binanın teras kısmında malzeme indirilme işlemi yapılıyordu. rüzgarın etkisi ile malzeme üzerime doğru geldi. arkamdaki kalıpların üstüne oturdum. kalıp beni itmeye başladı. tam terasın ucundayım. aha dedim geliyorum micheal abi yanına. elimle ittim zor kurtardım paçayı. yükseklik yaklaşık olarak değil tam olarak + 17,80 kotu.
bu da böyle bir anımdır. biraz subjektif bir olay anlatıldı.
Aslında insan ruhunun hiç bitmeyen savaşının sonudur yüzdeki maskeler kırılır ve gerçekleri çıkar insanı ortaya aslında o zırhın içinde ne kadar üzgün bitkin olduğu görülür . kurtuluştur .
Alışamıyorum. Hala biri iyi misin dediğinde ağlamaya başlıyorum. Ölüm yetmezmiş gibi her şey üst üste geliyor. Cevat abim burda olsaydın da sana akıl danışsaydım, burda olsaydın da kardeşim yanındayım deseydin. Eskişehire geldim abi, yanina geldim. Mezarda ismini okumaya dayanamadım. Her şey mahvoluyor hayatımda ve ben dayanamıyorum.
Doğmadan önceki durum mudur? Yoksa sadece boyut değiştirmekten ibaret midir? insanlık tarihinin cevabını hâlâ bulamadığı tüm zamanların gelmiş geçmiş en bilinmeyeni. Uzaylının keşfi bile ölüm sonrasının keşfi kadar büyük yankı uyandırmazdı hiç şüphesiz. Eğer ölüm sonrası başka bir boyut varsa, o halde teknik açıdan ölüm diye bir şey yoktur aslında, sonuçta ruh ölümsüzdür ve yok olmayıp bambaşka diyarlara gider. işte bu olasılık ve inanç insanın içini rahatlatır, huzurlu olmasını ve ölümü daha kolay kabul etmesine olanak sağlar. Ölüm sonrası aşırı üzüntü ise inançlı biri için, ölüm sonrası yaşamın olmadığına dair az da olsa bilinçaltısal bakımdan şüphelenmesinin bir göstergesi olabilir, olmayadabilir.
aslında sadece bir geçiş, ölüm diye bir şey yok var olan tek şey sonsuza kadar yaşıyor oluşumuz var oluş başlangıcı ve sonu olmayan bir sonsuzluk denizi. iki dakikanızı ayırırsanız size bunu anlatabilirim. fizik açıklayamadığı bazı konular üzerine teoriler geliştirir. bunlardan biride kuantum fiziğindeki çift yarık deneyidir. bu deney elektronlarla yapıldığında elektronun levhada bulunan iki delikten aynı anda geçtiği görülmüştür, 2 farklı delikten aynı anda bir elektron nasıl geçer ? bunu anlamak için deliklere birer dedektör konup elektron tekrar atılmıştır, ve tanrı'nın oyunu gerçekleşmiş elektron tek delikten geçmiştir. yani gözlem yapıldığında tek delikten geçen elektron dedektör kaldırıldığında tekrar 2 ayrı delikten aynı anda geçmiştir. bu durum heisenberg belirsizlik ilkesi 'nin temellerini atmıştır. bu garipliği açıklamak için ise ortaya çoklu evrenler teorisi diye bilinen bir teori atılmıştır buna göre, kainatta sonsuz ihtimalin yaşandığı sonsuz sayıda evren vardır, yani var olan her bilinç farklı evrenlerde farklı olasılıkları yaşıyor. biraz kafa karıştırıcı gibi gözükse de mantığı basit hepimizden sonsuz sayıda var yani bu sonsuz sayıda naber lan jale olduğu ve bu naber lan jale 'lerden birinin ölmesinin sadece var olan evrende ölmesi anlamına geldiğini, kainatta ise naber lan jale 'nin asla ölmediği ve sonsuzluk evreninde sonsuza kadar var olacağı anlamına geliyor. bilinç asla kaybolmuyor arkadaşlar artık gönül rahatlığıyla el ele tutuşup kendimizi köprüden atabiliriz.
Bazıları için Hakk'a kavuşmak, bazıları için ise korku olandır. Bazıları "ölüm günüm, düğün günüm." der. Bazıları ise isyan eder. Bazıları için dertlerden, sıkıntılardan kurtuluş, bazıları için ise büyük azaptır. Bazılarının kaza namazlarını kılamadığı için üzülüşü, bazılarının ise bir daha şarap içemeyeceği için üzülüşüdür. Her iki taraf içinde yeni bir başlangıç, ama bazılarının alnının ak, bazılarının ise kara olacağı andır ölüm.
aynı gün bir lise öğrencisinin üniversite hayalleri söndü.
aynı gün bir üniversite öğrencisinin hayatı söndü.
niye? niçin? neden? neden ölüyoruz?
neden bir gelecek hayali kuruyoruz ölümün bu kadar kolay olduğu bir coğrafyada böylesine güzel umutları olan gençler, bizler!
dün netlerini sayan bizler akşamında ankara da ki ölüleri sayıyoruz. neden? niye? niçin?
2 ay önce anneannemi kaybettim. böyle bayağı bayağı hayatımın en önemli kadınlarından birinin ölümünü seyrettim. şimdi de ablamın eşi akciğer kanseri. durumu da iyi değil. gözümüzün önünde eriyor.
ve anladım ki eğer bir ölüme tanıklık ettiysen hiçbir şeye kızmıyorsunuz, kızamıyorsunuz. bir nevi '' aman dünya boş, yarın ne hırsın, ne mutluluğun, ne ideallerin kalacak. iki metre kefenle, paket yapılıp yollanacaksın'' duygusuyla bir tür hidayete eriyorsunuz ki bu ermişlik durumu iyi değil.
en büyük çıkmazım, sürekli tekrarlayan ağrımdır. ölüm beni bu hayattan koparak tek gerçek öyle ki onu farkında bile olmayacağım. öleceğim, düşünebiliyor musun?
bir sabah kalkacak herkes ve ben olmayacağım, onca dizdiğim yıllara bir anda tekme atacak ölüm ve ben altında kalacağım.
osho- korku kitabını okuduktan sonra o kadar da korkulacak bir durum olmadığını anlıyorsunuz korkmayın ölüm yaşamın bir parçası şu anın tadını çıkarın.