Bu Galatasaray'dan korkulur gerçekten; bunlar şeytanın önde gideni, Manchester United şeytanı falan hikâye, bunlar gerçekten şeytan! Beşiktaş ilçesine bağlı Kuruçeşme Adası'nı 1957 yılında satın alıyorlar. Yetmiyor, Fenerbahçe'nin kalbi Kalamış'ta 1960 yılında Galatasaray Kalamış Tesisleri'ni açıyorlar. Adamlardaki mantık fetih!
Gerçekten inanılır gibi değil. Ama suç, dönemin Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı yöneticilerinde. Engel olsanıza! Desenize "Kardeşim git kendi evin olan Beyoğlu'nda tesis aç."
Fenerbahçe, 1923-1989 yılları arasında tartışmasız bir biçimde Türkiye’nin en büyük futbol takımıydı. 1923-1951 arası ulusal şampiyonlukları sayarsanız 21 şampiyonluk ile en yakın rakibine 13 şampiyonluk fark atmıştı. Saymazsanız da 12 şampiyonluk ile en yakın rakibine 4 şampiyonluk fark atarak zirvedeydi.
Ne olduysa 90’larda oldu. Efsane Başkan Ali Şen’in üstün çabasıyla, 1995 yazında Fenerbahçeli futbolcular Brezilya’ya kampa götürüldü. Futbolcular Brezilyalı kadınlarla samba yaptı; Brezilya’yı 1994 yılında dünya şampiyonu yapan Parreira takımın başına getirildi. 90’larda kazanılan tek şampiyonluk da böyle geldi.
2000’lerde efsane başkan Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’yi yıldız yağmuruna tuttu. 2000’lerde 4 şampiyonluk kazandı ancak ezeli rakibi Galatasaray da o dönem 4 şampiyonluk elde etti. Özellikle Fenerbahçe’nin 2004-2008 dönemi bir altın çağdı ve kadrosunda yıldızlar topluluğu vardı. Galatasaray ise aksine berbat yönetiliyor, o dönem Fenerbahçe’nin kadro kalitesinin çeyreği bile etmiyordu. Galatasaray bu dönemde bile 2 şampiyonluk kazandı.
Fenerbahçe’nin 1990’lı yıllardan beri gelen sorunun ne olduğunu çözmesi gerekiyor. Üstelik Galatasaray, 1988-2002 yılları arasında Avrupa kupalarında inanılmaz başarılara ulaştı ve müzesine 2 Avrupa kupası getirdi. Geçen sezon da dünya markası Juventus’u eleyip Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kaldılar ve dünya futbolunda en çok tanınan Türk futbol takımı oldular.
Fenerbahçe kendine gelmezse, Liverpool karşısında gerileyen Everton gibi olacak.
Öyle böyle değil, bu bira içilmiyor artık. Dün akşam 6 şişe aldım. Midem boş olmasına rağmen ikincide tıkandım. Yaz sıcağında bile gitmiyor bu bira. "Bende bir sorun var herhalde," dedim; Carlsberg sever birkaç arkadaşa sordum.
"Abi artık bira içmeyi bıraktık, rakı ve viski içiyoruz," dediler.
Zaten 2020 yılında kalite düşmeye başlamıştı ama bu yaz harbi fena düştü. 2001-2019 dönemi Carlsberg'in tadını mumla arar olduk.
Çok süzme yoğurt gördüm ama bunun gibisini görmedim. Dün yaptığı alakasız bir biçimde kırmızı kartlık hareketle Galatasaraya can simidi oldu. Eğer Galatasaray bu sezon şampiyon olursa kutlamalarda bunuda çağırsınlar. bu süzme yoğurdu unutmasınlar.
Arkadaşlar, 40 yaşındayım ve 1998 yılından beri düzenli bira içerim. Öncesi de var ama bir-iki yudum olduğu için sayılmaz. Her Türk genci gibi biraya kutu Efes Pilsen ile başladım. Kısa süre sonra ise Tuborg Green içmeye başladım. Efes Pilsen'in 2010 öncesindeki tadında limonsu bir nota vardı, yağ gibi akıyordu. Tuborg Green ise zeytinyağı gibi akıyordu.
