ve yağmurla çamur olmuştur toprak.
bir karış da su dolmuş boş mezar, boş bakan gözlerin önünde.
kefenin iki ucu bağlı, iki ucunda seven eller.
son veda dedikleri aslında bu,
herşey yalan şimdi anladım.
herşey "sırat-ı müstakim" için.
toprak kokusu. ıslak toprak. acziyet kokusu...
Son ya da başlangıç ya da devam olacağı bilinmeyen ani olaydır.
Öncelikle yaşama kimler yaşam demiştir? insanlar elbette. Ölüme de insanlar ölüm demiştir. fakat neler olacağını kimse tahmin edemez. Belki şu anda ölüyüz ve insanlar tarafından ölüm diye adlandırılan olaydan sonra yaşamaya başlayacağız. Tıpkı görülen bir rüyadan sonra uyanmak gibi. Belki de kutsal kitapların da dediği gibi ahiret hayatı olacak ki umarım yoktur. Ya da belki de materyalistlerin dediği gibi bu, sadece sondur. Kimse bilemez. Bu dünyayı aslında insanlar yarattı bence. Dünyayı başka bir varlığın gözüyle göremeyiz veya hissedemeyiz.
Bilinen tek şey ise, bu olayın var olduğu. Gerçekten var ve yaşanacak. Bu yüzden fazla bağlanmamak gerekir bu dünyaya, bu yaşama.
hepimizi bekleyen son. ölenle ölünmez derler ancak gidenlerin ardından yas tutmak insanın doğasında var. "sevdikleriniz sağ iken onlara kıymet verdiğinizi belli edin yoksa sonradan ne kadar yansanız boş" derlerdi, bende anlatılan onca şey gibi dinleyip geçerdim. bu söz gerçekten çok doğru bir sözmüş. yaşadım , öğrendim. yine insan doğası gereği, başa gelmeden anlaşılmıyor. mekanın cennet olsun.
bazen nerden geliyor bilmiyorum bazı fikirler parlıyor zihnimde. düşünüyorum bizim geçmişle tek bağlantımız bizden büyük insanlar genelde. sadece yaşlıları da sayamayız. hani o mahallenizde her gün önünden geçtiğiniz bir ev gibi, sokağın bakkalının kapanması gibi... aitliğinizi yitiriyorsunuz. bildiğiniz, sizi rahat hissettiren ya da hissettirmese de varlığının yok olması üzebilecek şeylerin gitmesi yalnızlaştırıyor insanı. ama en çok insanların gitmesi yalnız bırakıyor insanı. bir zamanlar ait hissettiğiniz * insanlar birer birer göçüp gidiyor, siz onların yerini alıyorsunuz farkına varmadan. ondandır sanırım ihtiyarların gözü hep yollarda olur. yalnızdır onlar çünkü arkalarında sırtlarını dayayacak birileri çok az kalmıştır. *
bir insan ölürken yanlızdır. tek başına ölür. kimse ölürken onunla gelmek istemez. ölür ve unutulur. yaşadıkları ve yaşayamadıklarını beraberinde götürür. peki yaşarken neden başkalarına hesap vermeliyiz, neden bizim hayatımız karışsınlar ki, her insanın yaşamı biriciktir. kimse kimsenin ölümüne karışmadığı gibi yaşamına da karışmamalı. ama ölürken bile bir insanı rahat bırakmayan zihniyette insanlar oldukça, sadece bu entry ile sınırlı kalacak bunlar.
ölüm sürecimiz olan yaşamın sonu. ölü olmanın nasıl olduğunu bilmiyoruz ama ölmekte olmanın nasıl olabileceğini hepimiz biliyoruz. yaşamak dediğimiz bu durum aynı zamanda ölmektir. şarkısı bile var. to live is to die. -o- when a men lies he murders some part of the world
these are the pale deaths which men miscall their lives
all this i cannot bear to witness any longer
cannot the kingdom of salvation take me home!