-16 takım mı var şimdi avrupa şampiyonasında?
+evet.
-4 erli 4 grup yani?
+yok kanka 2 şerliden 8 grup, ilk iki de bi üst tura çıkıyo. Mal mısın aq bi de ciddi ciddi soruyo*.
zavallı yazara dadanmış telefon sapığının gündüz işkencesi,
birinci gün ;
+alo, çiğdem sen misin ?!
-yok çiğdem felan burada, yanlış numara bacım.
+kiminle görüşüyorum ?!
-çiğdem olmadığıma göre senin için mühim olmayan biriyle, hadi allaha emanet.
ikinci gün ;
+alo, çiğdem orda mı ?!
-yahu, yok çiğdem felan burada arkadaşım. sakat mısın sen yav ?!
+kiminle görüşüyorum ?
-!!!!!
üçüncü gün sapık hayatının hatasını yapar ve yazar uyurken arar ;
+alo, çiğdem napıyorsun ?!
-hay çiğdem kadar ---- düşsün anayın ----'a bi git başımdan be sürtük !
sabahın köründe kalkmanın, uykusuz kalmanın ve kahvaltı bile etmediğim için iq seviyemin yerlerde gezdiği bir anıma denk gelmiş diyalogtur.
filipinlerden gelen bir tableti bilgisayarcıya göstermek için gitmişimdir. amacım wireless sistemini çözememiş olmam, daha doğrusu türkiye'de lisans sorunu nedeniyle aleti çalıştıramamdır. sormam gereken tam olarak budur bilgisayarcı abiye ama olaylar şu şekilde gelişir ve basiretim tutularak 0-6 yaş zeka seviyesine inmem bir olur;
ben: abi ben bu tableti çalıştıramıyorum.
bilgisayarcı: prize takmayı denedin mi peki?
ben: hayır abi. ( halbu ki alaksı yok sürekli denedim ama neden bu cevabı verdiğim hakkında en ufak fikrim yok.)
bilgisayarcı: sen ne okuyorsun?
ben: iktisat.
bilgisayarcı: yazık, gerçekten çok yazık..
ben: ?!?!?!!!?1bir!?
mavi ekran vermek tam olarak böyle bir şey olsa gerek..
+e ben anlamadım bu konuyu.
-kanka bak şimdi ben o konuyu şifreledim.
+a nasıl anlatsana bana da.
-bak şimdi sempatik sistem heyecan endişe gibi durumlarda ortaya çıkıyor ya.
+evet
-işte düşün ki biz heyecanlanıyoruz glikojen glikoza çevriliyor ve kilo alıyoruz.
+ben: hee anladım tamam.
-anladın mı?
+heyecanlanınca kilo alıyoruz evet hıhı evet.
istanbul üsküdar'da bir çay bahçesidir. iki tane rocker ve bir o kadarda sempatik, genç iki arkadaş sohbet ediyorlardır.
-kanka ibo bu aralar çok kötü yav.
+neden moruk?
-ceren'den ayrılmış olum fenalarda yani.
+hadi be...
-valla evden çıkmıyo lan.
o esnada ''ibo'' denen arkadaşta geliyor ve dert yakınmaya başlıyor, bende ister istemez kulak misafiri olduğum için aşk acısı çeken arkadaş dönüp soruyor bana;
-umut sarıkaya değil mi abi?
+aynen öyle. diyorum.
ve herkes bize bakıyor. sonra masalarına oturuyorum, muhabbet sohbet... aşk acısı kötüdür, kabız olmak gibidir, ne osurabilirsin ne de sıçabilirsin, ne unutabilirsin ne de elde edebilirsin... hüznü gözlerinden okunan bir kardeşimi, bir nebze olsun güldürmenin, efkarını dağıtmanın verdiği o hazla oradan ayrılıyorum.***
oda arkadaşımla ev özlemi çekerek yoğurtlu sarma yemek istedik, istanbuldan henüz gelmiş bir kap sarmaya da sahiptik. bir kaç tane bitirdikten sonra;
i:Cansu şu yoğurdun bi son kullanma tarihine bakayım ya ekşi gibi tadı.
