Yaşlandıkça elden ayaktan düşmesine sevindiğim tek kişi olabilir. Gücü kuvveti yerindeyken onlarca insana eziyet etmiştir. Ah almıştır. Programına gelen insanları aşağılamak, örselemek, halkın önüne atmak... Her türlü maymunluğu yapan bu adam güç zehirlenmesinin vücut bulmuş halidir. Özellikle Ceza'nın katılıdığı programda genç Ceza'nın önceki programla aynı tshirtü giymesi ve ucuz kıyafetler giyiyor olması sebebiyle "ne fakir oglansın başka kıyafetin yok mu " gibi hadsiz eleştirilerde bulunduğu bölüm nefret sebebidir. Mağarada doğan biri için oldukça iddialı bir söylemdir.
Yağmurlu havada evden çıkmak, bir yere yetişmek zorunda olmayan insandır. Yazın memleketteki dağ evimizde yağmur yapmasına bayılıyorken; çalışmak zorunda olduğum aylarda istanbulda hele ki iş çıkış saatlerinde yağmur yağmasından nefret etmenin sebebi budur.
Her inluencer kadın aynı olmamakla birlikte, birçok influencer kadının eşi için zor bir durumdur. Dünyada cehennemi yaşamak da denebilir. Ülkemizde maalesef biraz ünlenmek için biraz vücudunuzu göstermeniz gerekiyor. Daha doğru tabirle kısayoldan influencer olmanın yolu maalesef bu.
instagramda dolaşırken arada yeni influencer olmaya çalışan hesaplar karşınıza çıkmaktadır. Bu profillere girdiğinizde toplam 10-12 video olduğunu görürsünüz. ilk 9-10 videoda ablamız gayet normal bir video çekmektedir ve videolar 10.000 dahi izlenmemektedir. Sonra ablamız yılmış olacak ki 11. videoda kameraya biraz arkasını dönerek (farkında değilmiş gibi, sanki o videoyu paylaşmadan önce izlememiş gibi) amiyane tabirle vücudunu ön plana çıkararak bir video çeker. Görürsünüz ki 11. ve 12. videolar ilk videoların aksine 300.000-500.000 izlenmiş. Zaten sizin önünüze düşen videosu da o çook izlenen videosu olur. Anlarsınız ki abla 9-6 çalışmaktan yorulmuş ve ünlü olmak için her tuşa basmaya karar vermiştir. Elbette seçimine saygı duyulacaktır. Ama o ablanın eşi olmak ister miydim? Hiç sanmıyorum.
Hiçbir konuda hiçbir şekilde gelişememektelerdir. Arap kültürünü, islam sanmalarından sebep sürekli saçma bir "ahlak" duvarına takılmaktan burunlarının ucunu görememektelerdir.
Otel tatili yapacaksanız başlamadan bitebilecek tatildir. Birçok otel sadece erkeklerden oluşan grupları otellerine kabul etmemektedir. Zamanında bu sebepten az mı savaşlar verilmiştir ötellerle?
Testislerin genel olarak konforsuz bir organ olduğu açıktır.(Yine de Allah yokluğunu göstermesin) Hele yaz aylarında uyumaya çalışırken başa bela olmaktadır.
Pastadan çok gofretimsi bir kurabiyeye daha çok benzeyen, pasta denmesinin pastanelerde satılan "şekerli kuru pastalara" benziyor oluşundan kaynaklandığını düşündüğüm yemek. Çocukluğu Giresun'da geçen Giresunlular bu pastayı garip bir şekilde sevmektedir. Bunu nispeten yoksul geçen çocukluk yıllarında yiyebildikleri tek tatlı şey olmasına bağlıyorum. Eminim o yıllarda eti karam diye birşey olsa adını bile bilmezdik bu yemeğin. Ayrıca neo-giresunluların pek de beğenmediği yemektir.
Elbette tek tük bakacak kadın vardır. Ama bütün kız arkadaşlarım en gelenekçiden -sözde- en idealistine iş ciddi ilişkilere gelince, öncelikle maddi sonrasında da hayattaki statüsüne bakarak kendi statüsünün üstünde erkekleri arıyor. Hatta şöyle söyleyeyim bazı arkadaşlarım flörtlerinin -onlara göre- yetersiz bulduğu yönlerini anlatırken içimden, "ya senin statün ne ki? ortalama bir maaşla ortalama bir hayat sürüyorsun, entelektüel hiçbir yanın yok. En son kitabını 5 yıl önce okumuşsun. konuştuğun adama sen ne verebilirsin?" demek geçiyor. Açık konuşmak gerekirse bazılarına çok üstü kapalı ima edince "e ben güzelim" minvalinde sığlıktan boğulduğum cevaplar alıyorum. Erkekten tüm statü beklentilerinin karşılığında kendini güzel sanan kadının sunabilecekleri tam liste:
* -Genellikle- makyaj yapmadığında bir boka benzemeyen sıfat,
* Sivilce izli kara kuru bir cilt,
* Anoreksiya yakınlarında bir vücut (kendini fit sanma cılızsın) ya da
* Minimum %23 yağ oranı (memen/kalçam büyük diye geçinebilir hayır sen obezsin)
* Ölü balık kokulu x
* Hayata karşı farkındalık seviyesinin epey düşük olduğunu ortaya koyan bir sohbet
Anlayacağınız kendisi bomboş bir insan olmasına rağmen erkekten yüksek statü bekleyen kadınların hadlerinin ekseriyetle bildirilmesini hemcinslerimden talep ediyorum. Hiçbir halt olmayan kadınların egosunu şişirmeyin.
