- az bi saniye
- evet bende bu anı bekliyordum
- neyi ?
- bu kız bana ne zaman yazıcak diye
- komik
- neden olmasın
- pazar buluşuyomuyuz
- heya maç var akşam muhtemelen sevgilim beni ekicek
- tehlikenin farkında olman gerçekten çok akıllıca
- onunla yaşamayı öğreniyorum
- ...
2 ayın verdiği yalnızlığın ardından bünyenin arkadaş ortamındaki isyanı sonucunda gelişen diyalog;
-: arkadaş
+: bizzati şahsım
-olum çok yalnızız. ne olacak böyle.
+sevişmemiz lazım olum.
-ben ön sevişmeye de razıyım yaa.
+valla ben ön sevişirsem arkasında da sevişirim.
-?!*?!*
+ahmet abi ya sence kaç tane yıldız vardır gökte,
- 7 milyar tane..
+bi yerden mi okudun abi yoksa kafadan mı sallıyorsun.?
-yok be abisi ne sallaması, bak şimdi dünyanın nufusu 6-7 milyar arası, herkesin kendine ait bir şans yıldızı var desen, al sana düz hesap 7 milyar yıldız. çaktın mı köfteyi. *
+kızım bi dakka dur ya
-durmuyorum kızım
+kızım ne, diyeceksen oğlum de erkeğim ben
-ben de kızım
+kız mısın?(mecnun edasıyla)
sessizlik...utanç sessizliği.
aslında pek yaran bir diyalog değil ama gerçekten çok ilginç bir diyalog.
istatistik dersimize yard. doçent doktor ünvanlı bir hoca girmektedir. kendisi biraz saf bir tiptir ve gerçekten hayrete düşürmektedir bizleri ünvanı ile. ders arasında kendisi ile aramda geçen diyalog:
- hocam ne üzerine doktora yaptınız?
- neydi yaa... şey. bla bla bla.
evet. adam ne üzerine doktora yaptığını hatırlamak için 3-4 saniye kadar düşündü ve ondan sonra cevapladı.
olay olimposta geçer.2 kız ve artis bir çocuk bir sanat atolyesine gelir,çocuk ürünlere bakar ve bunlarda ne ki çok kolay ,çok sıradanlar der,usta ise almak zorunda değilsiniz gibi bir tepki verir,kızlarda ustaya dönüp hoop dikkat et bak sezar ın torunu o derler.bizim usta ise şöyle bir bakar sezarın hangi eşinden pompei dan mı calpurnia dan mı biliyosunuz sezar ın çok gayrimeşru çocuğu var der.içten içe güldürür.
arkadaşla izban yolcusuyuz. çaprazda çocuklu bir aile var, çocuk yerinde durmuyor, bir oraya bir buraya. arkadaş çocuğun dikkatini çekmek için sürekli çocuğa göz kırpıyor, el sallıyor. çocuk görür görmez daha bir hevesle oynamaya, ailesiyle muhabbete başlıyor. inecekleri zaman geliyor ve kapıya doğru yürüyorlar. arkadaş yol boyunca çocuğa türlü sevimlilikler yapmış ve ben dayanamıyorum, yorum yapma gereği duyuyorum.
ben: aga çocuk çok tatlıymış hakikaten yaa.
türlü sevimliliklerle çocukla oynayan arkadaş: bırak yaa kafa sikiyo.
şarköy limanında ibrahim abi nin yanında çay içilmektedir. trakya ağzı paso küfrediyor tabi. ilerde bir çift belirir ve dikkatlice onlara bakar. bu kız onun çok samimi arkadaşı olan mustafa nın kızıdır. bak kıza gemilerin arasında sikişiyor. bunun anası da böyleydi demeye başlar. abi deme öyle o yakın arkadaşının kızı anasının a..ğını s.keyim banane bea der. aradan 10 dakika geçer ve mustafa gelir. naber nasılsından sonra senin buralardaydı biraz önce diye lafa girer. mustafa ise hee gezer benim kız asker gibidir * he asker asker hatta senin kız bildiğin komutan olmuş mustafa.
