Pazartesi günü müşteri temsilcisini aradım. Karşıdaki kadın daha telefonu tutmayı bilmiyor; boğuk boğuk bir ses... Yine de "Hanımefendi, Carlsberg'in tadı her geçen gün daha da kötüye gidiyor, günümüzde içilecek gibi değil; suda eriyen tablet ilaçlar gibi," dedim. Alaycı bir tavır takındı. Baktım, arayan soran yok. Salı günü güzel bir e-posta attım. Aradan 3 gün geçmesine rağmen geri dönüş olmadı. Eskiden aradığım gün anında geri dönüş yaparlardı, en geç ertesi gün ararlardı. Son birkaç yıldır zaten çalışanlarında bir umursamazlık var. Halbuki eskiden bir şey sorsam ilgileri, alakaları çoktu.
Bir süre Türk Tuborg ürünlerini almama kararı aldım. 10. ay üretimi Carlsberg bulursam denerim; baktım tadı yine orijinal tadında değil, 11. ayı beklerim. Efes tarafı ise Türk Tuborg tarafından bile facia. Bu akşam 6 kutu Heineken içeceğim.
valla haberi görünce hiç şaşırmadım, sadece "nihayet" dedim. senelerdir sahada dönen tuhaflıkları izlerken "bunlar herhalde maçı başka spordan kurallarla yönetiyor" diyorduk, meğer mevzu bayağı adliyelikmiş.
"şimdi mhk başkanı gözaltına alındı ya, insanın aklına takılmıyor değil: bu soruşturmanın ucu son dört senenin lig tablosuna ve galatasaray’ın şampiyonluklarına kadar uzanır mı acaba? yoksa her zamanki gibi 'münferit olaylar' denip geçiştirilir mi, izleyip göreceğiz."
"Ya geçen seneye kadar eylül ayı full yaz sıcaklığında geçerdi, hatta ekim ayının son haftasına kadar. Zaten bu yaz istanbul'da geçmiş yazlardaki sıcaklık olmadı. Geçen yaz geceleri nemden zor nefes alırdınız, bu yaz ise püfür püfür esiyordu. Gerçekten enteresan."
Montella "2026 Amerika Dünya Kupası'ndan beri 4-6-0 ve Barış Alper Yılmaz fetişiyle ağzımıza sıçtı. Bazı üstün zekalılar da 'Forvetimiz yok' diyor. Ulan oraya 3. sınıf forvet koysan dahi daha başarılı olursun. Hâlâ bunu görmüyorlar ya. Yani insan aptal olur da bu kadar olmaz ya."
"Tesla'yı bilmem ama Birleşik Krallık ve ABD'de çok sayıda Kürt var. Tahminim, yüzyıllar önce bu iki ülkeye göç etmişler. Kemik yapılarından Kürt oldukları bas bas bağırıyor. Refleksleri de Kürtlere benziyor. Vanlı bir Kürt arkadaşım vardı, Tom Selleck'e ikiz derecesinde benziyordu. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2513879/+
Siirtli başka bir arkadaşım vardı, o da birebir Henry Cavill'a benziyordu. Daha çok örnek var da yazıyı uzatmaya gerek yok."
G.tünizden element uydurmayın aq. 2000'lerin başında efesde şeker şurupu yoktu. O dönemin resimleri Googleda mevcut. Aksine efesin 2000-2009 arası pazar payı %83-%95 bandındaydı.
Acilen bira üretmeyi bırakmaları lazım. 2010 yılından beri istikrarlı bir biçimde her yıl dahada kötü berbat bira üretiyorlar. Lezzeti geçtim, Efes ürünlerini içtikten sonra şiddetli bir ishal, mide ve baş ağrısı yapıyor. Geçen çarşamba 6 kutu Efes Malt içme gafletinde bulundum, ertesi gün bu saydıklarımı yaşadım. Yalnız ben değil, çevremdeki tanıdıklarımda da aynısı oldu. Dün Tuborg Gold ve Kırmızı Tuborg içtim, resmen damarlarım temizlendi. Ertesi gün ne bir ishal ne de mide ve baş ağrısı... insan düşünmeden edemiyor; 90'larda ve 2000'lerde muhteşem biralar üreten Efes'e ne oldu da son 16 senedir bu konuma geldi? Gerçekten enteresan ve üzücü.
izmir üretimi zeytinyağı gibi akmaktadır. Aksine Adana ve Ankara üretimleri leş gibi, zehir gibidir. izmir fabrika çıkışlı Oktoberfest biraları gibi çok lezzetlidir. izmir üretimli Efes Maltlar ise açık ara en lezzetli yerli biradır. Uzak durun aq. Hatta tüm efes ürünlerinden uzak durun. Sabah bir kalktım aşırı bir ishal ve mide bulantısı. Efes mi asla bir daha asla. Efes Reçete değişikliğine gidene kadar (gerçi yeni değiştirdiler)asla bir daha içmem.
"Öyle böyle değil, çok kötü bir teknik direktör. Galatasaray 2022-2023 sezonundan beri 1. sınıf bir teknik direktörle çalışsaydı Şampiyonlar Ligi yarı final zaferi yaşardı; 2. Avrupa Ligi ve Avrupa Süper Kupası'nı kazanırdı. Okan Buruk güzelim jenerasyonu heba etti."
Reçete değişikliğinden,şişe ve kutu tasarımında değişmesinden sonra ilk parti çok güzeldi ama.
