Yalnızca gold premium yoksulların bileceği bir durumdur. Kafa dişlerinden biri aniden ağrımaya başlayınca, hemen dişçiye gidip tedavi olmak yerine bir süre ağzın diğer tarafıyla yemekleri çiğneme işidir.
Aklımın almadığı durumdur. Bir insanın iş çıkışı saatlerinde toplu taşımada ter kokmasına malesef anlaşılabilir bir durum. Ülkemizde deodorant kullanımı kültürel olarak toplumun her kesiminde oturmuş bir alışkanlık değil. Ama daha sabah saatlerinde bir insan nasıl zehir gibi ter kokar. Böyle kokmak için bir gün önceden terlemiş ve kokmaya başlamış olmak, gece eve gelince de yıkanmadan porsuk gibi uyumak gerekir diye düşünüyorum. Eşiniz dostunuz uyarmıyor mu sizi? Yağmurdan yağmura mı yıkanıyorsunuz a insanlar?
Bir takım dandik üçüncü nesil kahveci açmış ve geçimin dahi sağlayamamış kitle başlığın altına doluşmuş. Çay örneğinin, bir kafenin en ucuz ve en basit ürününün dahi maliyetinin onlarca katına satıldığını vurgulamak için verildiğini, aynı kafede diğer içecek türlerinin (bir örnek daha isterseniz sade soda gibi doğrudan tüketime hazır bir ürünün dahi en az 10 katına satılması sizin için açıklayıcı olur umarım). çok daha pahalıya satıldığını kar marjının ne seviyede olduğunu biliyordur. Bu küçük esnaf tayfa başlamışlar suyun, gazın, tüpün maliyetini hesaplamaya. Bu kafelerin dandik yanık amerikanoları 300 TL'ye satıyor olması sizin için cazipse içmeye devam edebilirsiniz. Şehrin merkezinde soluklanıyormuş... Çöp. Ayrıca durum dediğiniz kadar vahimse, ürünlerin üzerine haksızca kar payı konulmuyorsa bu kafeler hala nasıl işliyor? Önlerinde sahiplerinin 5 milyonluk arabalarını belediye mi dağıtıyor? Bırakın küçük burjuvacılık oynamayı. Öğrencilik yıllarımda bolca bu kafelerin işleme mantığını gözlemleme fırsatı buldum. iyi örnekleri tenzih ediyorum. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Bir kafenin çalışanına sigorta yapması için o işçinin hatrı sayılır bir süredir (1-2 yıl) o kafede çalışıyor olması lazım ki patronu sigorta yapmaya layık görsün. Zaten 1-2 ayda bir garsonu, ustası, temizlikçisi değişir bu işletmelerin. Kimse uzun süreler o şartlarda çalışamaz. Çalışanlarına asgari ücretten öteye gitmeyen bir maaşla (bazı yerlerde asgari bile değil) günde 10 saati aşan mesailer yaptırarak ucuz iş gücünü daha da verimli hale getirirler. Çalışanlara yan hakların "y" sini dahi sağlanmaz. neo-kölelik düzeni. Çok ortalama üstü bir işletme değilse, ürünleri genelde toptancıların en ucuz ürünlerinden alınır. Müşteri su istediğinde masaya gelen su sırmanın cam şişesidir ama kahvenin yanında gelen bir yudum su musluktan doldurulur. Hele kahvaltı hizmeti veriliyorsa, müşteriden arta kalan ve üzerinde yenme izi olmayan (zeytin, bal, peynir, reçel gibi) ürünler tekrar satılmak üzere dolaba kaldırılır. (gözlerimle şahit oldum). Üstelik kafe işletmenin zorluklarından bahsetmişken, öğrenciyken çalıştığım kafelerden en kötüsünden biraz bahsedeyim. Kıç kadar bir dükkan, patron dükkana 3 günde bir kasadaki parayı almak için uğruyor. Ustalar ve personel müşterilere karşı kaba-saba, öğlen yemeklerini personel saçma bir şekilde hep birlikte yapıyor. Müşteri gelirse bekliyor. Sipariş gelmesin diye telefonlar açık bırakılıyor ki meşgul çalsın. Yemek sepeti vs meşgule alınıyor. Kasiyerinin kasadan para çaldığı teyitli. (Gündüzcüler, misalen 5000 tl cashle akşamcılara devrediyor kasayı, ertesi gün kasayı 4500 tl olarak devralıyor. Akşam hiçbirşey satmasa dahi 500 tl eksi gibi düşünebilirsiniz.) Mutfakta, kırgız mırgız, çoluk çocuk çalıştırılıyor. maaştan ve sigortadan kurtulma yolu. Bir işçi işten çıkartılsa işçilik alacaklarını ödemek akıllarının ucundan dahi geçmiyor. Mutfağın detaylarına girmicem sadece şunu bilin çay bardakları yıkanmıyor sadece suyla durulanıyor. Bu işletme bile tıkır tıkır işliyordu, batmıyordu. Yani kendinize fazla anlam yüklemeyin. O yüzden işlettiğiniz 20 masalı kafelerinizi, Michellin yıldızlı restoran yönetiyor gibi pazarlamayın. Çok konuşmayın, iki de çay getirin.
