yurda yeni gelen öğrenciye şaka yapılmaya çalışılır ama biraz ağır bi şakadır ve birden konu açılır
-lan yurda yeni gelenler yurdun reisine bi kere veriyomuş denir ve yeni gelen çocuğun surat ifadesi birden değişir ve biraz sonra reis içeri girer
-bizi arkadaşla yalnız bırakın (bu arada herkes kapıyı dinlemektedir}
-yeni gelen çocuk senmisin
*evet benim ne oldu
-biliyosundur heralde yeni gelen herkes bana bi kere verir
*ne diyosun sen ya git başımdan
-bana karşımı geliyon lan (bu arada bıçak çıkartılır}
*yok ama öle şey olurmu ya
-ben istiyosam olacak burda benim borum öter
*tamam ama kimseye söylemiyecen
ögrencilik hayatında yaşanılan evden bir pazar günü temizlik vakti vaka bulan diyalog aynen şöyledir:
+birader kıllarınızı dökmeyin a.q,temizle temizle bitmiyo
-hacı sen kıl dökmüyomusun a.q
?laf ebeligini gecin beyler ortalıgı bok götürüyo
+ben istanbula yakın yerden geliom olm oralarda az bulunur kıl cok olmaz.
-yapma ya hacı auhauhauhauhuah
?ben sizin a.qyim lann akşam olduuuaaa
(bkz: şehirlere göre vücut kılı oranı)
arkadaşın benzin istasyonunda olduğumuz bir gün istasyona bir hayat kadını gelir.
arkadaşlardan bir tanesi hayatında hiç milli olmadığı için kadını ona ayarlamak isteriz.
bu sırada pompacı gelir. pompacı kadını tanıdığı için arabulucu olur.
pompacı: hadi yap bir güzellik. ver şu çocuğa.
kadın: elli milyondan aşağı olmaz.
pompacı: ya ver işte otuz milyona. malzemeden kaybetmiyorsunya
kadın: ne lan. bana giren sanamı giriyo .sen ver o zaman o paraya.
iktidarsiz jigolo, 3 yaşında olan kuzeni ve anneannesi balkonda oturmaktadırlar; bu sırada küçük kuzen balkonun parmaklılarına çıkar birden... iktidarsiz jigolo : anneanne çocuğu tutsana düşeçek ya!
anneanne: gözü körmü? düşmesin. iktidarsiz jigolo: asdasfasf.
metroda beklenmektedir. yerde önümüzde "lütfen sarı çizgiyi geçmeyiniz" yazıyordur. Arkadaş bombayı patlatır:
+ abi sarı çizgiyi geçmeyeceksek trene nasıl binecez!
günümüzün gelişen teknolojisi gereği bazen mekanının msn olabildiği güldüren diyaloglardır. örnek vermek gerekirse az önce yaşadığım hadiseyi aktarmak isterim.
kahramanlarımız;
sebayettin* ve roark.
not: diyaloglar arası yıldızlı bakınızlar tarafımdan gerçekleşmiş iç seslerdir.
günlerden bir gün yine sıkıcı bir muhabbet. yine sebayettin'in ağzından ancak kerpetenle alınabilen kelimeler dahilinde klasik bir msn sohbeti. lakin bu defa hüküm süren o gergin sessizliği bozan taraf enteresandır sebayetttin olur ve şöyle yazar;
sebayettin : bbbbbbbbbbbbbbbbbb bbbb bbbbbbbbbbb bbbbbbbbbbbbbbbb b bb
roark : ?!!*
sebayettin : oh, rahatladım.
roark : ne diyon sebayettin ? bana bişey mi anlatmaya çalışıyosun, nedir ?*
sebayettin : yok ya, sana demedim. klavyede b tuşunda bi leke vardı da onu çıkardım.
roark : hönk !? bu mudur sebayettin. anlıyorum, evet.***
anne: o sacını her hafta boyayacağına eve 50 tane tavuk alırdık hepimiz yerdik. muhtarın karısı!
kız: sanki hiç tavuk yemiyoruz abura koyim gören afrikada yaşıyoruz sanacak.
anne: bi de renk yokmuş gibi gitmiş benim istediğim renge boyamış ben senin abura koyim. *
Arkadaşlar ile birlikte Tabu XL oynanacaktır, fakat benimle birlikte bir kişi daha Tabu XL'ı ilk defa oynayacak olduğundan bize oyun anlatılır. 15 karesinde ne yapılır, Çizim yapma karesinde hangi kartlar kullanılır vs.
