bi edebiyat sınavı sonrası 'melekler korusun'la dalga geçilmekte çocuğun kıza yazdığı şarkı ti ye alınmaktadır...
arkadaş1: onun saçlaarı vaarr dallgalııı..
e.k: ama jölee sürmeekteen döküüllmüüşşş
arkadaş1: o artııkk bir keeelll
e.k: heeyyykeeellll.. hey kel saçın döküüllmüüşşşş...
arkadaş2: tanımıyorum hiç ben sizi!
önemli bir evrak harıl harıl aranmaktadır o sırada muhendis arkadaş içeri girer ,
-hayırdır napıyon?
+ abi evrak arıyorum dün valilikten gelmişti. eki filan da vardı ya hani o evrak yok ortalıkta
- eki ben de abicim onun.sikini de müdüre verdim. oynuyor şu anda.
+ wuhahhaa
- hey! bakın bişey buldum!!
+ ne var yine jeton?
- ya diyelim ki birine laf sokmak istiyosunuz ve bulunduğunuz yerde kale var
+ eee??
- sen şu kaleden içeri girsen gol olur diyince laf sokmuş olusunuz!! *
+ zönk!! hönk!!
- salaaak!! işte karşı tarafa top demiş oluyorsunuz
+ anlıyoruz seni jet anlıyoruz...
arkeolojı okuyan arkadaşımızla aramızda geçen muhabbet..y:ne zaman kazmaya başlıyorsunuz? x:kızım dersleri iyi olan gidiyormuş kazıya..çalışmam lazım bu yüzden.. y:hadi ya öylemi ama bak eğer kazamazsan üzülme sakın olmadı alır kazma küreyi bizim buraları kazarız tamammı? x:kızım manyakmısın sabah 5 de kalkılıyormuş kazmak için,ayrıca kazma kürek kullanamayız özel şeyler kullanmamız gerek esere zarar veririz..y:hea tamam ozaman ezanı kıldıktan sonra gideriz kazmaya yeterki sen mutlu ol..z:ehauhe ezan kılınırmı lan namaz demek istedin heralde..y:ehauhe evet...z:mezarımızı kazsana sen bizim..x:manyakmısınız ya bir gidin işinize...
arkadaşa emesenden fotoğraf atılmaktadır. arkadaş erkektir.
a-ya koysana artık kızım
e.k- ya koydum sen alamıyosun
a- aldım almasına da hepsini almıyor ki!
e.k- kabul ettin mi hepsini?
a- ettim almıyor!
e.k- neyse sen diğerini koy..
a- onu koyamıyorum ki hepsini almadan!
hava trafik kontroloru ve pilot arasindaki su diyalog;
atc: cessna g-arer what are your intentions? *
cessna: to get my commercial pilots licence and instrument rating. *
atc: i meant in the next five minutes not years. *
37.000 ft te ucan bir pilotun hava sahasi gecis izninde 370.000 ft te uctugunu soylemesi uzerine yasanan su diyalog;
pilot: xyz approach, kt-450 is at flight level three thousand seven hundred. *
approach: roger kt-450, contact houston space center. *
pilot: roger xyz approach. kt-450 is to.. what did you just say? *
pusula okumaya calisan kaybolmus ogrenci pilot ile hava trafik kontroloru arasindaki diyalog;
pilot: i'm lost; i'm over a lake and heading toward the big e. *
atc: make several 90 degree turns so i can identify you on radar. *
(kisa bir duraksama..)
atc: okay then. that lake is the atlantic ocean. suggest you turn to the big w immediately... *
evin üst katında tadilar vardır çıkan moloz çuvalları apartmanının önünün mesken edinmişlerdir. rahatsız komşu şikayete gelir.* 45 dakika boyunca konuşur bi noktadan sonra e.k nın annesinde sabır tükenir.
anne-bakın kaldırıcaz onları hede hanım. biriksin de bi seferde gitsin diye bekliyoruz
hede- iyi ama benim gördükçe midem bulanıyor!
anne- molozdan mı
hede*- *hem her şeyi koyuyolar oraya çöp bile var.
anne- yok ki çöp orda
hede- geçen gün kedi yavrusu bile koymuşlar ölmüş hayvan
anne*- e yuh artık kedinin g.tüne de ben mi sahip çıkıcam! yavrulamış bırakmış aa...
hede- eror!? **
(ava odasında birer karış açık gözlerinden ve ağzından sular akıtarak alice oynamaktadır. babası odasına girer ve sorar:)
-kim var bu tuvalette bi saattir?
-valla ben yokum baba!
Hamza: Melike köpeğin karnı aç, yemek versene.
Melike: Ekmek arası salam yapayım mı?
