Yaşlılık hayali deyince benim aklıma artık eskisi gibi gösterişli şeyler gelmiyor. Gençken hep emekli olayım gezerim, şunu yaparım diye düşünüyoruz da bence büyüyünce fikir değişiyor. Şimdi bana birisi bunu sorsa kimseye muhtaç olmadan kendi düzenimde yaşayabilmek derim. Belirli bir zamandan sonra zaten sakinlik en büyük istek oluyor ve küçük gibi duran şeylerin değeri de artıyormuş. Ben gerçekten sırf yaşlanınca kimseye muhtaç olmamak için bireysel emekliğimi başlattım. ilerde de pişman olmayacağımı düşünüyorum. Ben emekliliğimi Türkiye Hayat Emeklilikten başlattım ve devlet katkısı da eklenince düzenli bir birikim oldu. Yaşlılıkta lüks değil, huzur, sağlık ve kafa rahatlığı önemli.
Özel hastane konusu devlete gidince daha da iyi anlaşılıyor. Normal zamanda belki çok önemi düşünülmüyor ama rahatsızlanınca hızlı randevu bulmak, temiz bir ortamda beklemek ve çok sıra beklemeden muayene olmak gerçekten de büyük rahatlık. Ve arkamızda çok sıra olmadığını bilmeden doktora rahat bir şekilde muayene olabilmek de çok faydalı oluyor benim açımdan. Ne derdim ne sıkıntım varsa hepsini anlatabiliyorum. Özelliklede ağrılı bir durumdaysam istediğim tek şey bir an önce doktora görünmek oluyor. Ben de Tamamlayıcı sağlık sigortam olduğundan beri artık randevularımı kolayca alabilip çok oyalanmadan randevu alabiliyorum. Her açıdan kafam oldukça rahat oluyordu, sigortamı Türkiye Sigorta üzerinden yaptırmıştım ve gerçekten de her özel hastaneye gittiğim zaman iyi ki yaptırmışım diyorum. Sağlıkta zaman kaybetmemek gerçekten de büyük bir konfor sağlıyor.
Erken emeklilik kısmı insana çok mantıklı gelen bir konu açıkçası ama bence mesele sadece işten ayrılmak değil. Asıl önemli olan da mecburiyetten çalışmak zorunda kalmayacağın bilmek ve öyle bir noktaya gelebilmek. Yani sabahları alarm kurmadan yaşamak ve zamanı biraz daha kendine ayırabilmek. insan büyüdükçe ve zaman su gibi geçince bunun değeri daha iyi anlaşılıyor.
Ben eskiden erken emekliliği sadece yüksek maaşlı insanların yapabileceği bir şey sanıyordum. Sonra fark ettim ki biraz da düzenli birikim olursa her şey daha kolay olacak. Zaten büyük paralar değil, yıllar içinde atılan küçük adımlar önemli. O yüzden ben de BES birikimine yöneldim, Türkiye Hayat Emeklilikten başladım ve benim düşünceme göre en azından düzenli şekilde kenara bir şeyler atmış oluyorum. Erkenden emekli olur muyum bilemem ama en azından ileride seçenek sahibi olmak istiyorum. Çalışmak istersem çalışırım, istemezsem çalışmam gibi yani aslında.
