Bir takım dandik üçüncü nesil kahveci açmış ve geçimin dahi sağlayamamış kitle başlığın altına doluşmuş. Çay örneğinin, bir kafenin en ucuz ve en basit ürününün dahi maliyetinin onlarca katına satıldığını vurgulamak için verildiğini, aynı kafede diğer içecek türlerinin (bir örnek daha isterseniz sade soda gibi doğrudan tüketime hazır bir ürünün dahi en az 10 katına satılması sizin için açıklayıcı olur umarım). çok daha pahalıya satıldığını kar marjının ne seviyede olduğunu biliyordur. Bu küçük esnaf tayfa başlamışlar suyun, gazın, tüpün maliyetini hesaplamaya. Bu kafelerin dandik yanık amerikanoları 300 TL'ye satıyor olması sizin için cazipse içmeye devam edebilirsiniz. Şehrin merkezinde soluklanıyormuş... Çöp. Ayrıca durum dediğiniz kadar vahimse, ürünlerin üzerine haksızca kar payı konulmuyorsa bu kafeler hala nasıl işliyor? Önlerinde sahiplerinin 5 milyonluk arabalarını belediye mi dağıtıyor? Bırakın küçük burjuvacılık oynamayı. Öğrencilik yıllarımda bolca bu kafelerin işleme mantığını gözlemleme fırsatı buldum. iyi örnekleri tenzih ediyorum. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Bir kafenin çalışanına sigorta yapması için o işçinin hatrı sayılır bir süredir (1-2 yıl) o kafede çalışıyor olması lazım ki patronu sigorta yapmaya layık görsün. Zaten 1-2 ayda bir garsonu, ustası, temizlikçisi değişir bu işletmelerin. Kimse uzun süreler o şartlarda çalışamaz. Çalışanlarına asgari ücretten öteye gitmeyen bir maaşla (bazı yerlerde asgari bile değil) günde 10 saati aşan mesailer yaptırarak ucuz iş gücünü daha da verimli hale getirirler. Çalışanlara yan hakların "y" sini dahi sağlanmaz. neo-kölelik düzeni. Çok ortalama üstü bir işletme değilse, ürünleri genelde toptancıların en ucuz ürünlerinden alınır. Müşteri su istediğinde masaya gelen su sırmanın cam şişesidir ama kahvenin yanında gelen bir yudum su musluktan doldurulur. Hele kahvaltı hizmeti veriliyorsa, müşteriden arta kalan ve üzerinde yenme izi olmayan (zeytin, bal, peynir, reçel gibi) ürünler tekrar satılmak üzere dolaba kaldırılır. (gözlerimle şahit oldum). Üstelik kafe işletmenin zorluklarından bahsetmişken, öğrenciyken çalıştığım kafelerden en kötüsünden biraz bahsedeyim. Kıç kadar bir dükkan, patron dükkana 3 günde bir kasadaki parayı almak için uğruyor. Ustalar ve personel müşterilere karşı kaba-saba, öğlen yemeklerini personel saçma bir şekilde hep birlikte yapıyor. Müşteri gelirse bekliyor. Sipariş gelmesin diye telefonlar açık bırakılıyor ki meşgul çalsın. Yemek sepeti vs meşgule alınıyor. Kasiyerinin kasadan para çaldığı teyitli. (Gündüzcüler, misalen 5000 tl cashle akşamcılara devrediyor kasayı, ertesi gün kasayı 4500 tl olarak devralıyor. Akşam hiçbirşey satmasa dahi 500 tl eksi gibi düşünebilirsiniz.) Mutfakta, kırgız mırgız, çoluk çocuk çalıştırılıyor. maaştan ve sigortadan kurtulma yolu. Bir işçi işten çıkartılsa işçilik alacaklarını ödemek akıllarının ucundan dahi geçmiyor. Mutfağın detaylarına girmicem sadece şunu bilin çay bardakları yıkanmıyor sadece suyla durulanıyor. Bu işletme bile tıkır tıkır işliyordu, batmıyordu. Yani kendinize fazla anlam yüklemeyin. O yüzden işlettiğiniz 20 masalı kafelerinizi, Michellin yıldızlı restoran yönetiyor gibi pazarlamayın. Çok konuşmayın, iki de çay getirin.