insan Kaynakları alanında çalışıyorum. Bir adayımızla iletişim halindeydim. Kendisinin yarın nikahı varmış. Konuya o kadar uzağım ki mutluluklar demek yerine şimdiden iyi eğlenceler dedim adama. Sonra da bi' 5 dakika dediğim şeye güldüm.
Aslında yanlış sayılmaz ama düşününce de komik bayağı. *
is yerinde cok sevdigim bir patronum vardı.
patron olarak cok arkadasca bir tarzı olan seker gibi adamdı.
bir gun geldi bana dedi ki:
satıscı olarak ayse, fatma ve sen calısıyorsunuz yurtdısında. ucunuzun de tarzı farklı.
ben de dedim ki:
-nasıl farklı?
-o: ayse ye guven olmaz. musteriyle nasıl bir hukuk kuracagını bilemem. fatma gosterir ama elletmez. sana bir musteri yavsarsa sen direk polise sikayet edersin.
sene bilmem kaç monolog bu arada diyalog değil ama cadde de yürümekteyim karşıdan iki kız gelmekte bende onlara bakmadan dik bi şekilde yürüyorum kızlar beni geçtikten sonraki birinin sesini yükselterek
-ne özgüvenmiş beee demesi güldürdü.
Ailedeki yiyicinin tüm mirası huplemesi, ben kiz kardeşimle eşit paylaşmama rağmen kendisinin 5 alıp 1 vermesi, eğer yanlış düzelmez ise toparlayamayacagi bir kayıp vermek üzere olduğunu ifade etmem üzerine, isim karışıklığı sebebiyle, konuyla alakasız birinin:
-Bir para istiyor, ama ne parası istedigini anlamadim"
saatimin pili bitmişti. saatciye gittim. pilini degiştirdiler:
-cici kadın: bi sene garantisi var
-ben: bes sene garanti yapamaz mısınız? anlamıyorsunuz. benim için cok onemli.
-cici kadın: cok isterdim ama benim yetkim dahilinde degil.
komik degil. tamam. hayat da komik bi şey degil zaten.