bugün

dünyaca ünlü japon yönetmen,senarist ve yapımcı..her filminin yapım aşamasında,her sahnenin story-board larını çizebilecek kadar iyi bir ressam olduğu ve filmi izledikten sonra filmdeki karelerle kendisi tarafından çizilenlerin birebir oturduğu söylenir
usta japon yönetmen.. her yaptığı izlenir.. *
Filmografisi

"Samurai 7" (2005 )
Umi wa miteita (2002)
Dora-heita (2000
Ame agaru (1999)
Last Man Standing (1996/I)
Madadayo (1993)
Yume (1990)
Runaway Train (1985)
Ran (1985)
Dersu Uzala (1975)
Nora inu (1973)
Dô desu ka den (1970)
transliteration)
Tora! Tora! Tora! (1970)
Sugata Sanshiro (1965)
Akahige (1965)
The Outrage (1964)
Jakoman to Tetsu (1964)
Tengoku to jigoku (1963)
Tateshi Danpei (1962) (
Tsubaki Sanjûrô (1962)
Yojimbo (1961) )
The Magnificent Seven (1960)
Sengoku gunto-den (1959)
Donzoko (1957)
Kumonosu jô (1957)
Ikimono no kiroku (1955)
Asunaro monogatari (1955)
Kieta chutai (1955)
Sugata Sanshiro (1955)
Shichinin no samurai (1954)
Fukeyo haru kaze (1953)
Ikiru (1952)
Sengoku burai (1952)
Araki Mataemon: Kettô kagiya no tsuji (1952)
Kedamono no yado (1951)
Hakuchi (1951)
Ai to nikushimi no kanata e (1951)
Tateshi Danpei (1950)
Rashômon (1950)
Jiruba Tetsu (1950)
Shubun (1950)
Akatsuki no dasso (1950)
Nora inu (1949)
Jakoman to Tetsu (1949)
Jigoku no kifujin (1949)
Shizukanaru ketto (1949)
Shozo (1948)
Yoidore tenshi (1948)
Ginrei no hate (1947)
Subarashiki nichiyobi (1947)
Yottsu no koi no monogatari (1947)
Waga seishun ni kuinashi (1946)
Zoku Sugata Sanshiro (1945)
Appare Isshin Tasuke (1945)
Tora no o wo fumu otokotachi (1945)
Ichiban utsukushiku (1944)
Dohyosai (1944)
Sugata Sanshiro (1943)
Tsubasa no gaika (1942)
Seishun no kiryu (1942)
Uma (1941)
tenisçi soyadı gibi surname'e sahip yönetmen, senarist, yapımcı.
Sinema sanatının bugünlere gelmesinde büyük pay sahibi, ömrü uzun, filmi bol, yaptıkları Hollywood tarafından en başarılı şekilde kopyalanmış**usta Japon yönetmen. Bir Shichinin no samurai bir de The Magnificient Seven vardır. Bir de A fistful of Dollars vardır ki Yojimbo nun renklendirilmişi gibidir.
1910-1998 yılları arasından yaşamış japon sinema yönetmeni.
belli başlı filmleri:

Raşomon
Yedi Samuray
Ran
Tora, Tora, Tora
Dersu Uzala
Kagemuşa(Gölge Samuray)
Düşler
Madadayo
Ağustosta Rapsodi
Son Adam
tam bir sanat adamı, zamanının en iyilerinden olduğunu filminin karelerinden anlayamamak imkansız..
sahibi olduğu sanat şirketinin adı da "kurosawa production cooperation"'dır.. bununla beraber 2002'de çektiği "it is wonderful to create"'den beri şirketi film projelerinde faal değildir..
1998 yılında bugün (6 eylül) ölmüş japon sinema duayeni.
intihar denemesi olmuş ama başaramamış, olağanüstü hassas ve zarif bir insandır kendisi...
ran isimli filmindeki efsane gökyüzü sahnesiyle akıllara kazınan yazar. ayrıntılı bilgi için...
(bkz: ran)
Daha çok 16. yüzyıl Japonya'sını anlatan filmleriyle tanınan büyük üstad.
güzel sanatlar mezunudur. filminin storyboardlarını kendi çizer. kare kare çizdiklerini çekerek birleştirir. filmleri görsel bir şölendir.
(bkz: yojimbo)
(bkz: the hidden fortress)
(bkz: shichinin no samurai)
öyle bir ustadır ki sergio leoni gibi bir adam bile onun filminden uyarlama hatta araklamalar yapmıştır.
japonya ve dünyanın en büyük yönetmenlerinden birisidir kurosawa. 1910 yılında babası ordu ya bağlı bir okulun müdürünün oğlu olarak doğmuştur japonya o dönemde batıya entegra olmaya çalışan bir ülkeydi ve batı kültürünün özümsenmesinde babası büyük pay sahibi olmuş olup, kurosawa'yı da etkilemiştir. bazı fillmlerinde batı etkileri dikkat çekicidir. bunun dışında abisi hego özellikle çok etkilemiştir kurosawa'yı. hego, kurosawa yirmi yaşında iken intihar ederek hayatına son vermiştir. bu olayın daha öncesindeyse; kurosawa ile hego büyük kanto depreminin olduğu yere doğru giderler. ub depremde yüzbin kişi ölmüştür, abisi ile gördüğü manzara karşısında şoke olmuştur. gördüğü insan ölülerine karşılık, korkup kafasını çevirmek istemiş ve bunun sonucunda da abisi tarafından engellenerek insan ölülerine doğru bakmıştır. bu ise kurosawa'nın korkularını yenmesinde bir dönüm noktasıdır.

