var olduğuna inandığım fakat varlığının gerek tahrifatçı dindarlar gerekse de satanistler tarafından allah seviyesinde görüldüğü aslında pek bir aciz olan varlığımsı.
"Şeytan, mümin kuldan imanını zorla kaldırır!" diye düşünmemiz doğru olmaz. Fakat "Kul imanını bırakacak olursa o zaman şeytan onu kendisinden kaldırmakta müessir olur!" diye düşünebiliriz.
her şeyden çok gerçek,
maddi dünyanın kendisi kadar yalın,
bilinçaltınızın gölge katmanı da en başından beri bu alçak varlıktı;
yalnızca ezoterik ilimlere ilgi duyan,
ve epifiz bezi gelişen insanlara görünüyor,
her isteklerini yerine getirmek için,
ama bunun karşılığında allah ruhunuzu ebediyen çöle ve ateş topuna dönüşmüş dünyaya hapsedecek... https://youtu.be/bV0RAcuG2Ao?t=85
rüyalarımızın sembolik ifadesi, her gün tanık olduğunuz o karanlık soğuk denizler, şeytani sürüngenler, ay ışığı altında parıldayan tekinsiz ormanlar psişenizin bilinçaltı katmanıdır,
düşman ise tsunaminin bilincinizin kontrolünü devralmasını engeller,
size rehberlik eder,
onu kontrol edebildiğiniz taktirde bilgeliğin, hikmetin, ilmin, irfanın, kudretin de en büyük anahtarına dönüşür. tıpkı tıbbın, tıp ilminin asaya sarılı yılan olarak tasvir ettiği sembol gibi. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2459175/+
çünkü düşman, keşfedilmeyi bekleyen bi potansiyeldir. araplar ona tu-ban der, ibraniler ise nahaş, nahaştan!
zannedilenin aksine düşmüş bi melek falan değil, içindeki yılana hükmedemeyenlerin kötü eğilimlerinin tecessümüdür! tarih boyunca kan dökmüş onca krala, padişaha, halifeye bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz belki, doyumsuzluktan beslenir, tanrı-kompleksinden, tek doğrunun "ben " olduğuna dair yanılgıdan.
şeytandan geldiğini zannettiğiniz kötücül düşüncelerin hepsi, bilinçaltınızın dışavurumudur, büyük denizler gitgeller esnasında nasıl ki sahili işgal ederse, travmatik sapkın, kötücül anı ve deneyimlerle dolu bir özgeçmişte aynı mantıkla her gün sizi rahatsız etmeyi sürdürür.
sizin dalgınlık, unutkanlık, günaha meyletme olarak kategorize edip, kendinizle bağdaştıramadığınız her şey bilinçaltının bilincinizi basit bi parmak şıklatmasıyla durdurduğu, ve direksiyonu devraldığı anın deneyimlenmiş tasviridir.
şeytan zannettiğiniz şey, aslında sizsiniz.
geçmişte babanız veya annenizle yaşadığınız kötü bi travma,
sizi taciz eden erkek arkadaş yahut sevgilinize dair ağır bi travma,
beyninizi işgal etmesine göz yumduğunuz ve içinizdeki gölgeyi besleyen kötü bi anı.
sizsiniz o.
doğduğunuz andan bugüne kadar gördüğünüz, işittiğiniz her şeyi hatırlayamıyorsunuz ama bilinciniz yine de hafızanızın sadece hatırlayabildiğiniz kesiti içinde varlık sergileyen bi iradi mekanizma değil mi? işte şeytan, o hatırlayamadığınız her şeyin toplamıdır, bazen bilinçle etkileşir, rüyada soğuk bi deniz, karanlık bi orman yahut gökyüzü, sizi kovalayan bi sürüngen veya yaratık olarak görünür.
düşmüş bi melek, ebedi cehennemlik günahkar, bi tür kozmik kötü değil. https://youtu.be/OOFqV_BfAnA?t=129
eyüp kitabında geçtiği haliyle, allah'ın vekili, bir casus, bir muhbir, insanlığın günahlarının savcısı ve hatta bir cellattır. insanların erdemlerini sınamak ve onları saptırmak, allah adına imtihana tabi tutmak için yeryüzüne iner, sonra onları suçlamak için göğe yükselir.
yeryüzünde satan'dan ziyade nefsimize tabiyiz.
