idam edilen amerikancı başbakan. amerika'ya, batıya yalakalık olsun diye (evet aynen bu yalakalık olsun diye), hiç bir alakamız yokken güney kore - kuzey kore arasındaki savaşa türk tugayını göndermiştir. tabi türk askeri yine orda da büyük bir zafer elde etmiştir şüphesiz ama bilançoya baktığımızda en ağır safiyatı veren ülkelerden biri de türkiye'ydi. bine yakın asker şehit olmuştu. bu savaşa müdahale etmemizin amacı neydi peki? menderes, atatürk'ün ''yurtta sulh, cihanda sulh'' politikasından vazgeçerek, sırf batının gözüne girerek nato'ya dahil olma peşindeydi. abd, türkiye'nin bu jestine daha doğrusu menderes'in jestine karşılıksız kalmadı elbet. abd başkanı truman türkiye'ye yaptığı finansal yardımı 3 katına çıkardı. sonunda da türkiye arzuladığı pakta dahil oldu. (bkz: nato) menderes dönemi gerçekten karışık bir dönemmiş, iyi şeyler de var elbet kötü şeyler de. mesela ilk kez dünya bankasına borçlanmışız marshall planı dahilinde, 351 700 000 dolar dış yardım almışız. (düşünün bu miktar 1948'de vuku buluyor). komünizm tehdine karşı birçok solcu fişlendi menderes döneminde( şahsen komünizmden nefret eden biri olarak hiç de içim sızlamadı desem yeridir). komünizme karşı gerçekten bir tavır vardı ve gerçekten bunu sevdim ama bunu yapmak için nato'ya girmek gereklimiydi? bence değildi. nato'nun amacı komünizme karşı çıkmak olsaydı, ne diye orda burda ülkelerde derin devlet çıkıyordu. sen komünizme karşıysan bunu kendi içinde, kendi siyasetinle de yaparsın zaten. nato'ya dahil olmak, bence türkiye'deki karanlık işlerin başlamasına, gizli çekişmelerin olmasına, gizli yönetimlerin olmasına yol açmıştır. şu anda iç işlerimize karışılıyorsa, devlet içinde devlet tanımı yapılabiliyorsa, devleti devlet büyükleri değil de başkaları yönetiyorsa bunun sebeplerinden biri de nato'ya dahil olmaktı. ne zaman ki natoya dahil olduk, o zaman herşey çorap söküğü gibi gelmeye başladı.