aslında anlatırken bile nasıl anlatsam nereden başlasam şeklinde defalarca sormuştur insan kendine. ilk filmini 1943'de çekmiştir o zamandan öncesinde ise yamamto'nun çömezliğini yapmıştır. daha sonraki senelerde çektiği Ichiban utsukushiku gibi bir kaç filmi özellikle propaganda niteliğindedir. hatta Zoku Sugata Sanshirô filmi de japon judosunun amerikanların boksundan daha üstün bir spor olduğunu ima eder. esas yükseliş 1950'de rashomon ile gelir. oldukça dikkat çekici film olan rashomon kurosawa'nın aslında ilk başyapıtı olarak da sayıllır.gerçeğin göreceliliğini sorguladığı bir filmdir. farklı gözlerden ve farklı açılardan gerçeğini sorgular. aslında her seferinde de düşünüldüğünden ya da anlatılageldiğinden daha farklıdır gerçeklik.(daha sonra bu tip bir illüzyon; ''Lower depths'' filminde orada tüm insanlar bir illüzyon içersinde yaşar) bu filminde de güneş ışığının kullanımından tutun, kamera tekniğinin kullanılmasına yönelik yenilikleri ile sinema tarihinde yerini almaya başlar.

daha sonra ise ard arda idiot, ikiru ve yedi samuray ile devam eder. özellikle ikuru da savaş sonrası japon toplumunun gerçekliklerini ve müttefik güçler tarafından işgal altında bulunan japnyada müttefik güçler eliyle yapılan devrimlerin başarısızlığını ve bürokrasi eleştirir. bu filmde tolstoy'un ivan ilyiç'in ölümü-bilhassa olay örgüsü bağlamında- ve budizmden de derin etkiler hakimdir. watanabe'nin hastalığı toplumsal alandaki bir hastalıktır, toplumun tümünü temsil eder. kendi içersinde çelişkili olan hayata paradoksal bir bakıştır ki; ölümünün ilani ile insanların yaşamaya başlaması oldukça ironik ve trajikomiktir. Gerçekte bu etkilerle birlikte varoluşçu felsefeden de etkiler hakimdir.

daha sonra ise yedi samuray gelir ardından; belki de uzunluğuna rağmen kurosawa'nın en muhteşem çalışmalarından birisidir. wide-angle ve telefoto lenslerin kullanımı bu filmde oldukça etkileyicidir bu anlamda bir başyapıt olarak kabul edilir.(filmlerinde kullandığı teknikler hala örnek alınmmaktadır. cut pen, telephoto lensler, wipe(geçiş)ler, güneşe doğru yapılan ilk çekim rashomon flminde ve filmlerinde her zaman mükemmelliyetçiliği amaçlamıştır, daha bu diktatörvari ya da çok fazla kontrol edilme hissi bazen seyirciyi filmlerinde uzaklaştırmıştır (bkz: lower depths) salt seyirciyi değil mifune'yi bile; gerçi ne kadar da eleştirsek kurosawa tenno boşuna denmemiş) vs olay örgüsü açısından bakıldığında(plot element) tüm modern sinemada yer alan belirli bir amaç için tüm kahramanların bir araya gelmesi ve önemli bir olayı gerçekleştirmeleri daha sonra başta ocen's eleven/twelve filmlerinde bile kulanıldığı öne sürülmüştür. hatta kambei(takashi shimura)'nın kafasını okşama hareketi bile sinemayı etkilemiştir. aynı zamanda yavaş çekimin de kullanıldığı ilk filmlerden birisidir bu film; kambei'nin hırsızı öldürdüğü sahne buna iyi bir örnektir.