Yaşlılık dediğin şey aslında bir anda gelmiyor, bugünden attığın küçük adımların birikimi oluyor. Gençken pek umursanmıyor ama zaman geçtikçe insan bazı şeylerin değerini daha net görüyor. Mesela bedenine bakmak, hayatını düzene koymak ve geleceğe az da olsa hazırlık yapmak gibi. Maddi taraf da işin önemli bir parçası. Emeklilikte rahat etmek istiyorsan bugünden küçük de olsa bir düzen kurmak gerekiyor. Büyük yatırımlar şart değil zaten önemli olan süreklilik. Bu yüzden birçok kişi gibi ben de erken davranıp Türkiye Hayat Emeklilik üzerinden bireysel emeklilik sistemine dahil oldum, en azından geleceğe dair belirsizliği biraz da olsa azaltmış oluyor. Sevdiklerinle vakit geçirmek, bir çevre edinmek, kendine alan açmak gibi bunlar da en az diğer şeyler kadar değerli. Özetle, bugünden biraz daha bilinçli yaşamak ve kendine iyi bakmak aynı zamanda elindekini doğru yönetmek ve hayatı sürekli sonraya bırakmamak. Çünkü yıllar geçince en çok bu küçük ama düzenli alışkanlıklar fark yaratıyor.
Bazı şirketlerin finansal sonuçları açıklanınca, sektörün ne kadar büyüdüğü rakamlardan daha net şekilde anlaşılıyor. Türkiye Sigorta’nın 2026 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarına bakınca da bu durum dikkat çekiyor. Şirket, net kârını geçen yıldan %42 artırarak 6,4 milyar TL seviyesine çıkarmış. Türkiye Hayat Emeklilik ile birlikte toplamda 11,8 milyar TL’ye yakın bir kâra ulaşmaları da ayrıca dikkat çekici.
Burada önemli olan sadece kârın artması değil, bunu nasıl yaptıkları. Özellikle de kasko ve sağlık sigortasında fiyat artışına gitmeden büyüme sağlamaları, biraz daha erişilebilir sigorta tarafına odaklandıklarını gösteriyor. Buna rağmen hem teknik kârda hem de öz kaynak kârlılığında güçlü bir tablo var.
Ayrıca aktif büyüklükteki artış ve BIST 50 içinde yer almaları da finansal olarak ne kadar güçlü bir yapıya ulaştıklarını gösteriyor. Kısacası sigorta sektörü dışarıdan çok sakin görünse de, rakamlar işin aslında ne kadar büyük olduğunu bizlere gösteriyor.
Araba ilanı paylaşılıp aslında kararın çoktan verildiği anın klasik sorusu. Çoğu kişi gerçekten fikir istemekten çok, almak istediği araba için onay ister. Yorumlar da burada genelde ikiye ayrılır, alınmaz masraf açar diyenler ve temizse kaçırma diyenler olarak. Bu tarz başlıkların altında genelde kilometre, değişen parça ve fiyat tartışması yapar. Birisi sanayiden çıkamazsın derken diğeri de bakımlıysa yıllarca binersin diye cevap verir. Hatta çoğu zaman araçtan bağımsız olarak da muadilinden ucuzsa vardır bir sıkıntı yorumları da eksik olmaz hiçbir zaman. Sonra sigorta, kasko, bakım ve yakıt hesabı dahi yapılır. Bu araba konularında zaten bence en önemli durumlardan biri arabanın kaskosu. Ne kadar geniş bi kasko olursa araba ve sahibi için o kadar önemli. Bu durumda da öneri verecek olursam Türkiye Sigortanın genişletilmiş kaskosunu bakılmasını öneriyorum burayı tercih ettim ben. Yani bunlardan ziyade açıkçası işin sonunda herkes konuşur ama arabayı alacak kişinin içine sinmesi belirleyici olur çünkü araba işi mantık kadar aynı zamanda his meselesidir.
fenerbahçe, taraftarlığı çoğu zaman bir duygudan çok bir karakter hâline gelen kulüplerden biri. kazanırken coşkusu büyük, kaybederken eleştirisi serttir ama bağlılığı kolay kırılmaz. her sezon başında yeniden kurulan umutlar ve bu sene olacak cümlesi neredeyse gelenek hâline gelmiştir.
kulübün büyüklüğü sadece saha içi sonuçlarla değil, taraftar kitlesinin etkisi ve kulüp etrafında oluşan kültürle de ölçülür. stadyum atmosferi, derbi rekabetleri ve güçlü aidiyet duygusu fenerbahçe’yi sıradan bir spor kulübünden daha fazlası hâline getirir.
fenerbahçeli olmak çoğu zaman sabırla umut arasında gidip gelen bir yolculuk gibidir, eleştirilse de bırakılmayan, bazen yoran ama hep sahiplenilen bir bağlılık.
