bugün festival alanında borçlar hukuku hocasının art arda biraları götürdügü görülür ve selam vermek için yanına koşulur.
b: nasılsınız hocam?
h: ne hocası amına koyim bu saatten sonra.
b: ???? **
z-smart ve diğer iki arkadaşı sohbet etmektedirler.arkadaşlardan biri izmirli, diğeri istanbulludur. ancak istanbullu olan arkadaşın kuzeni izmir'de okumaktadır.istanbullu arkadaş izmirli olan arkadaşa kuzeninin nerede oturduğunu anlatmaya çalışmaktadır:
- offf, hatırlayamadım şimdi, neresiydi yaaa?
+ bornova, karşıyaka, manavkuyu?
- yok,yok, say bana..
+ * hım, ben öyle bi yer hatırlamıyorum...
- nasıl yani? ben bişey demedimki, say bana dedim?
+ * tamam işte, öyle bi yer yokki...
- * puhahahahahahahahahaha
tv'de şebolu haykolu koçfest reklamı izlenmektedir. önce can kırıklarının nakaratı ve şebnem'in yüzü gelir ekrana, daha sonra da bir böğürme sesi akabinde ''altı üstü beş metreydi'' gibi sözlere sahip hayko cepkin 45liği ve hayko cepkin'in bizzat kendisi belirir. anneanne reklamı yorumlar;
baba eve hafif çakırkeyf gelir, anason kokusu eşliğinde yaklaşır ve:
- oğlum, bana barış manço'dan "gamzedeyim" i bilgisayardan bulsana, hadi bekliyorum.
- baba bulamadım tamamını, iki dakikalık kısmı var ancak.
- aç oğlum aç, anan beni 25 sene önce iki dakikada bu hale getirdi, baksana.
b: koz sinek.
c1: lan bu sinek hiç sineğe benzemiyo he.
b: * lan bu manyaklarla batak oynuyoruz ya
c2: harbiden ya. bu maça da maçaya benzemiyo he.
b: ....
c1: ....
c2: maça ne ki?
b: - mavi ekran -
c1: ya bu mızrak ucuna benziyo.
b: bi siktirin gidin yeter lan. oynamıyorum.
sene 96 bir grup liseli salak okulu ekip pastaneye gider. liseli salak, salak okul oku baban gibi.. neyse işte nerden bakarsan tutuyo. gelen menüde seçimler yapılır. (kaymak farkı, menüde ekmek kadayıfının hemen altında diğerlerine göre onda bir ucuzluğuyla hemen göze çarpıyo)
+ ben profiterol alıyım.
* ben de.
^ ben sütlaç.
son kalan eleman biraz kararsızdır.
4. elemana garson: siz?
- hmmm şey, bu yeni heralde, kaymak farkı alıyım ben de.
skirmish ve 1 adet gıcık olduğu kız arkadaşı piknikte gezmeye çıkmıştır ve bir sibirya cinsi köpek görülüp kız tarafından taciz edilmeye başlanır.
k-ayy yerim onu ben ne tatlı şeysin sen hemen de havalara giriyo...
k-aay dayanamam evime götürecem gözlere bak dudaklara bak ay öpecem.
s-olum oynama itle dalar malar belli mi olur, hemen de .ötü kalktı .bnenin havalara bak!
k-kıskan yavrum kıskan, şuna bak ya patilerini felan kaldırıyo. Resmimizi çeksene skirmish,
s-ya hu çekeyim de bak bacağını kokluyo ısırmalık yeri bulursa ham yapar. poponu dönme sakın.
k-he he çok komik, şuna baksana evcil olduğu herhalinden belli.
s-Ona kaldıysa sende evcilsin.
k-Öküzsün!
yer: trakya'dan istanbul'a kalkan bir otobüsün içi. kahramanlarımız dört numarada oturan bendeniz, bir ve iki numarayı paylaşan sonradan düzceli olduğunu öğrendiğimiz sürekli siyasi konuşan, hafif tayyip-fan teyzelerimiz ve kaptanımız.
yolda siyasi konuşan teyzelere laf sokmamak için yol boyu kendini tutan kaptana beklenen soru gelir.