bu filmin ardından 1957'de aynı sene iki tane muhteşem film çekilecektir. birisi Throne of blood(kanlı taht) diğeri de The lower Depths; throne of blood shakespeare'in ünlü eseri macbeth'in japonya koşularına uyarlanmış halidir. geleneksel noh tiyatrosunun elementleri ile bütünleştirilmiş bir çalışmadır. örnek vermek gerekirse bir noh tiyatrosundaki karakter olan dağ cadısı(yamamabo olsa gerek) bu filmde macbeth olarak bilinen watanabe'nin karşısına çıkmıştır. söylemeden edemeyeceğim bu filmin sonunda kullanılan oklar da gerçek oklardır. bu da mifune'nin ödünü patlatmıştır. bu film şuana kadar yapılan en iyi shakespeare uyarlamasıdır.

lower depths ise maksim gorki'nin diptekiler isimli oynunun bir uyarlamasıdır. throne of blood ile aynı sene çekilmiştir. rus edebiyatından derin etkiler taşımaktadır-bilindiği gibi rus edebiyatından en fazla etkilendiği yazar dostoyevski'dir kurosawa'nın- bu film herhangi bir karkaterin çok fazla öne çıkmaması açısından karakteristiktir. esas konusu ise insanın umutsuz yaşayamayacağıdır, bilindiği gibi maksim gorki'nin eserindeki rahip hristiyan rahibiyken, kurosawa'da bu rahip budist bir rahip olur. oradaki tüm insanlara umut vaad eder, müsbetin yolunu göstermeye çalışır ve onları daha sonra da terk eder. gerçek ile daha doğrusu hakikat ile yüzleşen insan aslında çok kolay bir şeyle yüzleşmemiştir. gerçek genelde acı olduğu için, bu hakikat insanı ezebilir ve bu işin son noktası ise özkıyımdır. filmdeki umutlarına bağlı olarak yaşayan iki karakter de dayanamayarak intihara doğru koşar.

daha sonraki filmleri ise başarı ile devam eder, ama red beard bir dönüm noktası olmaktadır. bundan sonraki çektiği filmler renklidir ve bazı film kritiklerine göre kurosawa'nın başarısı filmlerin siyah beyaz olmasından dolayıdır. ama bazılarına göre de özrellikle hem biraz kurosawa nın hem de bazı karkaterlerin hatalarından dolayı kurosawa nın belirli kilit noktadaki kişilerle yollunu ayırmasıdır.(bilhassa kurosawa nın çalıştığı senaryo yazarları da hemen hemen pek kalmaz) red beard filminden sonra ünlü oyuncusu toshiro mifune ile yollarını tamamen ayırır;ve hiçbişey eskisi gibi olmaz. bunun nedeni ise biraz ekonomiktir;red beard'ın çekimlerinin iki sene boyunca devam etmesi o sakallarla mifune'ye pek para kazandırmamıştır. bu nedenle mifune'nin sahibi olduğu yapımcı şirketi ise finansal krizin eşiğindedir. film kapalıgişe oynasa da mifune kaybettiklerini tam karşılamayacaktır; ama paradan ziyade kaybedilen bir dostluk vardır. kurosawa ile arasının bozulması bu iki büyük adamı depresyona sokarve mifune karısından boşanır. daha sonra hiç bir filminde oynamayacaktır daha doğrusu yüz yüze bile gelmeyecektir bu iki adam birbirleri ile.. amerikan tv serilerinden birisi olan shogun filmi için teklif alan mifune bu teklifi kabul eder; ama amerikalıların samurayları yansıtma biçimi japonlar tarafndan pek hoşkarşılanmaz ve özellikle kurosawa tarafındna da çok eleştirileri. bunun neticesinde karşılıklı atıışmalar ile dargınlık; 1993'de son bulur. ama tam anlamı ile eskisi gibi olmaz ve olamaz.

son dönemdeki filmleri dreams, rhapsody in august filmlerinde bilhassa siyasi içerik önemli yer tutar. atom bombasının sertçe eleştirilir. ama diğer filmlerine oranla o kadar da parlak filmler değillerdir. dreams filmi kurosawa'nın rüyalarından derleme bir film olup, japon mitolojisinin etkilerini derin bir şekilde taşıyacaktır.

kurosawa hakkında daha çok söylenmesi gereken var; ama sadece yukarıda yazılanlar kenarından bile geçmeyecek ufak tanımlama ifadeleri.
(bkz: throne of blood)
"hiçbir şey bir insanla ilgili gerçekleri onun eserlerinden daha iyi sergileyemez" demiş oscar sahibi japon yönetmendir.
Japon sinemasının imparatoru unvanına sahip en önemli filmi Rashomon ve the seven samurai olan kişi.
Yasujiro Ozu ile beraber japon sinemasını dünyaya tanıtmış büyük ustadır.
(bkz: 23 mart 2010)
özellikle "dreams" filmi muhteşemdir...
kurosawa tarzı yaratmış büyük yönetmen.
manidar bir filmi için;
(bkz: dersu uzala)
yüzyılının stanley kubrick ile beraber en büyük sinema dehasıdır.
üstadımızın her filmi gibi rashomon'u da mutlaka izlenmeli.