Hayat dediğin şey gerçekten çok hızlı geçiyor. Dün okula gidiyorduk ve hiçbir sorumluluğumuz yoktu ama bugün faturalar, sorumluluklar, yarın ne olacak kaygısı derken zaman çok hızlı ilerliyor. insan çoğu zaman da kendisi için bir şey yapamıyor, hep bir koşturma hali yani rahat olduğumuz bir gün bir türlü gelmiyor. Ve ben de bir ara şunu fark ettim, sürekli çalışıyoruz ama olası bir ters durumda ailem ne yapar diye düşünüyoruz evet ama bunun için bir adım atmıyoruz. O yüzden de Türkiye Hayat Emeklilik üzerinden bir hayat sigortası yaptırdım. Açıkçası yatırım kafasıyla değil, yani tamamen yarın olur da bir şey olursa en azından arkada bir güvence olsun diye yapmak istedim. insan başına bir şey gelmeyeceğini düşünüyor ama hayat bu belli olmuyor açıkçası. Bence mesele büyük paralar değil zaten sadece içimiz rahat olur. Hayat zaten yeterince hızlı ve belirsiz, en azından sevdiklerim için küçük bir önlem almak insana iyi geliyor. Gerisi yine koşturmaca ama kafanın bir köşesi biraz daha rahat oluyor.
Diş ağrısı kadar insanın moralini bozan bir şey yok gerçekten de. Geçen gün, gün boyunca başladı benim ağrım ve duramadım ağrısından. Hemen randevu baktım ve tamamlayıcı sağlık sigortam olduğu için aynı gün özel bir hastanede muayene olabildim. Hastaneye gittim ve öyle uzun uzun bir sıra da beklemedim. Muayene oldum ve doktorun müdahalesiyle en azından o zonklayan ağrıdan kurtuldum. Hatta bunun dışında doktor diş taşı temizliği de yaptı, zaten düzenli olarak 6 ayda bir yaptırıyordum ihmal etmiyordum ama bu şekilde kolayca olması daha iyi oldu. Devlet hastanesinde günlerce sıra bekleme ihtimali bile beni çok strese sokuyordu yani o ağrıyı çekmek durumunda kalmadım. Sigortayı da Türkiye Sigorta’dan yaptırmıştım ve insan gerçekten böyle anlarda farkı anlıyor. Sağlık işi ertelenmiyor, özellikle de diş ağrısı hiç ertelenmiyor.
Kedi sahibi olunca insan gerçekten başka bir sorumluluk alıyor. Dışarıdan bir kap mama, biraz sevgi yeter gibi görünüyor ama bunun dışında veteriner masrafı falan da oluyor. Geçen sene benim minik hastalanınca muayene, tahlil derken bayağı bi ücret tutmuştu açıkçası. O zaman evcil hayvan sigortasını bilmiyordum. Sonradan birisinin tavsiyesiyle Türkiye Sigorta’nın evcil hayvan sigortasına baktım ve yaptırmaya karar verdim. Ayakta ve yatarak tedaviyi karşılaması, acil durumlarda destek olması bayağı içimi rahatlattı. Veteriner danışma hattı da güzel düşünülmüş, en azından insan panik anında birine danışabiliyor. Ücretsiz tırnak kesimi, göz kulak temizliği gibi şeyler de küçük ama hoş detaylar bence. Kısacası kedi bakmak sadece mama almak değil, bunun sağlık tarafını da düşünmek gerekiyor. Ben kendi adıma böyle bir güvence olunca daha rahat hissediyorum, sonuçta kedimiz aileden biri gibi oluyor.