Hamza: Köpeğe mi?
Melike: Köpeğe neden yapayım ya, Cüneyt'in karnı aç değil mi?
Hamza: Hayır köpeğin.
kadın-hadi kocacım carrefura gidelim
kocası- hayır yorgunum...
yılmayan kadın- hadi gidelim bak acayip indirim varmış...
kacası-yorgunum ama aaa...
kadın-bak bi lira günleri başlamış herşey bi lira
kacasi-aaa baskı yapma, sıkıldım offf.
kadın- tamam canım baskımı geri aldım hadi gidelim...
3 arkadaş interrail ile ilgili olarak muhabbet etmektedir;
ozpandora : venedik'te gondola para yettiremeyiz, anca yüzeriz..
y : 3 salak diye haberlere çıkalım sonra.
x : yaaa italya'ya gideliiim, makarna yeriiiz..
y : ispanya'ya da gidelim, adam yeriz!
Komutan ve eğitim çavuşu * doğuya dağıtımı çıkan askerlerle eğitim esnasında sohbet ediyorlar.
k: Operasyona gittiniz dağda kaldınız günlerce. Yiyeyecek de bitti ne yapacaksın? ne bulursan yiyeceksin. Mesela yılanın kafasını ve kuyruğunu kesip ortasını yiyebilirsiniz. Tadı nefistir. Kaplumbağa da yiyebilirsiniz. Tadını ben sevmemiştim. Kurbağanın bacağı da olur.
dud: Komutanım!
k: Ne var lan!
dud: Galiba atın da sağ bacağı yenebiliyordu öyle birşey duymuştum.
k: sen git atın yarrağını ye!
ahah, hala gülüyorum. kartal-kadıköy seferini yapan dolmuştaydım 15 dakika önce. böyle bir diyaloğa şahit oldum. yarım yarım yarıldım ayol. hemen koşa koşa bi kafeye attım kendimi bu olayı anlatabilmek için. anlatıp çıkıcam.
belki bir tane şık, sir, yazar aynı dolmuştadır da bu entryi okur, lütfen bana ulaşsın yaa. ahah. neyse,
dolmuşa bindim, en ön koltuk boştu hemen kaptım orayı. bayılırım en ön koltuğa, dertten tasadan uzak yalnız bir yolculuk. tıpkı karayiplerin sıcacık sularından çıktıktan sonra buz gibi bir duşa giderken yapılan yolculuk gibi. bunu yaşamayan bilemez.
en öndeyim ve yolculuğumu yapıyorum. arkadan bir ses geldi,
- müsait bir yerde inebilir miyim acaba?
soru bi kere faul. kulağa enteresan geliyor. yani, "müsait bir yerde bırakır mısın?", "sağda inecek var.", "haurda eelen." gibi türlü türlü istek cümleleri varken kulağa yabancı geldi tabi bu. şöför de benle aynı fikirdeydi sanırım. şöförü tarif edeyim, genç, esmer, fırlama bir arkadaşımız. kadının bu sorunu duyduktan sonra yavaşladı ve dolmuşu sağa çekti. ardından şöyle dedi,
- bakalım inebilecek misiniz?
heyecanlı bekleyiş başladı. bütün yolcular felfecir bu sorunun cevabını bekliyordu. genç bayan acaba dolmuştan inebilecek miydi? tam bir kaos ortamı, felaket. zaman slow motionda ilerleyedursun ben aklımdan neler olduğuna dair bazı teoriler geçiriyordum ve şu sözle irkildim.
- inebilirmiş...
şöför aynen böyle dedi. kadını inerken arkasına dönüp izledi ve kadın inişi tamamladıktan sonra otomatik kapıyı kapama tuşuna basıp kafasını yavaşça önüne çevirerek sessiz bir şekilde böyle dedi, "inebilirmiş..."
bu son söz, şaşırmışlık ifadesi beni olduğum yerde gülme krizine soktu. dedim ya hala gülüyorum yaa, ahaha. dur bi sefer daha yapim ben.
tv: skytürkte edebiyatta oryantalizm tartışılcacak.
eleman 1: oryantalizm ne lan?
eleman 2: olm işte edebiyatta ortaya bi laf atıp ondan sonra kıvırmaya çalışma gibi bi şey heralde.
mahallede yerel halk toplanmış, ergenlik dönemi hakkında seminer verilmektedir.
konuşmacı:k
yaran dinleyici amca:yda
k:* avrupada genç kızlarımız ergenlik döneminde erkek arkadaş vs edinmezse, bizdekinin aksine adamlar kolundan tutup doktora götürüyor, bir problemi mi var diye!!?? *
yda:niye? godoşlar mı?