Soğuk havalarda, normalde ayağınız ayakkabının içinde inceden üşürken, ufak ama ani bir ısı değişimi ile ayakların terlemesi üzerine üşümenizi katlanarak artmasına sebep olan durumdur. Kuru ayaklarınızın ısınmak için en azından bir umudu varken. Bu olay vuku bulduğunda, eve gidene dek üşüyeceğiniz garanti altına alınır. Eve gidildiğinde ayaklar buruşmuş ve bembeyaz olmuş halde çoraptan sıyrılır.
14.02.2024 tarihi itibari ile uygulamaya geçen politikadır. Pegasus hayayolları, yurtdışı ve Kıbrıs uçuşlarında kabin bagajını(kafanın üstündeki bagaj) ücretli hale getirmistir. Ücret ödemeyenler ise bir adet koltuğun altına sığacak boyutta çanta getirme hakkına sahipmiş. Şirket, ölçüleri 40x30x15cm boyutlarında max 3 kg olarak belirlemiş. Söylemlere göre ölçüler pek de kontrol edilmiyormuş. Ancak ilk kez yurtdışı seyahatine çıkacak biri olarak gerilmemek elde değil.
Aşırı rahatsız edici olan tavırlardır. Programa katılan konukların öncelikle katılmak zorunda olmadıklarını, sonrasında ise istemedikleri hiçbir soruya cevap vermek zorunda olmadıklarını bilmesi gerekir. Başlarda ilgiyle izlediğim bu kadının programı zamanla insanlara karşı ne kadar kaba olduğunu görmemle soğumama sebep olmuştur. insanları aşağılıyor, milyonlarca insanın önünde ifşalıyor, suçluyor, yeri geliyor aşağılıyor. Hiçbir yetkisi olmadığı halde tüm bunları elini kolunu sallayarak yapması ilginçtir.
Şaşkınlık içerisinde izlenen yayınlardır. Ajdar'ın sözde ülke başkanlarıyla, yabancı milyarderlerle Türkçe sohbet ettiği yayınlardır. Ajdar'ın o kişileri gerçekten ülke başkanı ya da gerçek milyarderler mi sandığı yoksa dümenin farkın olup para kazanmak için mi salağa yattığı merak konusudur. Küfrün su alıp aktığı, Ajdar'ın aşağılandığı ilginç yayınlardır. Bir kez tarafımca da gerçekte karşılaşılmış durumdur. Cevahir'in arka alanında Ajdar kulağında kulaklık telefona doğru, benim paramı verin diye küfürler yağdırıp ortamdan hızla uzaklaştığı olaydır. Bu anları video kaydına almayı düşündüm ama cesaret edemedim. Malum şahsın akli dengesi yerinde olmadığı için tedirginlik yaratmıştır. Alihan kadar cesaretli değilmişiz.
Pek çok yazarın ilgisini çekmese de bu motorun kullanıcısı olarak internette hakkında hiçbir bilgi bulunmayan motordur. Bu kaynağı oluşturmak bize nasipmiş. Ülkemizde 2011'e kadar modelleri bulunan cross motosikletidir. Görüldüğü anda kaçılması gerekir. Satsanız satılmaz. Binseniz binilmez. Titreşimden çişiniz gelir. Sürekli arıza verir.
Bolu'da gerçekleşen olaydır. 70 yaşındaki moruk bir parkın tuvaletindeki çocukları kapı deliğinden dikizleyip kendisine dokunurken görüntülenip tutuklanmış. Ardından ise serbest bırakılmıştır.
Edit:link yenilendi
Her insanin en az bir dizi bildiği konulardır.
