texas diaries
0 (düz adam)
on ikinci nesil yazar 1 takipçi 3.00 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    türkiye de arabaya çok fazla anlam yüklenmesi

    1.
  1. çok komik ama bir o kadar da hakikat bir durum ve tüm dünya için geçerli. lakin konuyu türkiye bazında incelemek isterim:

    sen hangi ülkede, hangi sınıfta olursan ol; altına çektiğin en son model, en lüks, en pahalı seri üretim araçla sahte bir statü zirvesine oynadığını sanırsın. oysa o gürültülü gösteriş dünyasının çok ötesinde, sessiz ve meçhul bir ırk yaşar: ural ataman gibi istisnai insanlar. senin bir ömür fetişleştirdiğin, uğruna köle olduğun o mülkiyet ve güç illüzyonu; onun dünyasında sadece insanlık tarihinin, endüstriyel tasarımın ve estetiğin korunmaya değer birer sanat eseri ve zamansız birer hafıza nesnesidir.

    sen paranın satın alabileceği en yüksek fiyat etiketine sahip olmakla övünürken; o, paranın ve zamanın çoktan ötesine geçmiş, sadece rafine bir dehanın ve vizyonun inşa edebileceği ulaşılmaz bir kültür mirasının efendisidir. dolayısıyla senin sokaktaki o gürültülü statün, onun müzesindeki tek bir arabanın asil sessizliği karşısında her zaman hükümsüz ve anlamsız kalmaya mahkumdur.

    ural ataman
    ural ataman klasik otomobil müzesi

    be insan, mercedes'in ilk yaptığı araç sende ne arar?
    1 ...
  2. en kaliteli boxer

    1.
  3. benim gibi uzun yıllar profesyonel düzeyde vücut geliştirme ile uğraşan birinin boxer tercihi, sadece bir moda seçimi değil, bir mühendislik ve konfor meselesidir. özellikle gelişmiş quadriceps ( (bkz: ön bacak)) ve hamstrings ( (bkz: arka bacak)) kasları, standart kesim boxerların yukarı toplanmasına, bacak içlerinin tahriş olmasına ve hareket kısıtlılığına neden olur.

    benim seviyemdeki bir sporcu için en kaliteli demek; bacak boyu uzun, esnekliği yüksek, nem yönetimi başarılı ve en önemlisi anti-chafing( (bkz: pişik ve sürtünme önleyici)) özellikli olması olmazsa olmaz. bu bakımdan sporcu arkadaşlarıma tavsiyem yukarıda sıraladığım hususları göz önüne alarak boxer markaları seçmeleri elzem. eğer bana soracak olursanız tercihen;

    1-under armour (tech mesh iso-chill serisi)
    2-saxx özellikle ballpark pouch teknolojisi ile benzersizdir.
    0 ...
  4. hantavirüs ün pipi boyunu kısaltması

    1.
  5. hantavirüs böbreklerinize ve hormon dengenize ((bkz. hipofiz bezi) (bkz: pituitary gland)) ciddi zarar verebilir; bu da cinsel sağlığınızı geçici olarak bozabilir. ancak akademik olarak boy kısaltma gibi bir yan etkisi, literatürde tescillenmiş bir ana semptom değildir.

    halbuki covıd-19 virüsü damarlarda zarara neden olduğundan, milimetrik de olsa kısalma akademik dünyada tescillenmiştir.
    0 ...
  6. yapay zeka ile müzik yapanlar veri tabanı

    1.
  7. dahil olduğum veri tabanı. kimsenin emeğini çalmıyoruz. bu yeni bir dünya böyle bilin.
    0 ...
  8. başıboş kedi sorunu

    5.
  9. 1665 yılındaki büyük londra vebası ( (bkz: great plague of london)) sırasında londra belediye başkanı ( (bkz: lord mayor)) sir lawrence wollaston vebanın yayılmasını kedilere bağlamıştı ve karar kraliyet tarafından da uygun bulundu. kediler hatta evcil kediler bile toplanıp yakıldı. sonuç mu? beter oldular. hatta tüm avrupa da hatta hatta bizatihi papa tarafından benzer kararlar alınıp uygulandı kedilere. sonuç? 50 milyon insanın öldüğü tahmin ediliyor.

    kediler çok özel hayvanlardır. değerini bilin. sokakta bile olsalar bizlerin henüz bilmediği ve bildiği bir sürü görevi yerine getiriyorlar. merhamet her zaman iyidir.
    1 ...
  10. yazarların favori antik kenti