Geçen cuma mekanda içmek zorunda kaldım. Tadı leş gibi; bildiğiniz badana boyası. 90'larda, 2000'lerin başında tadını bildiğim için "Vay be, nereden nereye!" dedim.
Bu Galatasaray'dan korkulur gerçekten; bunlar şeytanın önde gideni, Manchester United şeytanı falan hikâye, bunlar gerçekten şeytan! Beşiktaş ilçesine bağlı Kuruçeşme Adası'nı 1957 yılında satın alıyorlar. Yetmiyor, Fenerbahçe'nin kalbi Kalamış'ta 1960 yılında Galatasaray Kalamış Tesisleri'ni açıyorlar. Adamlardaki mantık fetih!
Gerçekten inanılır gibi değil. Ama suç, dönemin Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı yöneticilerinde. Engel olsanıza! Desenize "Kardeşim git kendi evin olan Beyoğlu'nda tesis aç."
Fenerbahçe, 1923-1989 yılları arasında tartışmasız bir biçimde Türkiye’nin en büyük futbol takımıydı. 1923-1951 arası ulusal şampiyonlukları sayarsanız 21 şampiyonluk ile en yakın rakibine 13 şampiyonluk fark atmıştı. Saymazsanız da 12 şampiyonluk ile en yakın rakibine 4 şampiyonluk fark atarak zirvedeydi.
Ne olduysa 90’larda oldu. Efsane Başkan Ali Şen’in üstün çabasıyla, 1995 yazında Fenerbahçeli futbolcular Brezilya’ya kampa götürüldü. Futbolcular Brezilyalı kadınlarla samba yaptı; Brezilya’yı 1994 yılında dünya şampiyonu yapan Parreira takımın başına getirildi. 90’larda kazanılan tek şampiyonluk da böyle geldi.
2000’lerde efsane başkan Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’yi yıldız yağmuruna tuttu. 2000’lerde 4 şampiyonluk kazandı ancak ezeli rakibi Galatasaray da o dönem 4 şampiyonluk elde etti. Özellikle Fenerbahçe’nin 2004-2008 dönemi bir altın çağdı ve kadrosunda yıldızlar topluluğu vardı. Galatasaray ise aksine berbat yönetiliyor, o dönem Fenerbahçe’nin kadro kalitesinin çeyreği bile etmiyordu. Galatasaray bu dönemde bile 2 şampiyonluk kazandı.
Fenerbahçe’nin 1990’lı yıllardan beri gelen sorunun ne olduğunu çözmesi gerekiyor. Üstelik Galatasaray, 1988-2002 yılları arasında Avrupa kupalarında inanılmaz başarılara ulaştı ve müzesine 2 Avrupa kupası getirdi. Geçen sezon da dünya markası Juventus’u eleyip Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kaldılar ve dünya futbolunda en çok tanınan Türk futbol takımı oldular.
Fenerbahçe kendine gelmezse, Liverpool karşısında gerileyen Everton gibi olacak.
Öyle böyle değil, bu bira içilmiyor artık. Dün akşam 6 şişe aldım. Midem boş olmasına rağmen ikincide tıkandım. Yaz sıcağında bile gitmiyor bu bira. "Bende bir sorun var herhalde," dedim; Carlsberg sever birkaç arkadaşa sordum.
"Abi artık bira içmeyi bıraktık, rakı ve viski içiyoruz," dediler.
Zaten 2020 yılında kalite düşmeye başlamıştı ama bu yaz harbi fena düştü. 2001-2019 dönemi Carlsberg'in tadını mumla arar olduk.
Çok süzme yoğurt gördüm ama bunun gibisini görmedim. Dün yaptığı alakasız bir biçimde kırmızı kartlık hareketle Galatasaraya can simidi oldu. Eğer Galatasaray bu sezon şampiyon olursa kutlamalarda bunuda çağırsınlar. bu süzme yoğurdu unutmasınlar.
Arkadaşlar, 40 yaşındayım ve 1998 yılından beri düzenli bira içerim. Öncesi de var ama bir-iki yudum olduğu için sayılmaz. Her Türk genci gibi biraya kutu Efes Pilsen ile başladım. Kısa süre sonra ise Tuborg Green içmeye başladım. Efes Pilsen'in 2010 öncesindeki tadında limonsu bir nota vardı, yağ gibi akıyordu. Tuborg Green ise zeytinyağı gibi akıyordu.
Bazı yazarlar "ithal bira iç" diyor ama arkadaşlar, ben 1-2 bira içen birisi değilim; günde en az 7 tane bira içiyorum. ithal bira fiyatları ortada. Anadolu Efes, Efes Pilsen'in o özgün tadını neden bozdu? Türk Tuborg, izmir fabrikasında amiral gemisi ve bir numaralı birası olan Tuborg Green'i üretmesine rağmen neden iç piyasaya sunmuyor?
Arkadaşlar, yaz sıcağında bile bira içilmiyor. Hem Türk Tuborg'un hem Anadolu Efes'in ürettiği biraların tamamının tadı sinek ilacı gibi. Zaten her iki firmanın biralarının kalitesi 2010 yılından itibaren düşmüştü ama bu yıl iyice içine sıçtılar.
Bu fiyatlar ne? Dün, "Kanat alayım," dedim. Kova fiyatları 710 TL'den başlayıp 1.950 TL'ye kadar çıkıyor. Buranın olayı acı mayonezdi, onu da bozmuşlar. Tam skandal, rezillik bir olay.