albert camus'un en iyi eserlerindendir. Çok etkileyici.
Bir pasajında şöyle diyor:
“Başka bir alemde de Marie’yi kucaklayıp sımsıkı sarılmak için cumartesileri sabırla beklemişsem kuşların geçişini ya da bulutların gökte karşılaşmalarını da öyle beklerdim.”
Gözlerini kısıp saçlarını kulaklarının ardına o narin ellerinle attığını hiç görmeyeceğim, göremeyeceğim hiçbir zaman. Yürürken saçlarının nasıl savrulduğunu hiç bilmeyeceğim. Belki başkalarına sıradan gelen ama benim için asla öyle görünmeyen hiçbir hâline tanık olamayacağım. Bunlardan çok eminim, sırf bu sebeple üzülüyorum. Kalbim acıyor.
Düşündüm de ben o’na hiç ulaşamam ki… elimi biraz uzatsam aramıza daha büyük mesafeler giriyor. Artık arkadaşça da olsa ne çabalayabilirim ne de cesaret edebilirim. Ah…
Bengü beker’in bir yol bu albümünü dinleyenler varsa bilirler ki muazzam bir iş çıkarmıştır kendisi. Yakın zamanlarda da bir selami şahin şarkısı seslendirmiştir. Ah be mabel…
Biricik dostum sanki. Demin yeni yaz’ı dinledim de… ne kadar incelikli bir şarkı. Kim bilir, yeni albümü nasıl gelecek? Çok merak ediyorum. iyi ki var.
Binanın dış yapısının ve içindeki eserlerin ihtişamı bambaşka olan sanat-tarih kokulu müze. 4 katlıdır. rijksmuseum, 19 kasım 1798'de lahey'de kurulmuş ve daha sonra amsterdam'a taşınmıştır.
Hayatımda anlatabileceğim bir şey yok sanırım. Yani tam açtığım zamanlarda vazgeçiyorum, içime atmayı tercih ediyorum. Çoğu şeyi kalbime gömmeye alıştım belki de. Bilmiyorum ki… anlatamıyorum. Ama genel anlamda mutsuz da değilim, hayatta bazı şeylere geç kaldığımı düşünüyorum bazen. Öyle işte sözlük.
Çirkin bir tabir. O yüzden cinsiyet ayırt etmeksizin herkese naçizane tavsiyem, karşı taraf size ne kadar adım atarsa siz de ona o kadar adım atın. asla fazlası değil. Yoksa bu tarz sıfatlara maruz kalabilirsiniz.
Bu sabah saat 11.00’de uyandım. Ve dinlenmenin dozunu aşırı şekilde abarttığımı anladım. Geç uyanan insanları kafamda aylak olarak değerlendiren ben, bu sabah kendime “ya bir kere de keyif yap” dedim. Sabah erken uyanırsam o günden bir şeyler kazanıyorum gibi hissediyorum, illa planlı olacağım. Onun dışına farkında olmadan bile olsa çıkmamalıyım. Kendimi kötü hissediyorum.
insanoğlu hiçbir şeyden tam anlamıyla memnun olamıyor. Yaz gelince kış, kış gelince de yaz mevsimini arıyoruz. Yapacak bir şey yok, özlem de hayatın doğal akışı.