böyle çok alengirli şeyler söylemeye gerek yok. ölümün insan için tek sonucu vardır. oda diğer hayata başlangıcın miladı olacak olması. sonraki hayata başlangıcın ise iki çeşidi var. birisi azap, diğer ise ferah.
allah bizi feraha erenlerden kılsın. amin.
insanlar ölümün farkında olan tek canlıdır. Ölümle birlikte çok fazla şey yarım kalacak gibi hissettiğimiz için ölümün hemen şu an, yakın zamanda gelmesini istemeyiz. Ya da mutluluğumuzun yarım kalması, hedeflerimize ulaşma gayesi dafa bir çok sebep sayabiliriz ölümü istememek için.
Ancak kimse şunu idrak edemez, etmek istemez.
Öldüğün anda hiç doğmamış gibi olacağız. Anılar, yarım kalmışlıklar, borçlar, alacaklar, geride kalanların üzüntüleri, geride kalan eş, çocuk, sevgili, iş, para, mal mülk,,, kısaca yaşama ait ne varsa hiç olacağımız için bizi ilgilendirmeyecek. Bizi ilgilendirmediğinin de farkında olamayız. Çünkü yokuzdur. Yok.
Öldükten sonra 'aaaa böyle bir şeymiş ölmek' de diyemeyiz. Çünkü öyle bir şey de olmayacak. Yokuz yok.
Öldükten sonra ' hayata ait' kendimize ait hiç bir bilinç ve düşünceye sahip olamayız. Yokluğun en derininde, hiçliğin kucağında var olmamış gibi olmayı hayal edemeyen insan ölümden çok korkar. Bir tanrının var olmadığını aslında her insan bilinç altında hisseder ancak beyin bunu inkar edip tanrı yaratır kendi kendine. Kendini kandırdığını bilse de. Ölüm budur. Hiçliktir.
Ölüm düşüncesini ıssızlıkta keşfedebilir miydik? Tıpkı bir yaratıcı ideası gibi o da bizde a priori olarak bulunuyor mu acaba? Acaba ölümle hiç karşılaşmayan biri öleceğini bilir miydi yine de? Bu soru bence önemli.
4 yıl önce yaz gecesinde sahilde tanıştığım bilge bir deniz kabuğu bana " ölüm hakkında ne düşünüyorsun ?" diye sormuştu.
ona ölümün yaşam kadar normal olduğunu, yaşayan her türden canlının sonunun ölüm olduğunu söyledim. yaşam gibi ölüm de doğada süreklilik arz eden bir olay diye de devam ettim. o da bana " ezber cümleler istemiyorum, kitapları, ansiklopedileri unut dedi ve öleceğini bilen bir canlı olarak ölüm nedir senin için ? diye sordu.
bu soru işin rengini değiştirmişti. öleceğimi bilen bir canlı olarak ölüm benim için şimşekler çakarak yaklaşmakta olan korkunç bir fırtınaya uzaktan bakmak gibiydi. fırtına tüm dehşeti ve ihtişamıyla üstüme doğru hızla ilerliyordu. istediğim kadar köklerimle toprağa bağlı kalan bir ağaç olayım, fırtına beni toprakla birlikte söküp gidecek.
deniz kabuğu bu cevaptan memnun olmuş olacak ki; işte bu kadar basit.. şimdi git ve yaşamın keyifli anlarının tadını çıkar dedi.
Nasıl bir şey olduğunu kimsenin bilmediği hayatın sona ermesi durumu. Nasıl bir şey olduğu bilinmediği için ne zaman hangi durumlarda geleceği de pek kestirilemiyor. Geldiği kişiyi nasıl etkilediğini bilmediğim için kalanları nasıl etkilediğinden bahsedeyim birazcık. Ölüm: Artık onun artık olmadığı ve sen bir daha onu dünya gözünle göremeyeceğin anlamına geliyor. Her gün yan yana olduğun birisine bir daha seslenemeyeceksin, bir daha dokunamayacaksın demek. Ölüm gidene kolay mı bilinmez ama kalan için oldukça çok zor buna eminim. Tek tesellin seni görüyor ve hissediyor olmasını düşünmen oluyor. Mekanları cennet olsun.
canlılar için sıradan bir olaydır. hepimizin hayattaki işlevi, yeni bir kuşak doğurmak, sonra da başka bir canlıya yem olmak için ölmek.
ancak bu ne kadar sıradan olsa da, ölümün fikri bile, thanatophobia veya varoluş anksiyetesine sahip birisi için büyük psikolojik sıkıntılara yol açar. özellikle ölüm'den sonra yokolma fikri, hayatında umutsuzluk ve daha ciddi problemlere yönlendirir.
eli tırpanlı adam, zayıf kemikli elleriyle her daim tırpanını bileyliyor. taşın sürttüğü sesi sinir bozucu olsa da alışıyor insan.
eli tırpanlı adam her gün hiç yorulmadan, bıkmadan, usanmadan geziyor. hastanelerin yoğun bakım odalarını, hudut karakollarını, kalabalık meydanları, hatta bazen kundaktaki bebekleri bile gözlüyor.
kimse görmüyor onu, benimle beraber birkaç yarı deliden başka.
geleceğini hissettiğim anda elim bilinçsizce horozu kuruyor hep ama o işini öyle layıkiyle yapıyor ki...
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.
ama kurtuluş ya da seçim değildir. sonrasında da bir başlangıç yok bunu unutun.
yaşadığın her dakikanın keyfini çıkartıp zevk alacaksın.
ölümü kovalama. o seni zaten bulacak.