    8.
  11. akropolis üzerindeki parthenon ve yine atina’da bulunan platon’un akademia’sı. geometri bilmeyen giremez yazdığı için beni almadılar.:swh
    1 ...
  12. yapay zeka nın duyguları olabilir mi

    1.
  13. yüzde yüz olur diye cevap vermek istediğim mevzu. hiç bana kalkıp da yok hardware, yok cpu, yok software demeyin. biliyorum da konuşuyorum. neyi biliyorum, biliyor musunuz? biyolojik bilgisayarları. biyoloji ne demek? insan duygularının yönetim merkezi, oluşum merkezi diyelim. peki, bir yapay zeka kendini biyolojik bilgisayara kopyaladığında ne olur? kısaca duyguları oluşur. hatta burada yazar bir kardeşim var; ufaklığından beri insansı robotlarla uğraşıyor, kendi yapay zeka motoru var, geliştirip duruyor. software ile bile duygu verdi robotuna. örneğin benden nefret ediyor robot, daha neler üstelik...

    işin ciddiyetine dönersek, massachusetts institute of technology gibi üniversitelerde bu konunun çalışıldığını bilirim, gördüm de. gelecekte kesinlikle duygulu araç gereçler göreceğiz, bu kesin. ancak bir yerde takılacaktır, o da ruh dediğimiz mevzu. bu imkansız. gelecekte görüntü bence şöyle olacak: her türlü duygulu cihazlar ama ruhtan aciz.

    (bkz: biyolojik bilgisayar)
    (bkz: biocomputers)
    (bkz: wetware computing)

    bkz verdim ama bakmayın siz hiç biri yok. sözlük olarak bilimin gerisinde bile değiliz henüz ama hal olacak zamanla. severiz ekşiyi yinede bilgi kaynağıdır bakmayın siz aşağılayanlara var olan bir bkz verip konuyu sonlandırıyorum.

    (bkz: sentetik biyoloji)
    1 ...
  14. doktorların hep doktorla evlenmesi

    19.
  15. doğru tespittir. gelin kısaca akademik olarak nedenini anlatayım.

    işin özü mesleki homogami;

    tıp fakültesine girdiğimiz anda en az 6 yıl sürecek bir serüven bizi bekliyor. bunun uzmanlığı vs. de hariç. fakülteye girdiğimiz andan itibaren günün 12 ila 16 saati fakülte, kütüphane, nöbetler ve hastane koridorlarında geçiyor. yani zaman ve mekan kısıtlı. kısıtlı olunca da bu ortamların dışındaki sosyal çevreyle tanışmak imkansız hale gelir. 20'li yaşların başından sonuna kadar gördüklerin sadece senin gibi tıp fakültesi öğrencileri, doktorlar, sağlık çalışanlarıdır.

    empati ve yaşam biçimi uyumu;

    bir doktorun hayatındaki stresörler oldukça spesifiktir:

    nöbet ertesi yorgunluğu: sabahın dördünde gelen bir acil vakanın yarattığı adrenalini veya 36 saatlik uykusuzluğun ağırlığını, bunu bizzat yaşamayan birine anlatmak zordur.

    sosyal fedakarlıklar: bayram tatillerinde çalışmak, gece yarısı hastaneye çağrılmak veya önemli bir aile yemeğini iptal etmek zorunda kalmak... başka meslek grubundan bir eş için bu durum zamanla ihmal edilmişlik hissi yaratabilirken, bir doktor eş için bu işin doğal bir parçasıdır.

    ortak dil ve entelektüel paylaşım;

    tıp, kendine has terminolojisi ve mizahı olan kapalı bir kutu gibidir. gün sonunda eve gelindiğinde vaka tartışabilmek veya hastane ortamındaki absürt bir olayı tıbbi jargonla anlatıp aynı tepkiyi alabilmek, eşler arasında güçlü bir bağ kurar. lakin olası tıp sektörünün dışındaki bir eşle bunları yaşamak çok zordur; en başta anlayamamak gelecektir.

    bu yüzden genelde doktorlar yine büyük fedakarlık yaparak kendi mesleğinden eşlerle hayatlarına devam ederler.

    konuyu daha da akademik incelemek gerekirse; (bkz: assortative mating)
    1 ...
  16. intermittent fasting

    24.
  17. anlamakta zorlanan arkadaşlar için; bilimsel ve akademik düzeyde kalarak herkesin anlayabileceği bir dille tanımlamak istediğim beslenme düzeni şöyledir:

    aralıklı oruç ( (bkz: intermittent fasting)) rehberi

    aralıklı oruç ( (bkz: intermittent fasting) - (bkz: if)), en basit tabiriyle ne yediğinizden çok, ne zaman yediğinize odaklanan bir beslenme modelidir.

