doğudan gelmiş,işini tutmuş, civarla kaynaşmıştır. berberin oralarda boş vakitlerin de takılmaktadır..
b- ne o aslanım ı phone mu dinlion..
ç- yok abi yaa kütçe.
b- nee.!
şüphesiz en tuhafları taksiciler ile girilen diyaloglardır. günlerden bir gün roark bir yere yetişmek suretiyle taksiye atlamıştır. gidilecek yer söylenmiş, fazla laubali sohbetten hoşlanmayan bir bünye olarak eldeki dergiye dönülmüştür. lakin o da nedir tuhaf giden bir şeyler sezinlemektedir. nedir onlar? efendim dikiz aynası ayarlanıyor, fütursuzca göz atmalar, kesmeler alıp başına gidiyor. bir de üstüne orhan gencebay'ın beni böyle sev seveceksen parçası açılmış, ortam tamamlanmıştır.
işin fena tarafı adamın gittiği yol, söylediğim yerden geçmekte midir onu anlamayan ben; böylece bu muazzam diyaloğu başlatmış olurum;
roark: pardon ama bu köprüden dediğim yere ulaşabilir miyiz?
taksici: tabi. olma mı, bu köprü yeni yapıldı. kestirmeden gidiyoruz.
roark: öyle mi? nereye çıkıyor şimdi bu yol?
taksici: siz nereye isterseniz oraya çıkar. **
roark: * sağlam yapmışlar desene.
denir ve fondaki eşsiz müzik ile bu muazzam yola devam edilir.
üniversite öğrencisi a: ya okan windows' u kuruyorum,sonra gene hata veriyo.pc im bozuldu.
üniversite öğrencisi ben: hmm..ne yüklü ki bilgisayarda.
üniversite öğrencisi a: bilmem.
üniversite öğrencisi ben: servis pack 2 yi denedin mi ?
üniversite öğrencisi a: ya servis i çağırdım çağırdım da o da bişe yapamadı ki .içerde kahve çay içti gitti.
edit: burdaki üni öğrencisi a,tipik bir sarışındır.evet.
sınıfta en önce oturan, kalçasıyla * dağları devirebilecek kapasitede oturan arkadaş ısrarla 2 dönemdir konuşmamaktadır, sonunda hocalardan biri sorar ve manyak arkadaşlardan biri atılır...
-özlemcim niye hiç konuşmuyorsun?
+ ya hocam kem küm
deli arkadaş: dilimizi biliyo musun???
sınıf: kopmuş bir halde...
bizim apartmanın alt katındaki bakkal recep abinin bize yaşattıkları kederlerden bi kublede sunmak isterim . ki kendisi bu dünya üzerinde işini sevmeyen insanlar katogerisinde üst sıralardadır . kendisine burdan " ah be abi " demek istiyorum . ahhhhhhh !
- recep abi bu çukulatanın karamellesi yok mu ?
+ bunu yesen ne olur ki ?
- nasıl yani ???
- recep abi winston soft alabilir miyim ?
+ ne buluyosunuz bu finstonda anlamıyom ki ? 2001 versem ?
- yok yok bırakıcam sigarayı ben abi ...
- recep abi havalar da düzeldi ?
+ güneşi sevmem ben koç .
- abi ben taşınmayı düşünüyorum bu apartmandan .
+ havalardan ötürü mü ?
- slkslksuhs??!!lkdlkasd==??!
evli adamla ilişikisi olan evli kadın panik içindedir, sesini kısmıstır, korkak korkak konusmaktadır:
+dısarda oldugunu bildigimden seni arıyorum. karın telefonunun sifresini cozmus. benim numaramı bulmus.bugun beni aradı.
-hık.. ne! ne diyorsun sen! seni mi aradı! ne dedi!*
+seni tanıyıp tanımadıgımı sordu kim oldugumu nerde oturdugumu sordu.
-djfhsdjf
+ben de tanımıyorum ben osman diye birini siz kimsiniz dedim.
-osman mı? ne osmanı? hanımefendi benim adım tamer ben osman degilim.. oohhh.. cok korkuttunuz beni yaa..
+nasıl? yanlıs mı olmus.
-oofff nasıl korktum ya.. yanlıs olmus.
+peki..
k: kosovadan sonra bağımsızlık göbeğiminde hakkı..
Ben: göbeğinin sorunu ne?
k: çok büyük, büyümeye devam ediyor, ayrı bir bünye olarak yaşamak istiyor.
b: anlıyorum...
ankara'da ev arkadaşıyla birlikte kalan beholderr, evlerindeki internet bağlantısından çekmektedir. kablolardaki sorun nedeniyle bir gelip bir giden bağlantı, birkaç gün önce çözülmesine rağmen, dün gece şu diyalog yaşanmıştır;
torrente abanan arkadaş(hışımla odadan çıkarak): off aq yaaa!!!
beholderr(salonda kendi başına oyun oynamaktadır): noldu lan internet yok mu?
arkadaş: az var!!
beholder: peki.
gözlükçünün önünde içerde tamir edilmiş gözlüğünü alan sevgili beklenmektedir.(önemli not:bu gözlükçüye daha önceden gidilmiş çalışanlar zihinle aşina olmuşlardır)haliyle yapılıcak olan tek eylem "vitrine bakma" moduna geçmişken içerdeki deri ceketli kişinin dikkatle yazara bakıldığı hissedilir uzun süre sonra dayanmaz ve ne var işareti yapılır. deri ceketli de aynı hareketi yapar ve hızla yanınıza gelir.