telefonla görüşülen urfa bayisi acil olarak yedek parça istemekte kargoyla yarın ellerinde olabileceğini belirttim adam ısrarla kardeşim ver otobüse ben buradan alırım diyor bekle müdüre sorayım diyor ve müdürün kapısına dayanıyorum telefon elimde ve açık;
ben: müdürüm urfa dan ürünü acil istiyorlar otobüse verebilirmisiniz diye soruyorlar nasıl yapalım?
müdür: sor bakalım validesi güzelmiymiş
elimi telefona kapattım fakat eleman duymuş
urfalı: vay yavşağa bak, olum müdüre söyle hepsini duydum hiç yakıştıramadım ona
ben: abi ben otobüse veririm fakat normalde bu uygulamayı tercih etmiyoruz ama bir seferlik olsun
urfalı: tamam lan kızmadım müdürün ne mal olduğunu biliyorum zaten sen fazla takılma ona.
ben: eyvallah abi kusura bakma.
neyse.
a1: ben kütüphaneye gidiyorum kızlaaar, sınav var yarın geç gelirim
a2:(bu şahsiyet ve benim yarına iki adet vize var, ve ben de o da hiç çalışmıyoruz. öleceğiz rahatlıktan. saat gece yarısını çoktan geçti.):beni de götür yaa, ama ders çalışmayam.*
ben:ahah "mayam" nedir hacı ya, mayam dedi
a1:aaaaa olmaz kızım o iş yaş.
a2: yaşş! yaş mayam.
biz: ahahahaha yaş maya ahahahahaha
a1:arı maya
ben:uff berbat. sözlüğe yazayım bunu.
a2:e sen ne ara girdin sözlüğe
ben:not alayım hacu, sonra yazarım bi ara
a2:ulan ders atlatıyom burda kaç saattir not al desem almazsın.
biz: ahahahahahahahahahha
twitter'da gördüğüm, hoşuma giden bir iletiyi, başına RT ekleyerek facebook'ta da paylaşmıştım. ** ardından kılink sesiyle birlikte, bir arkadaşım onlinedan yazdı:
+ recep tayyip mi etmiş bu lafı?
- djkhgdjkas. hassktr.
ben terasta oturmuş dinliyorum.aşağıda geçen diyalog şu:
t:yavrum top oynamayın şurda be çocuğum
ç:teyze allah aşkına bu kaleleri niye koymuşlar buraya?
teyze büyük bir ciddiyetle beni koparan şu cevabı verdi:
- niye olcak halı asmak için!!
lazın biri arkadaşına çok kızar. sürekli pineklediği kahveye gider ve oradakilere başlar dert yanmaya. şöyle oldu, böyle oldu, bana bunu yaptı vs. anlatırken sinirlenir ve bana haksızsın diyenin koyayım anasının mına der.
sonra kahvedeki herkesin gözünün içine bakarak o mukemmel soruyu sorar,
bir yandan okurken bir yandanda çalışıyorum. sakarya'da bir parkta bardak mısır satarken üniversiteden arkadaşımın biri:
- pardon o mısırı tencereyle alabilir miyim?
bende durur muyum? yapıştırdım cevabı:
- beyefendi insanlara satış yapıyoruz hayvanlara değil...
çocuk hayata küsmüş bir şekilde yoluna devam eder.
yer trabzon
şoföre 5 lira uzattım, tek kişi dedim. tek kişinin ücreti 1.5 lira olmasına rağmen adam 2 lira uzattır.
- abi iki kişi değil tek kişi alacaktın 5 liradan.
- haa tamam der ve elimdeki parayı da alır sonra 0.5 lira uzatır.
- bu sefer abi beş liradan üç değil tek kişi alacaktın dedim sen üç kişilik aldın.
- adam ne deyusun kardeşim paran mı yok dedi,aynadan yüzümü hiç görmedi sanırım.
yanımda duran bir şahıs mevzuya dahil olur ve beni bu paradokstan kurtarır;
- haçan ver şu uşağun barasıni , uşak 5 verdi sen 0.5 kuruş uzataysun, tirabzonli olduğun ne kedar belli.
- adam ben trabzonli değilum of liyim der ve olayı kapatır hiç bişey olmamış gibi.