaması ve tarım ürünlerine talep düşüşünün yaşanmasıyla ekonomideki hızlı değişim topluma enflasyon olarak yansımış bu durumdan da en çok memur ve asker gibi sabit ücretli -devletten maaşlı- kesim etkilenmiştir. bunun yanı sıra menderesin demokrasi dışı tutumları bir takım aydın çevrelerce şiddetle eleştirilmiş ve ciddi bir karşı güç oluşmuştur. sonuç olarak yeterli maddi imkanlardan ve sosyal statüden yoksun kalan asker darbe yoluna gitmiş ve menderesin sonu hazin olmuştur.
27 Mayıs Askerî Müdahalesi'ni sadece ideolojik temelli bir müdahale olarak görmek bir nevi at gözlüğü sahiplerinin işine geliyor besbelli. zaman zaman 27 Mayıs darbesinin -ki çok tuhaf 12 mart darbesiyle çokça çile çekmiş akademisyenlerin de dahil olduğu- belli bir güruh tarafından övülmesi, zaman zaman "Medet Ya Sahibe-i Meydan" inlemesine benzer bir askeri darbe çığırtkanlığının yapılması da bu "at gözlüğü tüccarları"nın işine geliyor.
velhasıl, 27 Mayıs'la türkiye'nin gelecekteki siyasal durumu da etkilenecek ve askerin gölgesi her zaman siyasetin üstünde bir karabasan gibi kalacaktır.dahası, sonu gelmeyen demokrasi denemeleri, geçiş dönemleri, sıkı yönetimler,postmodern darbeler, e-muhtıralar vs.
inönü'ye "sen bolşevik misin? tek atla yarış olur mu?" diyebilecek kadar cesur, intihara yeltenecek kadar bıkkın. kendisini biraz sonra ipte sallandıracak olan insanlara karşı müthiş kibar, karısını aldatacak kadar sadakatsiz.
48 yıl önce idam edilen, bu sebeple demokrasi tarihinin en kara lekesi olan katliama kurban giden dönemin 10 yıllık başvekili.
son mektubunda şunlar yazılıdır. ve hakikaten kapağın ve ayarın dik alasıdır.
--spoiler--
Sizlere dargın degilim, sizin ve diger zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildigini biliyorum. Onlara da dargın degilim. Kellemi onlara götürdügünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes, hürriyet ugruna koyduğu başını 17 sene evvel almadıgınız için sizlere mütesekkirdir. Idam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme karar-i metanetle gittigimi, silahlarin gölgesinde yasayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Sunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanilacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendilerinizi yine de 1950'de kurtarabilirdim. Dirimden Korkmayacaktiniz. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes'in ölümü sizi ebediyete kadar takib edecekve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna ragmen merhametim (burada duam yazılıdır ve cunta duam sözcüğünün üzerini çizip merhametim yazmıştır) sizlerle beraberdir.
--spoiler--
idam edilen amerikancı başbakan. amerika'ya, batıya yalakalık olsun diye (evet aynen bu yalakalık olsun diye), hiç bir alakamız yokken güney kore - kuzey kore arasındaki savaşa türk tugayını göndermiştir. tabi türk askeri yine orda da büyük bir zafer elde etmiştir şüphesiz ama bilançoya baktığımızda en ağır safiyatı veren ülkelerden biri de türkiye'ydi. bine yakın asker şehit olmuştu. bu savaşa müdahale etmemizin amacı neydi peki? menderes, atatürk'ün ''yurtta sulh, cihanda sulh'' politikasından vazgeçerek, sırf batının gözüne girerek nato'ya dahil olma peşindeydi. abd, türkiye'nin bu jestine daha doğrusu menderes'in jestine karşılıksız kalmadı elbet. abd başkanı truman türkiye'ye yaptığı finansal yardımı 3 katına çıkardı. sonunda da türkiye arzuladığı pakta dahil oldu. (bkz: nato) menderes dönemi gerçekten karışık bir dönemmiş, iyi şeyler de var elbet kötü şeyler de. mesela ilk kez dünya bankasına borçlanmışız marshall planı dahilinde, 351 700 000 dolar dış yardım almışız. (düşünün bu miktar 1948'de vuku buluyor). komünizm tehdine karşı birçok solcu fişlendi menderes döneminde( şahsen komünizmden nefret eden biri olarak hiç de içim sızlamadı desem yeridir). komünizme karşı gerçekten bir tavır vardı ve gerçekten bunu sevdim ama bunu yapmak için nato'ya girmek gereklimiydi? bence değildi. nato'nun amacı komünizme karşı çıkmak olsaydı, ne diye orda burda ülkelerde derin devlet çıkıyordu. sen komünizme karşıysan bunu kendi içinde, kendi siyasetinle de yaparsın zaten. nato'ya dahil olmak, bence türkiye'deki karanlık işlerin başlamasına, gizli çekişmelerin olmasına, gizli yönetimlerin olmasına yol açmıştır. şu anda iç işlerimize karışılıyorsa, devlet içinde devlet tanımı yapılabiliyorsa, devleti devlet büyükleri değil de başkaları yönetiyorsa bunun sebeplerinden biri de nato'ya dahil olmaktı. ne zaman ki natoya dahil olduk, o zaman herşey çorap söküğü gibi gelmeye başladı.