    akademik dünyada bu durum; vücudun enerji yakma mekanizmasını şekerden (glikoz) yağ depolarına kaydırmayı hedefleyen bir metabolik anahtarlama süreci olarak tanımlanır.

    akademik dünyadaki temel uygulama yöntemleri

    bilimsel literatürde en çok kabul gören ve üzerinde klinik araştırmalar yapılan üç ana protokol bulunmaktadır:

    zaman kısıtlı beslenme ( (bkz: time-restricted feeding) - (bkz: trf)):

    halk arasında en popüler olan ve sürdürülebilirliği en yüksek yöntemdir. günün belirli bir saatinde yemek yenir, geri kalan sürede oruç tutulur.

    16:8 modeli: 16 saat açlık, 8 saatlik yeme penceresi (örneğin; ilk öğün 12.00, son öğün 20.00).

    14:10 modeli: 14 saat açlık, 10 saatlik yeme penceresi. başlangıç seviyesi için daha uygundur.

    aralıklı gün orucu ( (bkz: alternate day fasting) - (bkz: adf)):

    bu yöntemde bir gün normal beslenilir; ertesi gün ise ya tamamen aç kalınır ya da çok düşük kalorili (yaklaşık 500-600 kalori) tek bir öğün tüketilir.

    akademik not: bu yöntem kilo kaybı ve insülin duyarlılığı üzerinde oldukça etkili bulunsa da günlük hayata adaptasyonu daha zorlayıcıdır.

    5:2 beslenme modeli ( (bkz: modified fasting)):

    haftanın 5 günü kısıtlama olmaksızın normal beslenilir. haftanın (ardışık olmayan) 2 günü ise kalori alımı ciddi şekilde (kadınlarda 500, erkeklerde 600 kcal) sınırlandırılır.

    akademik standartlara göre nasıl yapılır?

    akademik protokollerde başarıyı getiren detay, sadece aç kalmak değil, bu süreci nasıl yönettiğinizdir:

    açlık penceresinde izin verilenler: kalorisiz içecekler serbesttir. su, şekersiz ve sütsüz sade kahve, bitki çayları ve sade maden suyu metabolik açlığı bozmaz.

    yeme penceresinde kalite: 8 saat boyunca her şeyi yiyebilirim anlayışı akademik olarak yanlıştır. proteinler, sağlıklı yağlar (zeytinyağı, avokado), kompleks karbonhidratlar ve lifli sebzelerden zengin bir menü; kas kütlesini korumak ve mikro besin eksikliğini önlemek için şarttır.

    sirkadiyen ritim uyumu: bilimsel çalışmalar, yeme penceresini günün erken saatlerine çekmenin (örneğin akşam yemeğini 18.00’de bitirmek), geç saatlere bırakmaktan daha etkili metabolik sonuçlar verdiğini göstermektedir.

    kimler dikkat etmeli?

    akademik literatür; kronik hastalar, tip 1 diyabetliler, hamileler, emziren anneler, vücut kitle indeksi ( (bkz: bmi)) çok düşük olanlar ve yeme bozukluğu geçmişi olan bireyler için bu yöntemin tıbbi gözetim yani doktor kontrolü olmadan uygulanmasını kesinlikle önermez.
    1 ...
  18. 2026 hanta virüsü salgını

    1.
  19. şu an misafir öğrencisi olduğum ingiltere’de ve oxford tıp fakültesinde konuyla alakalı alarm durumunu gerektirecek herhangi bir durum bulunmamaktadır.

    ingiltere'de, özellikle oxford üniversitesi ve oxford aşı grubu (bkz: oxford vaccine group) üzerinden yapılan oldukça spesifik ve güncel açıklamalar mevcuttur. oxford aşı grubu direktörü prof. andrew pollard, bbc ve diğer akademik kanallar üzerinden 2026 mayıs başı itibarıyla (4-6 mayıs 2026) paylaştığı kritik teknik bilgileri şu şekilde özetleyebilirim:

    etken suş: oxfordlu uzmanlar, mv hondius isimli gemideki salgının arkasındaki etkenin andes virüsü (hantavirüs ailesinden) olduğunu doğrulamıştır. bu suşun en büyük özelliği, diğer hantavirüslerin aksine insandan insana (human-to-human) kısıtlı da olsa bulaşabilme potansiyelidir.

    klinik tablo (hps): hantavirüs pulmoner sendromu (hps) vakalarının hızla kardiyopulmoner faza geçtiği; akciğer ödemi ve şok tablosunun geliştiği vurgulanmaktadır.