sst: şoför bey neden geç vardık? kaptan: bayan yol 3 saat sürüyor. * ssk: gelirken 2 saat 15 dakikada gelmiştik. daha düzce'ye gideceğiz. kaptan: söyleseydin tayyib'e yol yapsaydı o zaman! skt: aaaaaaaaa!! kaptan: servisler yandan kalıyor buyrun! skt: aaaaaaaaaaaaaaaa!!!
bundan yıllar önce türk sinemasının daha sinema olmadığı dönemlerde babam ve oğlum diye duygu yüklü bir türk film çekilmişti. günler öncesinden film hakkında öyle methiyeler, öyle şeyler söylenmişti ki giden bir pişman gitmeyen bir pişman. yeşilçamın o gözü yaşlı şimdinin nineleri olan guruh'da bu filmle birlikte yeniden doğmak, gözyaşlarını bir nebze'de olsa akıtmak için filme akın etmişti. sinema salonunu hınca hınc dolduran karı-koca, nine-torun, heteroseksüel-biseksül kişiler salonds yerini almıştı. ıhımm şimdi film esnasında yaşanan okuyucuyu bilmem ama olay üstünden 2,5 yıl geçmesine rağmen beni halen güldüren şu diyaloğu paylaşmak isterim.
bıyıklı abi : 657 e tabii normal yurdum vatandaşı.
başörtülü abla: bıyıklı abinin eşi.
ben: ben.
o esnada bu karı- koca çift birbirine sarılmış titreye titreye ağlıyorlar sonrasında abimiz bana dönerek
- ulan bu nasıl bir filmmiş, bu ne acı yaw, zikiyim yahu ( o esnada gözler ağlamaklı)
+ sorma abi ağzımıza sıçıldı valla.
acının vermiş olduğu ruh haliyle gömleğinin cebinden sigarasını çıkarır ve yakar. eşinin ve salondakilerin tüm ısrarları gözardı ederek sigarasını bitirir.
x: naber lan napıyosun ? *
y: iyiyim lan senden naber?
x: olum zekiye ile çıkıyomuşsunuz bana da fikriye söyledi..
y: he aq ya var öyle bir şey dorudur..
x: noldu lan ciddi değil misin yoksa....
y: yooo ciddiyiz .. ciddi ciddi sikişiyoruz valla...
az önce çamaşırları asıyom ev içinde. binaya mantolama yapılıyor bende dinliyorum içerden. öle aman aman bir yarma yok ama ciddiyet beni bitirdi. kendinden çok emin sonucu vurgulayan arkadaş.
eskişehir'e yaptığım bir gezide arkadaşlarla bir evde kalıyoruz. bu arkadaşlardan A oturduğumuz kafede bir kıza aşık olur. bin bir dolapla kızın telefon numarası alınır, kızla buluşulacaktır. sabah olur, herkes hazırlanmaya başlar.
B-bak kız senin için süslenicek demek ki 2 saat istedi hazırlanmak için. *
A-ne alakası var kızım? kız apartta kalıyo kalkınca sıraya giriyo, o böyle senin gibi kalkar kalkmaz boş banyo bulmuyor.
B-hee tabi zaten bütün apart aynı saatte kalkıp aynı saatte yatıyorlar. hatta tuvalete bile beraber koşuyolar.
A-apart dedik abart demedik
C-bunu demedi gerçekten di mi??
B-sen de mi duydun?
A-hı?
B&C-sfasdbgsbdghbas
kilometrelerce uzaktan telefonda valide ile konuşulmaya çalışılmaktadır:
- anne sesin düzgün gelmiyor başka odaya geçsene ya!
- başka odadayım zaten.
- ???!!!
mrrepla'nın canı şalgam suyu çekmiştir ve bir markete girip şalgam suyunu almış ve son kullanma tarihinin geçtiğini görmüştür. bunun üzerine satıcıya dönüp;
mrrepla- bunun tarihi geçmiş ustam!
satıcı- ya bir şey olmaz havuç suyunun tarihi geçse ne olacak?
mrrepla- nasıl ne olacak ustam geçmiş işte tarihi!
satıcı- bir şey olursa yanıma gel kardeş.
mrrepla- !?!?!?!