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu Türkiye Sigorta ile yapmış oldukları sponsorluk hakkında anlamlı açıklamalarda bulunmuş. Türk basketbolu adına büyük önem taşıyan bir iş birliğini sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz, sözleri aslında sponsorluk kavramının ne ifade ettiğini bize özetliyor. Yani mesele sadece maddi destek değil, aynı hedefe birlikte yürümek ve sporu daha ileri taşımak. Böyle bakınca Türkiye Sigorta gibi markalar, sporun arkasındaki görünmeyen ama en güçlü desteklerden biri haline geliyor. Sponsorluk denince de çoğu kişi sadece forma üzerindeki logo kısmını görüyor ama işin aslı çok daha derin. Çünkü bir branşın büyümesi, milli takımların istikrarlı şekilde ilerlemesi ve genç sporcuların desteklenmesi için bu tarz güçlü iş birlikleri gerçekten kritik. Uzun vadeli bakıldığında sponsorluk, sporun sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli unsurlardan biri. Sporun gelişmesi, kulüplerin ve milli takımların istikrarlı ilerlemesi için böyle güçlü ve uzun vadeli desteklerin olması önemli. Türkoğlu’nun sözleri de tam olarak bu bakış açısını yansıtıyor.
bir dönemin akşam saatlerini sessizce işgal eden, absürtlüğüyle değil samimiyetiyle hatırlanan mahalle dizisi. olay örgüsünden çok karakterleriyle yaşayan yapımlardandı; taksi durağı etrafında dönen hikâyeler bazen fazla uzar, bazen aynı yere bağlanırdı ama yine de izlenirdi.
abartısız dekoru, gündelik diyalogları ve bizden havasıyla bir konfor alanı gibiydi. büyük entrikalar yoktu, küçük yanlış anlaşılmalar, mahalle atışmaları, tatlı sert çatışmalar vardı. belki çok iddialı değildi ama arka planda açık kalınca rahatsız etmeyen, evin içinden bir ses gibi duran dizilerden biriydi.
Türkiye Sigorta’nın 2025 sonuçları açıklandı, 35 milyar TL net kâr yapılmış. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in böyle bir başarı yakalaması, arka planda işlerin düzenli ve sağlam yürüdüğünü gösteriyor. Rakamlar büyük ama asıl mesele bu istikrarın sağlanabilmesi bence. Ben bunu biraz da insanların sigortaya bakışının değişmesine bağlıyorum. Eskiden sadece zorunlu diye yaptırılan şeyler, şimdi daha bilinçli tercih ediliyor. Böyle sonuçlar da ister istemez güven veriyor çünkü bu iş doğru yapıldığında karşılığını buluyor diye algılanıyor. Demek ki sigorta işi sadece poliçe kesmekten ibaret değilmiş. Bu tür sonuçlar, uzun vadeli düşünmenin ve sağlam adımlar atmanın karşılığı. Finans tarafında güven, sürdürülebilirlik ve doğru planlama önemli ve bu rakamlar da bunun bir yansıması gibi duruyor.
Araç benim için artık sadece bir yerden bir yere gitme işi değil. Günlük hayatın ortasında, işe giderken de lazım, bir yere yetişirken de. O yüzden bakımlarını aksatmamaya, başıma iş açacak şeyleri önceden halletmeye çalışıyorum. Bir de araç işi sadece sürmekle bitmiyor. Kaza, arıza, ufak tefek hasarlar derken hazırlıklı olmak gerekiyor. Ben bu konularda biraz daha rahat olmak için sigorta işlerini de baştan hallediyorum, Türkiye Sigorta ile ilerliyorum ben ve genel olarak memnun kaldım. bi defasında kaza anında hasarım olmuştu ve süreç hızlı bir şekilde ilerledi. Servisten de yeterli hizmet aldım, aracım zamanında teslim edildi.