C:yavrum bakmana gerek yok kaç gündür odadaydı o yoğurt geçmiştir tarihi çoktan.
i:(geçmiş)...
amcam bihaber aramış;
a:nasılsın kızım?
i:amca zehirlendim galiba yaa tarihi geçmiş yoğurt yedim.
a:olsun kızım, Allah verdiyse napcaz.
i:---
annem 10 saat önceki çağrımı yeni görmüş;
i:anne tarihi geçmiş yoğurt yedim bi şey olmaz demi, midem bulanıyo sanki.
a:hahaa hayırlı olsun kızım zehirlendin, kusarsında sen şimdi.
arkadaşıma söyledim biride benimle ilgilensin diye;
i:zehirlendim kimse iplemiyo beni
m:domuza bi şey olmazda ondan.
diğer oda arkadaşımla telefonla konuşurken;
i:hazel yavrum sarma yiyoduk yoğurtlu sonra bi baktım yoğurdun tarihi geçmiş.
h:vay şerefsizler bensiz sarma mı yiyodunuz.
biride demiyor ki git doktora veya ay kıyamam falan.
h: hanna
a: anne
k: erkek kardeş ( diyalogun gerçekleştiği yıl lise bire gitmektedir).
anne bir şeylerden bahsetmektedir.
a: işte öyle bir karın ağrısı ki sanki regl oluyorsun.
h: anne çocuğun* yanında regl deme.
a: a yok o herşeyi biliyor. sor bak.
h: ablacım regl ne demek?
k: abla siz kadınların her ay gördüğünüz bir çeşit kanama.
h:%&/(+%&
iç ses: ne zaman büyüdün sen?
3 arkadaş kahvaltı için çiçekliköye gidilir.dışarda kır kahvaltısı yaparken birden bir kelebek arkadaşın omuzuna konar.yanımda oturan diğer arkadaş;
+aha lan kelebek konunca harbiden kötü duruyormuş dedi. (bkz: at sikine kelebek konmasi)
bizim durumu 5 saniye sonra anlamamız ve gülmekten ziyan olan bir kahvaltı masası.
prosedür gereği müşteriye başka bir danışmanla çalışıp çalışmadığını sormamız gerekir, ççünkü biz de ona göre bir çalışma sistemi düzenliyoruz. müşterilerden biriyle görüşülür araştırma yapılmaya başlanır. iş soru kısmına gelince diyalog şu şekidle gelişir.
ben: g
müşteri: m
g: peki o zaman ben bu özellikler üzerinden arama yapıp size bir sunum hazırlayacağım.
m: peki çok teşekkür ederim.
g: yalnızbaşka her hangi bir firmayla ya da başka bir danışmanla daha ortak çalışmanız var mı?
m: neden sordunuz yoksa kıskanç bir danışman mısınız?
(işte konuşmanın bu anında gülsem mi ağlasam mı bilemedim gerçi baya güldüm orası ayrı.)
g: yok efendim bu bilmem gereken bir şey ki ben de ona uygun sunum dosyası hazırlyacağım.
m: ha pardon ben yanlış anladım.
işyerinde sıkıntıdan ve yorgunluktan çatlayacakken, 2 dk nefes almak için bir grup arkadaşın yanına gidilmiştir.
- selam kızlar, geçiyodum uğrayayım dedim.
+ hoşgeldin. itiraf et, bizi göresin geldi de mi?
- yok hayır
+ ...
- yani, size özel bir durum değil. kimseyi göresim gelmez benim. duygusuzum ben. öyle vakit geçsin diye geldim.
+ ...
- normalde göresi gelinecek insanlarsınız.
- neyse ben gideyim.