Statüsüne göre durumu farklı değerlendirmesi gereken erkek yaşıdır. Otuz yaşında ama bitik biriyse, özellikle maddi yönden zayıfsa, kendine iyi bakmıyorsa, iyi giyinemiyorsa vs. geçmiş olsun. birkaç yıl içinde sapkınlığa evrilmesi çok muhtemeldir. Bu halde ki erkeğin tek tük konuştuğu kişi olur onlar da elinde olan minicik imkanları sömürüp çocuğu salarlar. Bilinmelidir ki bunu yapan kadınlar bile en düşük statüye sahip kadınlardır(-O kız paramızı yedi kanzi).
Ancak özellikle maddi gücü yerinde, sonrasında fiziksel olarak bakımlı iyi durumda olan otuz yaşındaki erkek için durum bambaşkadır. 20-29 yaş aralığındaki kadınlar için altın çilek konumundadır. Statü, varlık, imkanlar hat safhada ise prime dönemindeki kadınlarla bolllca şansı olacak erkektir.
Bu başlık beni derinden yaraladı. Kendi deneyimimi anlatayım. Genel olarak acıyla mücadele edebilen birisiyimdir.
Kedim Ais'ın (ays) öldüğü gün hayatımdaki en kötü günlerden biriydi. Rezalet bir gün geçirdim. Ama kötü duyguları üstümden atmanın yolunu biliyorum. Başka şeylerle meşgul olmak! Çocukluk arkadaşlarım sağ olsun toplanmışlar benim için birinin evindeyiz. Bilgisayarda takılıyoruz falan. Bir arkadaşımız da uyuyor ama 1-2 saat içinde işe gidecek, bu bilgi önemli. Biz böyle bilgisayar oynarken aklıma uyuyan arkadaşın işe gidip gitmediği takıldı. (Kedisi olanlar bilir, bu uzaylılar sürekli evde serseri serbest dolandıkları için refleks olarak bir gözünüz kedinin üstünde olur. Bir saat ortada yoksa bir tur atar bakarsınız nerede diye) Neyse, arkadaşın işe gidip gitmediğini sorayım derken içeriye doğru yanlışlıkla şu şekilde seslendim:
" - Ais gitti mi kanka?" ...
Derin bir sessizlikle arkadaşım odadan yanıma geldi, yüzünde buruk bir gülüş. Ağzından şu kelimeler döküldü:
Şimdi üzülme durumu bende 1-2 hafta sürmüştü. 1 ay kadar "Evde kedi var" refleksleriniz sürüyor ve bu refleksler size kedinizin öldüğünü hatırlatıyor. Dışarıdan gelince kapının arasından çıkmasın diye kapıyı dikkatle açarken, evde göremeyince gelsin diye boş bulunup seslenince, mama saati geldi düşüncesi aklınıza gelince kedinizin öldüğünü hatırlıyorsunuz. Bu en az 1 ay sürüyor.
Kadının statüsüne göre değişir. Aynısı erkek için de geçerli olacaktır. Ama kendi hayat tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki genelde otuzlu yaşlarda prime dönemleri geride kalan ablalarımız, evlenilecek birini bulma arayışlarını yoğunlaştırır.
Türk toplumunu en az 30 yıl geriye götüren dizidir. Dizinin yapımcıları ve oyuncuları " aslında dizinin verdiği mesaj uyuşturucuya, illegal işlere bulaşan herkes hikayenin sonunda ölür." gibi söylemlerde bulunsalar da işin gerçeği hiç de öyle değildir. Dizi birçok 14-20 yaş aralığındaki çocuğu çete olma fikriyle zehirlemiştir. Bu durum hem suç oranını yükseltip halkın güvenliğini tehlikeye atmıştır, hem de ergen çocukları suça teşvik etmiştir.
Üzerine kumpas kurulmaya çalışılan kulüp başkanı. Her şey o kadar alenidir ki Fenerbahçede işler yolunda gitmeye başlayınca, bir anda başkanının özel hayatına dair sohbetler basına servis edilmeye başlanmış, profesyonel yüzücü ve hayatını sporla geçiren birine kokainman iftiraları atılmaya başlamıştır. Fenerbahçe'ye ikinci Fetö operasyonu çekilmeye çalışılmaktadır. Tek doğru olabilecek husus g*tçülüğüdür. O da erkekliğin şanındandır. Güzel gözlüm...
Asansör aynasında güzel fotoğraf çekmeyi nasıl başardıklarını anlayamadığım insanlardır. Biz ne zaman denesek ya kafamız kocaman çıkar, ya boyumuz bodur gibi çıkar.