acı duymak

entry4 galeri
    2.
  1. (...) -işte o şöminede ayağı tutuşan adam misali. Belki on yerde yazmış, yüz defa anlatımışımdır, "ıstırabı kalmadı", ıstırabını duymuyorsun diye... Kaybettiğimiz hiçbir şeyin acısını duymuyorsun. (islâmî değerler kastediliyor) Ama şurada bin lira kaybetsen, on gün kendine gelemiyor, on yıl sonra bile hatırlıyorsun... Kasıt anlaşılmıyor, anlata-biliyor muyum? Acı duymak ne büyük nimet; Kurtuluşuna vesile... Bir süre sonra "kaybolunanın ne olduğu şuuru?" da kalmayınca... О. "cinnet, vahşet" hadiseleri oluyor, haberlerini duyunca da; “ya böyle bir vahşet nasıl olabiliyor" filan diye şaşırıyorsun... "insanı” yaşatan, besleyen bütün "değerleri" yok ettikten sonra, değil miinsan ruhunu yaralayan, sakatlayan, öldüren ne kadar şey varsa, hepsini ardına kadar açmışsın; "kazan da nasıl kazanıyorsan kazan, yaşa da nasıl keyf alıyorsan" filân tarzında, bütün islamî, içtimaî müeyyideleri, "demokrasi" bilmem ne diye berhåva edip yele veren sensin... Niye hayret ediyorsun ki! işte "insan" çürüyor, "toplum" çürüyor umursa-miyorsun... Sonra da o "çürümüş-lük" içinde, kendine de bir yer ara-maya başlıyorsun... Koftiden "aydın" için diyorum... (Şimdi, bunu duyar duymaz, kendi "koftiden bile olamamış" hâline bakma-an, güya -"benden taraf (!) olarak, ona buna şarlamaya kalkanların durumunu, daha önce anlattım... Bunun "olmaya davet" kısmını görüp anlayacağı yerde... Anlatabildim mi?..)

    şükrü sak
    1 ...