Takımlar kurulduktan ve kafadaki soru işaretleri kalktıktan sonra oyuna başlamaya yakın birisi; "Ee, ne ile başlıyoruz ?" tarzında bir cümle kurar. Şahsımın verdiği cevap her şeyi bitirir.
"Besmele ile.."*
yer : bartın
zaman : yaz sıcaklığı
köy kadını ( x) , arkadas ( y)
x : a olum bağa ordan ıkı tane karpuz götüre ve
y : tamam
bahceye girer , iki karpuz kopartır teyzem seslenir.
x : a olum ora go bura götüme.
y : efendim ?
x : a olum ora go bura götüme diom sağa
y : anlamadım, ne yapayım ?
x : götüme go diom , diyerek bagırır..
tercüme ;
x : oğlum bana ıkı tane karpuz götürsene
y : tamam
-----
x : oğlum buraya götürme oraya koyuver
y : efendim
x : oraya koy buraya götürme diyorum sana
y: anlamadım , ne yapayım
x: götürme koy.
dışarıda cümbür cemaat maç izlerken;
anne:ya ben gözlükleri unutmuşum hiçbirşey görmüyorum.aa bak bak şimdi bu evlat var ya sanırım bizim takımdan, o sevinince bende sevineyim.
oğul:ya anne kişilik analizi yapma maçı izle allah aşkına ya!
siham i kaza dostlarıyla sokakta aheste aheste yürümektedir. bu esnada 3 4 tane burnundan sümük akan, kara kara çingen çocuğu, birbirleriyle pata küte kavga etmektedir. cocukların ağzından köpükler çıkması kavganın şiddetini anlatması açısından önemli. bu esnada orta yaşlı bir elemanla çocuklar arasında şu diyalog geçer.
- hşşttt pşştt napıyosunuz siz
+ sen kimsin laaa
- kavga etmeyin bakayım
+ cagalaşıyohh
sabah arkadaşlarla kahvaltı için buluşulacaktır, mesaj atılır;
+sabah 10:00 da çınaraltında buluşuyoruz.
gelen cevap:
-sabah çınaraltında boşyere beklemeyin,arkadaşınız gelmeyecek, çünkü siz arkadaşınıza değil bana mesaj attınız. *
lise yılları dertlenmişiz yine kafaları cekiyoruz ellerde biralar şaraplar vs. cengiz takılıoruz o sıralar ne hikmetse bi furyaydı gerci arada yine takılırız efsanedir abimiz.kafa bi milyon olucan sarkıyı söylerken cengizden:
-birliktee yazmıstıııkk kadermiziii
+ilk askııım sevgiliiim liseliim beeniim
-birlikte dedik olum biz yaaa seviyodu laaannn moruk devammm
seninle bir yastıık bir yorgaaan gibiiii
+hahaaaa lan sarfoooş ne yastıgı ne yorganı bir kagıt bi kalem gibiii auhauhauh
-olsun ben seviyorummm auhauhauhau
anne yılbaşına bir kaç gün kala takvim almıştır. babada bir akşam eve elinde takvimle gelir.
anne: aaa ben takvim almıştım zaten sen neden aldın
bir kaç saniyelik sessizlikten sonra
baba: olsun bunuda seneye kullanırız.