tıpkı iyi eğilimlerle allah'ı temsil ettiğiniz gibi, kötü eğilimlere olan meylinizle de ruhunuzun ne kadar temiz olduğu sınanıyor.
tüm musevilerin kabul ettiği tora bu, size anlatılan hikaye baştan sona mesihçi ve üçlemeci hristiyanlığa ait:
hepimizin içinde üç ruh vardır: נֶפֶשׁ (Nefesh-nefs), hayvani ruhumuz, bizi bedensel arzulara ve kötü eğilimlere (רַעַת הַיֵּצֶר, Yetzer Hara) sürükler; רוּחַ (Ruach), orta ruhumuz, aklı ve vicdanı temsil eder, Nefesh ile ilahi yönümüz arasında denge kurar; ve נְשָׁמָה (Neshama), ilahi ruhumuz, Tanrı’dan gelen ışık, kalbimizi aydınlatır, kötü eğilimlerle savaşır ve bizi iyiliğe ve kutsallığa yönlendirir. insan, eğer Neshama ile Ruach’ını dinlerse, Nefesh’in çekimlerinden yükselir ve gerçek ruhsal özgürlüğe ulaşacaktır.
hristiyan ve islam, allah'ın sınayıcı, yargılayıcı olarak görev atadığı satan meleğinin cennetten atıldığını iddia eder, böyle bir şey söz konusu değildir, adem'le havva'nın cennetten çıkmasına sebep olan da ha-satan değil, ha-nachash, yılan.
Ve-ha-nachash hayah arum mikol chayat ha-sadeh asher asah Adonai Elohim, va-yomer el-ha-ishah
Yılan, Tanrı’nın yarattığı bütün kara hayvanlardan daha kurnazdı ve kadına dedi ki:
אַף כִּי-אָמַר אֱלֹהִים לֹא תֹאכְלוּ מִכֹּל עֵץ הַגָּן?
Af ki-amar Elohim lo tochlu mikol etz ha-gan?
"Gerçekten Tanrı, bahçedeki bütün ağaçlardan yememenizi mi buyurdu?"
כִּי יֹדֵעַ אֱלֹהִים כִּי בְּיוֹם אֲשֶׁר תֹּאכְלוּ מִמֶּנּוּ יִפְקַחְנּוּ עֵינֵיכֶם וִהְיִיתֶם כֵּאלֹהִים יֹדְעֵי טוֹב וָרָע
Ki yodea Elohim ki be-yom asher tochlu mimenu yifkachnu eineichem vi-heyitem ke-Elohim yod’ei tov va-ra
Çünkü Tanrı bilir ki, ondan yediğiniz gün gözleriniz açılacak ve siz Tanrılar gibi iyi ve kötüyü bilecek duruma geleceksiniz.
וַתַּרְא הָאִשָּׁה כִּי-טוֹב הָעֵץ לְמַאֲכָל וְכִי-תַאֲוָה הוּא לְעֵינַיִם וְנֶחְמָד הָעֵץ לְהַשְׂכִּיל, וַתִּקַּח מִפִּרְיוֹ וַתֹּאכַל, וַתִּתֶּן גַּם לְאִישָּׁהּ עִמָּהּ וַיֹּאכַל
Va-tar’ ha-ishah ki-tov ha-etz le-ma’achal ve-ki-ta’avah hu le-einayim ve-nechmad ha-etz le-haskil, va-tikach mi-piryo va-tochal, va-titen gam le-ishah imah va-yokhal
Kadın ağacın meyvesinin yiyecek için iyi olduğunu, gözleri için hoş ve bilgeliğe ulaşmak için arzu edilen bir şey olduğunu gördü; meyveden aldı, yedi ve eşine de verdi; o da yedi.
וַתִּפָּקַחְנּוּ עֵינֵי שְׁנֵיהֶם וַיֵּדְעוּ כִּי עֵרֹם הֵם, וַיִּתְפְּרוּ עֲלֵי תְאֵנָה וַיַּעֲשׂוּ לָהֶם חֲגֹרוֹת
Va-tifkachnu einei sheneihem va-yed’u ki arom hem, va-yitperu alei te’enah va-ya’asu lahem chagorot
O anda ikisinin gözleri açıldı ve çıplak olduklarını fark ettiler; incir yapraklarını dikerek kendilerine kuşak yaptılar.