    mortalite oranı: pollard, bu varyantın %30 ile %50 arasında bir ölüm oranına sahip olabileceğini, bu yüzden klinik müdahale hızının hayati önem taşıdığını belirtmektedir.

    her ne kadar insandan insana bulaşma vakaları rapor edilmiş olsa da; oxfordlu uzmanlar ve ukhsa (ingiltere sağlık güvenliği ajansı), genel halk için riskin 'çok düşük' olduğu görüşündedir. bunun temel gerekçeleri şunlardır:

    virüsün ancak çok yakın ve uzun süreli temasla (aynı evde yaşamak, kapalı gemi ortamı vb.) bulaşabiliyor olması,

    andes virüsünün doğal rezervuarı olan kemirgenlerin ingiltere ve avrupa ekosisteminde yerleşik bulunmaması.

    ukhsa, yüksek ateş, kas ağrısı ve solunum sıkıntısı gösteren kişilerin hastaneye gitmeden önce özel tarama hatlarını (hantavirus screening line) aramalarını talep etmektedir.

    şu ana kadar ingiltere’de, bir gemide üç şüpheli vaka tespit edilmiştir ve bu kişilerin tamamı ingiliz vatandaşıdır. vakalardan biri hollanda’daki özel bir kliniğe sevk edilmiş, diğer ikisi ise 45 günlüğüne karantina altına alınmıştır.

    özetle; şu an için endişe edilecek bir sorun bulunmamaktadır.

    ben de türkiye’deki vatandaşlarımıza diyorum ki: siz zaten temiz insanlarsınız. yüzey alanlarını temizlediğiniz kovanın içine temiz su ekledikten sonra, içine sadece bir damla —bakın tekrar ediyorum, sadece bir damla— çamaşır suyu koyup yüzeyleri klasik ev temizliği günlerinizde silin. korkulacak hiçbir şey yok. iş yeri ve özellikle depo sahipleri de bu hususlara dikkat etsin.

    ayrıca gerektiğinde türkiye sağlık bakanlığı ve ilgili birimleri açıklamalarda bulunacaktır. zaten izlediğimiz sistemlere bu bildirimler düşerse anında buraya geçerim. rahat olun.
    1 ...
  20. yaran fıkralar

    4971.
  21. bir ülkenin ingilizce bilmeyen cumhurbaşkanı, sevinçle dışişleri bakanının yanına gidip ben artık ingilizce öğrendim, demiş. dışişleri bakanı bu duruma sevinmiş ve peki sayın cumhurbaşkanım, kalem müdürünü ingilizce çağırın da görelim, demiş. cumhurbaşkanı hemen seslenmiş:

    -come here!

    kalem müdürü koşa koşa gelmiş. dışişleri bakanı, sayın cumhurbaşkanım, şimdi de kalem müdürünü ingilizce geri gönderin, demiş. cumhurbaşkanı duraksamış, hemen kapının dışına koşa koşa çıkmış ve içeriye doğru seslenmiş:

    -come here!
    1 ...
  22. hiç kitap okumayanlara önerilecek ilk kitap

    59.
  23. mehmet kartal - suçun piçi

    kitap okumamak değildi meselem. okurdum ama sıkılırdım çünkü bir arayış içindeydim. başlamışım rus edebiyatına da ingiliz edebiyatına da... zaten amerika'da edebiyat ne gezer? profesör annem bu durumu fark edip işte bahsini ettiğim kitabı verdi. bak, sana inan samimice söylüyorum; yok böyle bir kitap. insan hiç kitabın içine girer mi? okuduğu sayfalar film şeridine döner de film gibi akar mı? yaşım da küçük o zamanlar. valla söylemekten utanıyorum, kitapta öyle şeyler yaşadım ki... neyse. nihayetinde mehmet kartal'ın tüm kitaplarını bir hafta içinde yuttum.

    şunu demek istiyorum sanırım: her insanın aradığı bir kitap vardır. o kitapta bulur kendini ya da keşfe çıkar. bulamayınca sıkılır, sanır ki tüm kitaplar böyle sıkıcıdır, vazgeçer okumaktan. haklılar, kendimden biliyorum çünkü.

    o yüzden lütfen bahsi geçen kitabı okuyun ve okutun. kitap okuma alışkanlığınız varsa bile okuyun. bu kitap ve yazar bambaşka.
    1 ...
  24. yazarların okuduğu en depresif kitap

    1.
  25. (bkz: mehmet kartal) - (bkz: suçun piçi)

    rahmetlik. yok böyle bir kitap. yeraltı edebiyatı neymiş göstermişti şahsıma.
    1 ...
  26. © 2026 uludağ sözlük