Yöre komedisi,
Yöre romantizmi,
Köylü ile şehirlinin aşkı,
Zengin ile fakirin aşkı,
Babası cahil kalabalık aile komedisi,
Laz mafya babalı aksiyon,
Kolejli ve meslek liseli çocukların rekabeti.
Sözlüğe ilk üye olduğumda -ki 8 9 yıl öncesine tekabül eder- uludağ sözlük ve yazarları gayet elit insanlardı. Entryler zekiceydi, trolller bile trollügünü adabıyla yapardı, akpli sayısı yok denecek kadar azdı. Modlar en ufak şikâyeti bile ciddiye alır, hakaret içeren paylaşımların sahiplerini banlardı. Şimdi ise geldiğimiz durum inci sözlük.
Her röportajda dile getirdikleri durumdur. "Yıllardır oy verdik, artık ölsem oy vermem." diye başlayan röportajda doğru yolu bulmuşlar derken akabinde "beraber yürüyorduk bu yollarda. Bizle yürüyenler yürüdü büyüdü biz böyle kaldık." demeleriyle aslında akpye değil akpnin diğer akplileri haksızca zengin edip kendilerini yine haksızca zengin etmemesidir. Yine bir röportajda "tamam kadrolaşalım ama hep belli bir kesim kazanıyor biz hiçbir şey göremedik" demeleri yolsuzluklarının ve hak yemeyi ne kadar normal gördüklerinin göstergesidir.
Sözlüğün eski tadının ve kitlesinin kaçtığına yönelik bir yakarıştır. Ne troller eskisi kadar troll, ne de sağlam yazarlar iş başında. Sözlüğün tadı tuzu nokta atışı tespit entrylerinden eser yok. yazıktır.
Kendime sorduğm sorudur. Yeterli sayı ve mizah seviyesine sahibiz, troll desen avuç avuç. Aogdaki organizelik aktiflik adminlerin uyelerle dialog halinde olması burada neden yok sorusudur? Uludağ sözlük neden emekli maaşı kuyruğu gibi?
Aradığım kulüplerdir. Malumunuz motosiklet kullananlar ne kadar eglenceli bir şey olduğunu bilir. Bir de bunu grup halinde yapmak çok daha eğlenceli hale getiriyor. Bilgisi olan arkadaşlar varsa yazmaları müthüş olur.
Benimdir. Bayramda çalıştığım işletme kapalı 3 gün de olsa bauram yoğunluğu yasayan biryerde çalısmak istiyorum. Normalde kuryeyim ama her işi olur yani 3-4 günlüğüne.
Şiddetle önerdiğim düzenlemedir. 10 entry giren 2 hafta sonra yazar oluyor. Ve yeni gelen yazarların çoğunluğu ne yazık ki ya ağır troll ya da sözlüğün formatından bile bihaber kişiler oluyor. Açılan başlıkların kalitesizliği gozler önünde. Yazar alırken cok daha seçici olunması gerektiğini hatta mevcut yazarlardan aşırı vasıfsız olanlarının silik yemesi gerektiğini düşünüyorum. Açılan başlıkların denetimi de düzgün yapılmiyor. Adam "am am am am..." diye başlık açabiliyor. Sana sesleniyorum eyyyy moderatör! Sen kimsin ya? (Zall hariç).
Artılamaktır. Entrylerini beğenmektir. O yazarın gerek ataturke, gerek dine, gerek ideolojilere, gerekse sokakta kendi halinde herhangi bir kadının namusuna dil uzatması, yani kutsallara hakeret yağdırması eksilenmek icin. Siz onlara istediklerini vermeyin. Evet bir sure bu sacma sapan ideolojilerin bu kadar artilanmasi size desteklendigini dusundurecektir ancak zamanlad trolluk akımını da bitirecektir.
Tüm yazarlardan beklentimdir. Başlık açarken, entry girerken biraz özgün, kaliteli mizah yapmaya gayret gösterin. Yil olmus 2017 hala mizah seviyesi yerlerde, ideolojiler sacma sapan argümanlarla destekleniyor. Lütfen biraz özen gösterelim. Sonra diyorlar ki ekşi>ulu.
Atatürk sevmeyenlerin, neye laf salladığının bile farkında olmayanların "atatürk olmasaydı nasıl bir yerde yaşardım" sorusuna cevap bulabilecekleri bir ülkeye yollama isteğidir. Kapıyı da üstlerine kitleyeceksin, yesinler birbirilerini.