Hayyam bade ile sarhossan mutlu ol
Lale yanakli biriyle oturmussan mutlu ol
Madem ki dünyanin sonunda yokluk var
Say ki yoksun,varmissin gibi mutlu ol.
nizamülmülk ve hasan sabbah ile dostlukları pek çok kitapta anlatılan insan.bahsedilen ikilinin birbirine yapmadığı kalmazken ömer hayyam'a verdikleri ortak değer düşündürücüdür.
Umarım bu rubaileri daha önce yazılmamıştır 9 sayfanın hepsine bakamasam da yarısına baktım burada olanları yazmıcam haliyle, Semerkant daki tüm rubailerini bir deftere not etmiştim vakti zamanında, o sıralar da bir hayli araştırıp baya bir rubaisine sahip olmuştum kendilerinin, öyleyse zaman paylaşma zamanıdır efenim. ha bu arada unutulmamalıdır ki, bu rubailer çevirmedir, orjinal dilinde olmamasına rağmen bu kadar tat verebiliyorsa, Hayyam'ın aştığı aşikardir.
Hiç, hiç bir şey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar
Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar,
Onlardan değilsen eğer, sana kafir derler,
Onlara aldırma Hayyam, yoluna devam et !
Zaman zaman bu dünyada bir adam kalkar,
Şişinerek: işte buradayım ! der.
Kısa bir düş boyunca sürer zaferi,
Ölüm gelmiştir bile ve: işte buradayım ! der.
Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında !
Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin.
Denizde boğulan su damlacığı,
Toprakta eriyen toz zerreciği,
Bu dünyadan geçişimiz nedir ki ?
Değersiz bir böcek,
Bir göründü, bir yok oldu.
Ayağa kalk, uyumak için
Önümüzde sonsuzluk var !
Rengarenk dünyada bir adam gezer,
ne zengin, ne fakir, ne mümin, ne zındık,
hiçbir gerçeğe dalkavukluk etmez,
hiçbir yasağı tanımaz...
Bu alacalı dünyada kimdir bu adam, cesur ve üzgün?
Oyunu oynayan Tanrı, bizlerse dama taşı!
işin doğrusu bu, gerisi laf-ı güzaf
Onun için dünya dama tahtası, bizler birer oyuncak
bıkar sonunda, salıverir hiçliğin kuyusuna!
Mey, yanakların kadar pembe olsun
Sıkıntım da saçının kıvrımları kadar hafif
Son olarak şöyle bir sözün sahibidir de; huzur bulsun ahiretin kara sessizliğindeki insan!
Yetmiş iki ayrı millet, bir o kadar da din!
Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin;
Kafirlik müslümanlık neymiş, sevap günah ne?
Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.
Asıl adı Giyaseddin Ebu'l Feth Bin ibrahim El Hayyam' dır. 18 Mayis 1048'de iranin Nişabur kentinde doğmuştur. 4 Aralık 1131'de doğduğu yer olan Nişabur'da vefat etmiştir.
göstermelik müslümanlarla en güzel alay eden, eserleri lisede din hocamız trafından tavsiye edilen, anlayana muhtesem mesajlar barındıran rubaileri bulunan ulu şair. şarab içerken yad etmek farzdır.
Hayyam, şarap iç, sarhoş olmak ne hoş,
Sevgilin de varsa, sarılmak ne hoş;
Er geç sonu yokluk madem bu dünyanın,
Yok say kendini, bak var olmak ne hoş!
Bir damla şarap ver Çin senin olsun;
Bir yudumu bütün dinlerden üstün.
Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?
O acıya tatlılar feda olsun.
Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok;
Şu dünyanın sırına ermişim az çok.
Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:
Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok.
dünya kitapları/doğu batı klasikleri'nden yayımlanan "bir ıslak ateş- ömer hayyam" adlı eserde ozan sağdıç, şairin yedi yüze yakın rubaisini derlemiş. boyut ve içerik olarak alışılmış kitaplardan farklı olan kitapta ömer hayyam'a ait olduğu bilinen rubailerin yanında ona ait olduğu düşünülen rubailer de var.
yiyecek, giyeceğe verilen çabanın
bir özrü vardır, bunlar için çalışanın.
ama bundan öteye, mal mülk edinmeye
ne gereği var tüm bir yaşamı satmanın?
Kıymeti bilinmek ile bilinmemek arasında gidip gelen öenmli bir rubai yazarıdır. edebi metinler dersinde üstüne düşülmesi gereken öenmli insanlardandır.