ülkeyi abd eksenine tek başına kendisinin soktuğu savı yanlıştır.2.dünya savaşı sonrası kurulan batı blokuna chp iktidarı ve ismet inönü ile girilmiştir.1945 te savaş ın bitmesine günler kala türkiye almanya ve japonyaya savaş ilan etmiştir.ismet paşa Atatürkün çağdaş ve müreffeh batının bir üyesi olması idealinden sapmamıştır.yeni kurulan b.m nin ilk üyelerindendir.1946 truman doktrinini kabul edip yardımları almaya başlamıştır.1947 marshall planı yine chp iktidarında kabul edilmiştir.ayrıca 1949da nato kurulduğunda tam üyelik başvurusu yapılmıştır,fakat abd ve ingiltere çekinceli davranmıştır.yunanistan ve türkiyeye ortak üyelik teklif edilmiş bunu türkiye kabul etmemiştir.
mustafa kemalin aydın ziyareti sonrası yolda arkadaşlarına " bugun konuştuğum genç çok zeki biri alakadar olunuz" dediği rahmetli başbakan. kendisini atatürk mebus etmiştir.
Asılmasının etkilerini bu gün bile yaşadığımız hatalarıyla sevaplarıyla bir döneme damgasını vurmuş lider.Amerikancı politikalar onun devrinde hız kazanmıştır. Ancak hiç bir gerekçe bir ülkenin kendi başbakanını asmasını gerektirmez, haklı kılmaz.
türk milletinin başına gelmiş en büyük felakattir.popülizm in,yabancı sermayenin,imf nin türkiye de telafuz edilmesinin öncüsüdür.
inönü hükümeti zamanında toprak reformu yapılmasına karşı çıkarak chp den ayrılıp adalet partisini kurmuştur.(kendisi aynı zamanda bir toprak ağasıdır)
halkevlerini ve köy enstitülerini kapatmıştır ki oralardan yaşar kemal ler yetişmiştir.
yabancılara maden arama ve çıkarma yetkisini ilk veren kişidir.
yaşı 80 lere dahi gelen gazetecileri sırf muhalefet ettikleri gerekçesiyle sorgusuz sualsiz hapislerde süründürmüştür.
türkiye de ilk dış borcu yapan başbakandır sonrada mızıkçılık yapıp ödemiyorum banane demiştir.
başka ülkeler için başkalarının savaşlarına asker yollamıştır.
cumhuriyet tarihinin en yüksek develüasyonunu yapıp borçlarımı tam 4 e katlamıştır.
''Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra ismet inönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapatıldılar.[vikipedia]''
türkiye nin hala sancısını çektiği zorlukların mimarıdır adnan menderes feodalizm in ,özgür iradenin,şakşakçılığın,dışa bağımlılığın tohumlarını eken kişidir.bir idam örttü bütün günahlarını ama kulaktan dolma konuşmayanlar ve gerçekten okuyarak öğrenenler için geliyor.
(bkz: kımıl zararlısı)