deri ceketli - arven asya +
+hayırdır arkadaşım sorun ne
-estağfurullah ne sorunu yardımcı olabilirmiyim (aynı zamanda sırıtır)
+olamazsın başkasına ol
deri ceketli tekrar içeri yönelir
+(iç ses) allahım ya ne abazalar yardımcı olacakmış sanki yardım istesem mağazanın çalışanı yok müşterinin teki yardım edecek
tam bu anda deri ceketli tekrar yazarın yanına gelir
-hanfendi lütfen dışarda beklemeyin gelin bi çay ikram edelim
+aa sen fazla oluyosun ama gitsene arkadaşım yapıştın allah aşkına sen nasıl bi sapıksın yahu
-pardon sapık değil buranın elemanıyım ben (bu olayı dinleyen diğer elemanlar kırılır)
+aaaa çok pardon ama sizde baştan söyleseydiniz ya
-hanfendi bir mağzanın önündesiniz bende mağzadan çıktığıma göre daha farklı ne olabilirki?
+ne demek olur mu olur canım
(ve karşınızda elemanın cevabı)
-siz acaba bu gün kendinizi biraz fazla mı özel hissediyorsunuz?
hızır gibi yetişen sevgilinin eline yapışıp cevap vermeden oradan uzaklaşılır ve mağzanın adresi bir daha hatırlanmamak üzere unutulur.
evde binbir gece dizisi izlenmektedir. üst komsumuzun 10 yaşındaki ufaklıgıda bizimle diziyi izlemektedir. ali kemal adlı karakter köyden gelen akrabası kız ile cinsel ilişkiye girmiştir kız bakireliğini kaybetmiştir. dizide artık bakire degilim gibi bir laf geçmiştir. ve bomba gelir ;
u:ufaklık , *
i:ilhan *
u:ilhan amca bakire nedir ?
i:(cigarasından bir fırt çekerek) daha önce s.kilmemiş kıza denir oğlum. biz ingilizler first bLood deriz . ~swh
~
türbanla ilgili bir tartışma programı çıkışı türbanlı bir kızla bir arkadaşın arasında geçen konuşma
türbanlı kız: tk
bi arkadaş: ba
tk: türban dinimizin gereğidir, şöyle şöyle şöyle... saçımızı erkeklerin gözlerinden saklıyoruz
ba: aslında erkekler bir bayanda ilk önce saça bakmaz biliyormusunuz önce gözlere bakar ve sizin gözleriniz çok güzel
tb:... dumura uğramış bir şekilde ağzı beş karış açık arabasına binmek için hamle yapmaktadır. *
evde arkadaşlarla beraber çay içiyoruz. arkadaşlardan biri de burmalı **.
bu arkadaş bir bardak çay içti, çayını tazelemesi için bardağını bana uzattı. ben de bardağına çayın demini koymaya başladım. tam çayın suyunu da koyacakken burmalı arkadaş:
- biraz daha dem koyabilir misin?
- hadi ya çok demli olmadı mı? nasıl içecen?
arkadasımız bize eğlenelim diye bi soru sormaya çalışmaktadır. zaten herkesin canı sıkkın olan bi gecede arkadas soruyu tam olarak hatırlayamamaktadır.velhasılı kelam arkadas tam 15 dakika sorusunu tam olarak sormaya çalışırken. aşağıdaki diyalog gecemizi şenlendirmiştir.
- ya durun hatırlayacağım. he buldum adam pencerenin önunde atlayacak tel. çalıyor. ee kem kümm.
^^ yaa sen bize cevabı ver biz sana soruyu söyleyelim, allah peygamber aşkına yaa..
-bugün çok değişik bi' gün!
+sebep?
-29 şubat bugün.
+eee?
-4 yılda bi' şubat 29 çeker ya ondan.
+ne olmuş canım ben de iki günde bi' 31 çekiyorum!
-#^$?*
anında görüntü show'da:
diş hekimi: gelin efendim dişlerinizi tedavi edelim.
ayhan: diş minelerime bir şey olmayacak değil mi?
özlem: ne minesi be mahmut olmuş onlar!
seyirci: egzotik romantizm!
özlem: hee benim de cebimde koana var zaten.
sınıfa sinirlenip dersi kesen ve öğretici konuşma yapan öğretmen:
-arkadaşlar bu bir arz talep meselesidir.siz isteyeceksiniz ki ben vereyim.istemezseniz veremem ki.hem ben verip siz alınca ortaya güzel bir ürün çıkacak.
öğrenci topluluğu:
-nihhahohauha
pes etmeyen öğretmen:
-şimdi gülüyorsunuz ama ileride bu söylediklerimin ardındaki derin ve gizli manayı, sırları kavrayacaksınız.işte o gün göreceğim sizi!
güneş operasyonu ile ilgili haberleri verirken bir yandan da askeri bi görevlinin yorumlarını alan mehmet ali birand, ekrandaki dürbünlü askeri göstererek paşamıza sorar:
+efenim bu nedir?
-dürbündür.
+eee (soru bulamaz) bunun gece görüşü falan da var mı?
not: kendisi artık reha muhtar'ı aratmamaktadır.koca dürbünün ne olduğunu anlamadın mı insafsız!