Bir süre önce yüzme takımı başkanlığı yaptım. Bir yüzücümün aya ilgisini fark ettim, diğerini edemedim. Kaleci mi yüzücü mü ne. Hikaye, kitap, kedi, deli.
Bunun gibi kaç tane anne baba var. Ya da kaç milyon. Herkes çocuğunu yüksek maaşlı işleri kazansın diye okula gönderiyor. Onun için müfredat, ders saati kimsenin umurunda drğil. Cıvık 3 sene önce sınavda tuvalete gitti diye üniversite sınavı iptal oldu yine de bir şey demedik.
Şimdi sorunun kaynağına inmemiz gerekiyor. Neden böyle bir durum var. Düzgün bir iletişim olmadığı için her şey mümkün. Birgün bir gazete haberiyle sarsılmak mümkün. Onlar da (sorunu yaratanlar) bunu bildiği için buradan ilerliyor. Hem de hergün. Bu ani sürprize karşı savunmasız kalınca, insan kendini güvende hissetmek istiyor. Onun için böyle bir durum var. Bunun çözümü ise takvim ve iletişim sorunlarını çözmek.
Şimdi burada herkes hata yapıyor deniliyor da. Bu çevreye dil uzatan herkese bir şekilde çarptım. Ben de hatam varsa düzeltirim. Daha rahat, daha az stres.
Şimdi bu iletişim sorunu 3 günde düzelmez. En kısa sürede yapılabilecek şey bir sürpriz olmayacağına ikna etmek.
Zenginlerin eğlenmesine karşı değilim, aksine bir daha gelmeyecek bir gençlik keyifli geçsin diyorum sık sık. Ben kıskanmıyorum anlamında dedim. Diyorlar ya hep kimler sayende servetine servet kattı diye. Katsın. Benim hoşuma gidiyor ve çoğunun daha çok kazanması için uğraşıyorum. Onlar da işini gücünü bırakıp benimle ilgileniyor.
Tüm doktorların ileri düzeyde iyileştin dediği bir durum var. Hastalığın ilk yıllarında huzurlu geçirdiğim dakikaları sayardım. 8 saat uyku desek, toplamda yarım saat etmezdi mutlu geçirdiğim süre. Çok zordu.
Albert einstein birgün koşa koşa öğretmeninin annesine yazdığı notu getirmiş. Annesi gözyaşları içerisinde okumuş: "çocuğunuz çok zeki, ona eğitim verme imkanımız yok."
Sonra einstein dahi bir bilim adamı olmuş. Annesi ölünce sandığını açmış ve çocukken öğretmeninin yazdığı notu bulmuş: "çocuğunuz bir aptal, lütfen onu okuldan alın."
Einstein saatlerce ağlamış ve Annesi için aptalı dahi yapan kadın demiş.
Aşkından çıldırma noktasına gelse de, ancak umursamaz görünürse çevresini ikna edebileceğini düşünüyor. Peki ulaşacağın sonuç, tam olarak düşlediğin şey mi?
iki mahalleden, özellikle kendi mahallemi evlisiyle bekarıyla boydan boya kendime aşık etmem, özellikle kökü eski hasta yıllara dayanan şüphe ve endişeleri bitirdi. Öyle ki bize sevdalanmayan artık garip karşılanır oldu.
Bu bir işe yarar mı? Aşk hayatında bir işe yaramaz. Ama hastalık dönemi iddiaları biraz doğru biraz yanlış olsa bile, son 3 yılda sevdanın bende olmadığı, bana karşı olduğu, benim ise hem edep hem de sevgiye sadakat bağlamında cevap vermeyi doğru bulmadığım ortaya çıktı.
Şimdi geldik asıl mesele olan istanbula. Bakalım yılın ikinci yarısında bizi neler bekliyor?
iki insan ne kadar farklı olabilirse o kadar farklıydık. Yeğenimden 2-3 yaş byüktü. inancı farklı, zenginden de zengin, içkiden nefret eden bana karşı şarabı seven ve daha bir sürü şey. Sanırım o da sigaradan nefret ediyor. Ben ise her gün ona aşık.
Togg iyileşmeni biz istedik diyor da burada haklılık payı büyük. Ağır hastalıklar istemişler de ikna edememişler. Enerji de zamanla düzelir ise iyi olacak.
Bir tane şair varmış. Her akşam şiir yazıyormuş. Sonra bir yaşlı gelip demiş ki, çapkınlık yapmak istersen önce kendini kabul ettir sonra da şunu yap demiş. Bizimki cevap vermiş: hiçbir zaman böyle bir şey olmayacak.
Sana makyajsız çol güzel değilsin diyecekler. Sen de sizi ilgilendirmez sevdiceğim düşünsün, o beni sevmiyor tapıyor, geleceğim günü bekliyor diyeceksin.