ya okul bitecek ya da eylüle kalacak , eylülde de veremeyiz şimdi bitsin sınav dönemidir. o kadar kader birliği yapmısızdır ki anahtarları vardır birbirimizde çoğu bodrum dibi katlarda bulunan evlerimizin arkadaslarla. gecenin üçü olmuş hangi ruh durumundaysam , hangi elimde taşımakta dahi zorlandığım kitap kendimi geceye atma isteği uyandırdıysa biraz paranoid olan - deli mi deha mı anlamadım hala- bir arkadaşımın sivrisinek dolu evine gitmeye karar veriyorum , yakın ama bir sokak aşağıda. eve girdim , uyumaz biliyorum ama ortada yok, odasının ışığı yanıyor.
b: ben a: arkadaş
b- nerdesin lan
a- sus
b- manyak ne yapıyosun
odasının kapısındayım,
a- gel ama kapıyı çabuk kapat
içeri girdim, odada göz gözü görmüyor, tilki çıkaracak sanki abartmıyorum, dumana dokunabilirsin o derece sigara içmiş.
b- bu ne lan sıyırdın mı neden içtin bu kadar sigara , havalandır sabaha çıkamazsın (pencereye yönelirim)
a- dur öldürürüm seni , kaç saat sineklerle uğraştım, öldüremedim bir türlü, sonra karar verdim, sigara içiçem , kanser yapıcam onları , kanserden ölecekler...
b- okulu bırak sen
baba: b
çocuk: c (dört yada 5 yaşlarında)
anne: a
metro yola devam ederken çocuk babasına sürekli bişiler sormakta ve genelliklede cevap alamamaktadır.
c: baba bu ne? baba bu bina kaç katlı? baba bu metro kaç kişi alıyo? baba metro nasıl gidiyor gibi merak uyandırıcı ve hiçte saçma olmayan sorularla bilgilenmek istemektedir
b: ne bilim olum ben, of sıktın ama, üfff sus artık gibi cevaplarla bu isteği karşılanmaktadır. anne ise bildiği kadarı ile ise cevaplamaktadır.
a: ben bilmiyorum babana sor baban bilir.
çocuk sorulara devam eder ve baba bombayı sonunda patlatır;
b: bir daha soru sorarsan geliyo beş kardeş, çok feci dövücem der ve çocuk herkesin ortasında azarlanmaktan son derece utanır. hatta ben bile ayıplarım babasını. *
metro devam eder, çocuk susar, baba mal mal etrafa bakar, sonra nedense birden çocuğa yönelip
b: evladım bak sen şu ağacın ne ağacı olduğunu biliyormusun?
c: .......
b: olum cevap versene
c: ......
b: olum neden susuyosun konuşsana
c:o ağacın amına koyim, hem döverim diyosun hem beni konuşturuyosun, bok baba, sk baba. boşa bu adamı anne boşa bu adamı der ve çocuk ağlar.
adam dumur yolcular dumur... ve kahkahayı basar herkes ama asıl bomba anneden gelir.
a: olum sen ne biçim konuşuyosun babanla bakim.. cık cık cık hiç yakıştıramadım sana.
c: iyide anne sen konuşuyosun ya babamla geceleyin bağıra bağıra böle
ortalık bir anda buz gibi olur, kıkırdamalar yerini gülmeye bırakır ve aile olay mahalini hemen terkeder.
(bkz: orgazm olmak için küfretmek)
(bkz: dirty talk)
Yer Beşiktaş Pizzahut
kardeş1: bi büyük çiftlikevi yeriz
kardeş2: ben yemicem olum tokum
kardeş3 ( ben oluyorum ):ben az yicem
kardeş1: o zaman 1 büyük çiftlikevi yeterde artar bile
garsonkız: ne istersiniz
kardeş1: bi büyük çiftlikevi
garsınkız: bi büyük alana bi büyük hediyemiz
kardeş2: heh şimdi y.rragı yediniz olum der ve güler 8 el hareketi ile) kendisi bunu içinden yaptıgını sanıyo.