Bazı yazarlar "ithal bira iç" diyor ama arkadaşlar, ben 1-2 bira içen birisi değilim; günde en az 7 tane bira içiyorum. ithal bira fiyatları ortada. Anadolu Efes, Efes Pilsen'in o özgün tadını neden bozdu? Türk Tuborg, izmir fabrikasında amiral gemisi ve bir numaralı birası olan Tuborg Green'i üretmesine rağmen neden iç piyasaya sunmuyor?
Arkadaşlar, yaz sıcağında bile bira içilmiyor. Hem Türk Tuborg'un hem Anadolu Efes'in ürettiği biraların tamamının tadı sinek ilacı gibi. Zaten her iki firmanın biralarının kalitesi 2010 yılından itibaren düşmüştü ama bu yıl iyice içine sıçtılar.
Bu fiyatlar ne? Dün, "Kanat alayım," dedim. Kova fiyatları 710 TL'den başlayıp 1.950 TL'ye kadar çıkıyor. Buranın olayı acı mayonezdi, onu da bozmuşlar. Tam skandal, rezillik bir olay.
Bir AVM'de Migros, Fenerium ve MediaMarkt varsa orası üst düzey bir AVM'dir; aksine Carrefour, GS Store ve Vatan Bilgisayar varsa o AVM'den uzak durun. Tecrübeyle sabit!
Uefa kulüpler sıralamasında Fenerbahçe 30. Sırada Galatasaray ise 51. Sırada. arada tam 21 basamak var. Okan buruk resmen Galatasarayı başakcity ayarına çekti. 1980'lerin sonunda başlayan vizyon okan buruk ile yok oldu.
Son 2 gündür cehennemi yaşıyorlar adeta.
Dün Fenerbahçe şampiyonlar ligine kaldı.
Bügünde 3. Sınıf bir takımdan 4 gol yiyerek avrupa liginden elendiler.
2025 yılına kadar Kadıköy, sanki 2003-2007 dönemini yaşıyor gibiydi. 2026 itibarıyla ise 2008-2012 dönemine geçmiş gibi hissettiriyor. Bu hızla giderse 2013 sonrasını yakalaması kaçınılmaz.
Sen de ruhunu kaybettin be Kadıköy, diğerleri gibi sıradan oldun.
Sen git binbir emek ver. Yıllarca uğraş. Bir sanat harikası çıkar ama ilk tadına kaplan baksın. olacak iş değil. Filmin sonunda'da robert abimiz veraya tam kayganlaştırıcı ile arkadan mutlu sona ulaşacakken kalbinden vurularak öldürülüyor. Yılların emeği boşa gidiyor. Ne çektin be robert abi.
12 yaşımdan, yani 1998 yılından beri düzenli olarak bira içerim. Öncesi de var elbette; ancak onlar yalnızca bir iki yudumdan ibaret olduğu için saymıyorum.
2010 yılından itibaren, biraların kalitesi her geçen yıl kademeli olarak düştü. Günümüzde hem Türk Tuborg hem de Anadolu Efes ne yazık ki son derece kalitesiz ürünler üretiyor. Öyle ki bu yaz sıcağında bile bira içilmez hale geldi; insan daha bir tanede bile tıkanıyor. içerken adeta sinek ilacı veya öksürük şurubu içiyormuş hissi veren bir tat var.
Bu durum karşısında 28 yıllık bira kariyerime artık bir nokta koyuyorum. Bir daha kolay kolay ağzıma sürmem. Yine de büyük konuşmuş olmayayım; belki yılda bir iki bardak içerim, o kadar.
"Arabistan’a gidiyormuş; eğer doğruysa Fenerbahçe’ye resmen piyango vurmuş demektir. Bu adama 'star' diyen net futboldan anlamıyordur. Sadece 3. sınıf takımlara karşı şov yapıyor; Lyon gibi 2. sınıf takımlara karşı bile sahada rezil oluyor. Bir de her maç öncesi sanki en az 6 posta 31 çekmiş sahada sürekli halsiz ve nefes nefese kalıyor." Birde gece yarısı kadıköy sokaklarında kurufasulyeci arıyor.