Bazen öyle şeyler gelir ki başınıza, öyle şeyler yaparsınız ki. Her şey öylesine ağır gelmeye başlar ki.. En kolay kaçış yolu gibi görünür. AMa yapamazsınız. Geride kalan ne olacak diye düşünürsünüz ve ecelinizle hemen bugün ölmek için dua etmeye başlarsınız. Öylesine acı vardır ki yüreğinizde.
ey ölüm gerçek misin yoksa yok musun aslında?
bir kadının göz pınarında mı bitersin yoksa yılların yorgununun soluğunda mı?
fakir bir midenin asitinde misin yoksa sadaka veren zenginin parasındaki tükürükte mi?
hangisi acıtır ölmek mi yoksa ölümü beklemek mi arsızca?
sanırım yakınlaştığında büyük bir korku duyacağım veya boynumu büküp olayı kabulleneceğim, tam olarak ne yapmam gerektiğine o an karar veririm değip kendimi bu durumdan erteleye de bilirim ama ertelemeyip bir ara üzerinde uzunca bir süre düşünürüm. şu an karmaşık bir durum var ve bunu düşünmeye fırsat pek olmuyor, üzülmesin ama bir ara onu da düşüneceğim.
Hayatın tek gerçeğidir belkide. Belkide dünyadan kurtulup yaşamın uykusundan uyanmaktır. Özgür olmaktır belkide. Kim bilir? Ama şu var ki herkes bir gün ölümü tadacaktır. Önemli olan iyi, dürüst yaşamamız.
"her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak, yaptıklarınızın karşılığı size kıyamet gününde tastamam verilecektir."
(ali imran, 185)
Bir başlangıç mı yoksa bir son mı muamma ama arkada kalanlar için bir sınav sanırım. Hoşçakal esra. 35 numaralı forman sensiz ve soğuk artık. Gidişin hiç yakışmadı. Seni o kadar yakın tanımıyorum ama gece gece alt üst etti beni haberin. Benim gözümde hep 3luk atan gözlüklü kız olarak kalacaksın rahat uyu.
geldiği andan sonrası muallaktır, hali hazırda her nerede nasıl yazılırsa yazılsın, kim hangi dine, hangi ırka, düşünceye inanırsa inansın, hiç bir tanesi ölümden sonra olanları kanıtlayamaz, ölüm anından sonra olanların bir kanıtı yoktur.Belki döylenenlerin hepsi gerçektir, belki hiç birisi değildir, kim bilir ?
yıllarca bir yerlerde gizlediğim birikmişlik yavaş yavaş çıkarken ortaya o an hatalarımı gizlemeden yüzüme vuracağım. cevaplayamadığım sorular hesap sorar gibi bir bir yanıt beklerken bu sefer yüreklice bildiğim ne varsa olduğu gibi anlatacağım. tatminsiz bir ölüm olacak benim ölümüm, her ölüm gibi yarım da kalacağım ama tüm bunlara rağmen ah demeden olanı olduğu gibi kabul edeceğim, hayal kurup çürümeye terk edilecek bedenimin gerçeğini kendimden gizlemeyeceğim, avuçlarımı kavuşturup uhrevi safsatalardan da merhamet dilenmeyeceğim . belki varlığımın karmaşıklığı sulandıracak zihnimi, git gide daha içinden çıkılmaz hal alacak ölüm denen bu çelişki ancak ne olursa olsun, bana ait olan ölümü kabul edeceğim tıpkı yaşamı kabul ettiğim gibi. korkumu gizleyecek de değilim, korkusuz değilim çünkü. bir geldim bir gideceğim, neden geldim sorusuna ise ne dersem diyeyim fark etmez çünkü bir gün mutlaka öleceğim.