garsonkız: öhö öhö
kardeş2: pardon ama ben size karşı yapmadımki o hareketi
eskiden oturduğum mahalleye, yani eski mahalleme uğramıştım. tam 9 yıldır ilk defa gidiyordum, bu yüzden eski mahallemin ayrıntılarda değişen siluetine baktıkça içim kötü oluyor, kendimi yaşlı hissediyordum. eski binalar boyanmış, karşı apartmandaki müzelik "erda eren idam edilemez" yazısı kapanmış, sokakları futbol sahası olarak miraz bıraktığımız nesil kendini teknolojiye(!) vermiş, mahalle maçlarını kazanınca bize meybuz dağıtan tuncay amca vefat etmiş...
kafamda kuyrukları birbirine dolanmış binbir tilki, kafam parçalı bulutlu, çok hafif de sisli sallana sallana yürüyorum eski sokağımda. tam bi sigara alevlendirecektim ki, tanıdık, ama benim tanıdığımdan daha kalın bir ses arkamdan bana seslendi:
-ariaaaa, lan ariaaaa
ana! yasin? bizim yasin lan bu! sesi kalınlaşmış, sakalları çıkmış, ama hala bizim yasin bu.
+yasin naber lan napıyorsun
-olum var ya anan kadir gecesi doğurmuş seni. biz de bütün çocukluk arkadaşları toplandık bu gece bizde, bir aria yok diyorduk ki sen çıkageldin.
+valla mı lan, yürü mna koyim gidelim.
gittik yasinlere. baran, selim, cemal, gözde, şevbu, funda, bora... hepsi orada. toplanmış ipneler hep beraber, alem yapacaklar, bana da haber vermeyecekler. olur mu lan, yer miyim ben.
lakin bu içlerinde cemal olanı ziyadesiyle dindar bir aileden geldiği için hayatında ağzına içki sürmemiş. herif 24 yaşına gelmiş ama alkolün tadını hiç tatmamış hayatında. ona kalsa hala içmeyecek ama hepimizin toplanması şerefine 1-2 bişiler yuvarlayacak işte.
neyse efenim, herkes başladı içmeye. daha biz yeni başlamıştık ki, cemal hepimizin "abi yavaş iç şunu ilk içişin çarpılırsın" tavsiyelerimize kulak asmadı ve zom oldu. hem de 1 birada! hem de öyle bir zom oldu ki herif, yatağa sürükleyerek taşıdık.
yalnız diyaloğun yaran kısmı bir bira ile sarhoş olması değil. büyüdüğümü anladığım o gül kokulu anılar da değil anlatmak istediğim. sabret olm iki dakika, yazıcaz alta.
neyse sabaha kadar içtik biz, kimimiz kustu (hepsiyle de ben uğraştım) kalanlar muhabbete devam etti.
sonra (haliyle) sabah oldu.
herkeste bir uyuşukluk, alkol sonrası baş ağrısı. cemal'den hala ses yok, mağarasında uyuyan boz ayı huzurunda horluyor camış.
biz kahvaltı masasını kurmaya uğraşıyorduk ki, bizim boz ayının kapısı açıldı, göbeğini kaşıya kaşıya romantik aşk adamı kimliğini pek siklemeden en kıllı haliyle daldı mutfağa:
-naptınız lan gece bana yaraam
+(kızlar var etrafta ayı) cemal, naber yavrum? nasıldı gece?
*cemal, ilk sarhoşluk deneyimin hakkında neler söylemek istersin? pişman mısın? bugün olsa bir daha yapar mısın
-siktirin lan amcık herifler
+hahahhahaha (hala amcık diyor ya, olum kızlar var sussana) puhahahahahhaha
-olum yanlız var ya, o son birayı içirmeyecektiniz bana. ne olduysa o son biradan sonra oldu!
+^'+%&
*^+&'/%/'^%
otobüse koşarak binen ismini vermek istemediğim kişi:
+oran sitesine gidiyormu abi
bakmadan kendine emin tavrıyla otobüs şoforü:
-gidiyor abisi
+iyi o zaman siz gidin ben gelmiyorum
seyircilerden yükselen kıkırdamalara aldırmadan yanlış otobüse bindiğini farkedip toparlayamayan, başı önde otobüsten koşarak uzaklaşan zavallı yazarın düştüğü hal.