2020 yılından bu yana bayağı bir artan, 2024'ten beridir benim çevremde de artan sondur. En yakınlarımızı kaybetmeye başlıyoruz, çocukluğumuzdan, gençliğimizden, geçmişimizden hatıralar yok olup gidiyor. Bir gün hepimizin başına gelecek olan.
Ölüm yaşamı anlamlı yapandır. Ölüm yaşamı değerli yapandır. Ölüm yapmak istediklerinizi ancak yaşarken bu Dünya gezegeninde yapabileceğinizi öldükten sonra yaşam olmadığını öldükten sonra yapmak istediklerinizi asla yapamayacağınızı net hatırlatandır.
Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.
Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
insan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farzeder bunu;
Teslîm olunca va'desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.
Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,
Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Farketmez anne toprak ölüm mâceramızı.
Aslında ne kadar da çabuk, ne kadar da umarsızca unuttuğumuz gerçekliktir.
Bugün depresif hissettiğimden midir bilmiyorum, aklımda sık sık ölüm düşüncesi vardı. Önce kendi ölümümü düşündüm, yeterli gelmemiş olacak ki sevdiğim insanlara da sıra geldi.
Kendi değersiz varlığımın sona ermesi ile zerre ilgilenmiyorum. Hayata bağlı bir insan hiçbir zaman olamadım. Ancak sevdiğim insanların yaşamını kaybetmelerini görmek istemiyorum. Ona karar verdim.
meçhul, -lü
(meçhu:lü), Arapça mechūl
1. sıfat Bilinmeyen, bilinmedik:
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan" - Yahya Kemal Beyatlı
2. sıfat, eskimiş, matematik ► bilinmeyen.
Ölümle biten Dünya hayatı, berzah alemin de başka bir boyuta geçiş yapar. Burada kıyamet kopuncaya kadar, berzah alemine has bir idrak ile ahiret sürecini bekler. Velhasil esas olan ahiret yurdudur, bu demek degildir ki dünyayı boşverin. asıl olan dünyadan nasibini almak ama ahireti de unutmamak. Hesap bilincini, allah bilincini hiçbir zaman kaybetmemek.
damlanın okyanusla, kum tanesinin sahille; epsilon'un mutlak sonsuzlukla kaynaşma süreci;
insan öz farkındalığının kaynağa, sonsuz ışığa, sonsuz sevince, sonsuz mutluluğa geri dönüş anı.
insan beyni, nihai aydınlanmayı sevgi ve ışık gibi duygularla algılıyor, ve her birimiz ölüm anında tünelin sonundaki ışık deneyimini yaşayacağız: https://evrimagaci.org/ol...ktiviteler-gozlendi-14580 https://evrimagaci.org/bilinc-nedir-7210
Nereden biliyorsun. Belki de daha büyük ızdırapların başladığı bir an. Belki de biz gerçekten öldük. Günahlarımızın ya da sevaplarımızın bedeli olarak bu dünyada cenneti ya da cehennemi yaşayarak ödüyoruz. Belki de cennet sizin düşündüğünüz gibi sınırları belirli ütopik bir yer değil. Ölüm huzur mu huzursuzluk mu. Bunu kendine soracaksın.
Ölene göre değişir verdiği düşünce bazı ölenlere hastalığından çok çekiyordu öldü kurtuldu deriz bazı ölenlere hiçbir hastalığı yoktu keşke ölmeseydi deriz ama sonuçta hastalığı olmayanda hastalığı olanda ölür herkes ölür.
ama olamaz. eğer ölüm varsa, daha güzel bir hayatın, daha uygar insanların, daha insanca kuracakları bir hayatın gereği için var. yoksa ölüm, insanlar arasındaki kavgayı, bir insan ömrü içinde aşamadıkları sevgisizliği, çirkinliği daha kötü bir dünyaya aktarmak isteyenler için değildir